Diego Buonanotte

Toulon Turnuvasında dün ilk maçlar oynandı. Günün kapanış maçında Arjantin gençleri, Hollanda’yı 4-0 yendi. Arjantin’in sahada en çok dikkat çeken oyuncusu Diego Buonanotte idi. Fiziksel dezavantajına rağmen, sahada döktürdü. Bir de gol attı Hollanda’ya… Buonanotte’yu ilk izlediğim günden bu yana uzun bir zaman geçtiğini farkettim. Onun hakkında birşeyler karalamıştım, hatırladım. Arşivden çıkardım yazıyı, şimdi buraya ekliyorum. Buonanotte’yi hakkında 27 Mayıs 2008’de yazdıklarımla, şu anki Buonanotte’yi birlikte karşılaştırmak istedim. Kasedi geriye sarıyoruz;

“Gece yatağıma yattım ama uyku tutmadı. Kendimi televizyonun karşısına attım. Hep ışık hızı sesten hızlıdır derler ama bizim televizyonumuzda ses, ışıktan hızlı ;) Önce sesler geldi TV ‘den! Çılgın taraftar sesleri… Gözlerim parladı! Görüntüye kavuşmamla birlikte kendimi River Plate- Independiente maçını izlerken buldum. Maçı izlememdeki ana sebepler Ariel Ortega ve daha önce birkaç kez izleyip de beğendiğim Radamel Garcia Falcao. Ortega yedekler arasında, Falcao ise tutuk… Ama sahada öyle bir çocuk var ki, maçı izleme sebeplerimde radikal değişiklikler yaratıyor bir anda… Çocuğun adı Diego Buonanotte…

Buonanotte hakkında bazı bilgiler vermek gerekirse tam adı Diego Mario Buonanotte Rende, 19 Nisan 1988 de Arjantin Santa Fe ‘de dünyaya gelmiş. River de ilk maçına henüz 17 yaşındayken, 3-1 kazandıkları Instituto karşısında 9 Nisan 2006 ‘da çıkmış. Ardından bir hafta sonra Boca derbisinde ikinci yarıda oyuna girip hem gol atmış hemde maçın 2-0 kazanılmasında kilit rol oynamış.

Buonanotte ‘nin pas verme, teknik ve top sürme yetenekleri olağanüstü… Kesinlikle izlenmesi gereken bir yıldız adayı… Sol kanat ağırlıklı oynasa da tam anlamıyla bir oyun kurucu. Zeki bir futbolcu olduğunu her hareketinde, her pasında belli ediyor. İkinci yarıda oyuna giren Ortega bile gölgesinde kalıyor. Maçı izlemekten inanılmaz keyif alıyorum. Maç 0-0 bitiyor. Golsüz bir maç bu kadar göze hoş gelebilir. Ama bir maçta karar vermemeli diyorum ve Ntvspor’un 24 Mayıs gecesi River-Huracan maçını yayınlayacağını öğrendikten sonra bu maçı beklemeye başlıyorum. Buonanotte yine sahada döktürüyor. Sahada basmadık yer bırakmıyor. Maçın sonlarına doğruda Ortega’nın muhteşem pasıyla golü buluyor. River 1-0 Huracan…

Buonanotte’yi bu kadar övdüm ama bazı eksiklikleri var elbet. Herşeyden önce fizik anlamında kendini geliştirmesi şart. 1.60 boyunda ve oldukça zayıf. Avrupa nın sert savunmalarında ezilebilir. Avrupa nın büyük takımlarına yol almadan önce fiziğini geliştirmeli! Zira, Avrupa futbolunun sert koşullarında Riquelme ve D’Alessandro gibi yeteneklerin nasıl kaybolduklarına tanıklık ettik.

Buonanotte konusunda son bir nokta, Messi ‘den bir yaş küçük ve Kun Agüero ile yaşıt. Aslında gereken patlamayı yapmak için her an geç kalabilir…”

Son cümlede belirttiğim patlama gerçekleşmese de; Buonanotte bu sezon Arjantin liginde çok iyi bir performans sergileyerek, dikkati iyice üzerine toparladı. Dün sahadaki en iyi oyuncuydu, ancak fiziksel yetersizliği de en az tekniği kadar dikkat çekti. Toulon turnuvası gereken patlamayı yapması için son şansı olabilir. Buonanotte elbet Avrupa’da bir takıma transfer olacaktır. Ancak Toulon’daki performansı nereye gideceği konusunda belirleyici olabilir.

Dün gece oynanan maçta, Hollandalı oyuncular onu sürekli faullerle durdurdular. Takımına birçok kez serbest vuruş kazandırdı. Hatta birde ceza sahası dışında düşmesine rağmen penaltı… Ancak Avrupa’nın birçok liginde hakemler bu kadar kolay düdük çalmayacaklardır. Yetenek anlamında Messi seviyesine yakın ama fiziksel anlamda onun çok gerisinde Buonanotte…

Reklamlar

Toulon Turnuvası 2009

Tournoi_de_Toulon_1967

Toulon Gençler Turnuvası 2009 yarın başlıyor. Bu sezon 3 -12 Haziran arası oynanacak turnuvanın yukardaki fotoğrafta gördüğünüz ilk afişi. Görüldüğü üzere 5 kulüp takımı katılmış 1967’deki ilk Toulon turnuvasına. İlk organizasyonun şampiyonu Anderlecht takımı olmuştu. 1967-1974 yılları arasında ara verilen turnuvaya, 1974 yılında yeni bir çehreyle yeniden başlanmıştı. Turnuvanın 1974 ayağına 8 takım katılmış ve bunların dördü ülke, diğer dördü de kulüp takımı olmuştu. 1974 Toulon turnuvasına Polonya, Macaristan, Çekoslavakya, Brezilya milli takımlar olarak; Derby County, Anderlecht, Nimes and B.Mönchengladbach’ta kulüp takımları olarak katılmıştı. 1975 yılında ise kulüp takımları tamamen turnuvanın dışında bırakılmış ve yola genç milli takımlarıyla devam edilmeye başlanmıştı. Tamamı ülke milli takımlarından oluşan 1975 turnuvasına 8 ülke (Arjantin, Fransa, İtalya, Meksika, Çekoslavakya, Macaristan, Polonya and Portekiz) katılmıştı. 1974 turnuvasını kazanan Polonya‘nın ardından, 1975’te Arjantin şampiyonluğu kazanmış ve kupayı Güney Amerika’ya götüren ilk takım olmuştu.

1974’ten bu yana kesintisiz devam eden turnuvayı Fransa 11 kez kazanarak ev sahibi olmanın avantajını kullanmıştı. 2004-07 arasında şampiyonluğa ambargo koyan Fransa genç milli takımı bu sezonun da favorilerinden biri. Turnuva geçtiğimiz yıllarda birçok genç yıldızın parladığı ilk yer olmuştu. Geçmiş turnuvalarda; Zinedine Zidane, Alan Shearer (gol kralı 1991) , Thierry Henry (en iyi oyuncu ve gol kralı 1997), Juan Román Riquelme (en iyi oyuncu 1998), David Ginola (en iyi oyuncu 1987), Hristo Stoitchkov, Djibril Cissé (gol kralı 2001), Cristiano Ronaldo (2003),Sebastian Giovinco (en iyi oyuncu 2008)  gibi sonraki yıllarda Avrupa futboluna damgasını vuracak oyuncular parlamıştı.

Toulon 2009’a 8 genç milli takım katılacak. Turnuvada bu yıl boy gösterecek genç milli takımlar şöyle;

GRUP A
Arjantin
Mısır
Rep. Tchèque Birleşik Arap Emirlikleri
Hollanda
GRUP B
Şili Chili
Fransa
France
Portekiz
Katar
Pays-Bas

Maçlar iki grupta oynanan maçlarla oynanmaya başlanacak ve 12 Haziran’daki finalle son bulacak. Turnuvanın geçen seneki ayağına hatırlanacağı gibi Türkiye’de katılmış ve gruplarda elenmişti. Geçen sezonki turnuvanın şampiyonu İtalya olmuştu. İtalya finalde Şili’yi 1-0 yenerek kupaya uzanmıştı. Benim turnuvada çok beğendiğim Fildişi Sahilleri ise turnuvayı üçüncü sırada bitirmiş ve turnuvanın gol kralı da Fildişi Sahilleri’nden 5 golle Sekou Cissé olmuştu. Toulon 2008’in “en iyi oyuncusu” da Juventus’ta oynayan Sebastian Giovinco olmuştu. En iyi kaleci de yine İtalya’dan Davide Bassi olmuştu.

Toulon kenti,  Fransa’nın günyinde Region du Var bölgesinde bulunuyor. Bu bölge içerisindeki 5 stadyumda oynanan maçlar Toulon’un Mayol Stadyumundaki final maçıyla son bulacak. Toulon 2009’da, geçen yılın şampiyonu İtalya olmayacağı için, en önemli favoriler Fransa, Arjantin ve Şili olacaktır. Turnuvanın maçlarını son yıllarda olduğu gibi yine Eurosport yayınlayacak. Turnuvanın ilk gününde saat 19:30’da Mısır- B.A.E ve günün kapanış maçında 21:45’te Arjantin-Hollanda karşılaşacak. Fransa’nın Toulon’daki takımı hakkında da birşeyler yazacağım. Liglerin tamamlanmasının ardından izlenmesi çok zevkli bir turnuva bizleri bekliyor. Futbolla yatıp, futbolla kalkmaya devam ediyoruz…

Toulon 2009’un maç programı

Fransa’da bir Kolombiyalı: Juan Pablo Pino

Juan Pablo Pino, Ocak 2007’de Fransa’ya geldiğinde henüz 19 yaşındaydı. Pino, geçen zaman içerisinde Avrupa futboluna uyum sağladı ve bu sezon çok iyi bir performans sergiliyor. Ülkesinde oynadığı dönemdeki popülariteyi de, Monaco formasıyla giderek yeniden kazanıyor. Kolombiya’da oynarken “El Mago” (sihirbaz) takma adıyla anılan Pino, son iki haftadır Monaco adına çok önemli gollere imza attı.

Geçen hafta 2-2 beraberlikle biten Lyon maçında Monaco’nun 2. golünü atan Pino, bu hafta 3-1 kazanılan Rennes maçında 2 gol daha attı. Son haftalara girilirken daha da yükselen bir performans çiziyor Pino. Şu ana kadar ligde 6 gol atan 22 yaşındaki oyuncunun, 19. haftada 4-3 kaybedilen Bordeaux maçındaki golü izlemeye değerdi.

Alexandre Licata ve Alejandro Alonso’nun sakat olduğu dönemde Monaco’yu kurtaracak bir gol ayağına ihtiyaç vardı. Zor dönemde sorumluluğu üstlenen Pino oldu.

Juan Pablo Pino, 1987 yılında Kolombiya’nın Cartagena kentinde doğmuştu. Henüz 15 yaşındayken Independiente Medellin takımı tarafından yeteneği keşfedilen Pino, doğup büyüdüğü bölgeden küçük yaşta ayrılmak zorunda kalmıştı. 16 yaşındayken Medellin takımının formasını giymeye başladı ve  genç yaşında Kolombiya’da dikkati üzerine çekti. Kolombiya U-20’de de oynamaya başlayan Pino için Avrupa yolu görünmüştü artık.

Onu Avrupa’da ilk transfer etmek isteyen İtalya’dan Udinese takımı olmuştu. Udinese son yıllarda Güney Amerika pazarında çok başarılı işler çıkarıyor. Güney Amerika’da parlayan genç yetenekler uygun bedellerle Udinese kadrosuna katılıyor. Bazı genç Güney Amerikalılar, Avrupa futboluna uyum sağlamaları ve gelişimlerini sürdürmeleri için genellikle başka takımlara kiralanıyor.

Udinese transferi gerçekleşmeyen Pino’yu, hemen ardından Monaco transfer etmişti. Ocak 2007’de Monaco’ya gelen Pino, sezon sonuna dek 8 maçta forma giymişti. Bir sonraki sezon ocak ayına kadar genellikle oyun sonradan girerek 16 kez Monaco formasını giymişti Pino. Ocak 2008’de Belçika takımı Charleroi’ye kiralandı. Belçika’da geçirdiği yarım sezonun ardından Monaco’ya geri döndü.  Bu sezon başından beri Monaco teknik direktörü Ricardo ona güvendi ve forma şansı verdi. 18. hafta’da Valenciennes ağlarına gönderdiği gol, Ligue 1’deki ilk golü olmuştu. Sezon başından beridir üstüne koyarak geliyor Pino. Kesinlikle dikkat edilmesi gereken bir oyuncu…

Pino, sağ kanat, ofansif ortasaha veya forvette oynayabilen bir oyuncu. Teknik, hızlı ve pas zekası çok gelişmiş. Topa da oldukça iyi vuruyor. Juan Pablo Pino’nun yeteneği artık açığa vurdu, bakalım ilk farkeden kim olacak?

Cheikh M’Bengue

Toulouse çok ilginç bir takım gerçekten… Arkaplanda altyapı anlamında müthiş işler başarıyorlar. Yetiştirdikleri oyuncular bakımından Fransa’nın en başarılı takımlarından biri Toulouse. Flying Dutchman onların bir çekicilikleri olduğunu söylüyor. Açıkcası Palermo gibi alışık olmadığıız renkleri sayesinde bir çekicilikleri olduğu doğru… Ancak Ligue 1’deki bu yılki gidişleri, ligin en çok gol atan oyuncusunu kadrolarında barındırmaları ve en önemlisi sahadaki genç ve yetenekli oyuncularının fazlalığı gözleri onlara çeviriyor.

Toulouse’da bulunan birçok genç yetenek arasından sadece bir tanesini konu alacak bu yazı… Yazının kahramanı; Cheikh M’Bengue… Sol bekte oynayan M’Bengue, 4-1 kazanılan PSG maçında benim gibi tüm izleyenleri etkilemiştir muhtemelen. Zaten o maçta güzel oyununu birde asistle süslemişti. Son dönemlerdeki müthiş performansı onu Fransa U-21 milli takımına da taşıdı. Toulouse’un “wonderkid” seviyesindeki gençleri Etienne Capoue ve Moussa Sissoko ile birlikte, Fransa ümit millilerinin Estonya’yı 3-0 yendiği maçta forma giydi.

Cheikh M’Bengue, 1988 doğumlu yani 20 yaşında ve Toulouse altyapısından yetişti. Geçen yıl sadece 3 maçta forma giyen M’Bengue, bu sezon ciddi bir atılım gerçekleştirerek 20 maça forma giydi ve bu maçların 15 tanesine ilkonbirde başladı. M’Bengue, Jérémy Mathieu’nun yaşadığı sakatlık yüzünden eksik olduğu PSG maçında onu hiç aratmadı. Bu aslında Toulouse için sezon sonu sözleşmesi bitecek olan Jérémy Mathieu’nun gelecek yıl yerini doldurabileceğinin sinyallerini verdi. Jérémy Mathieu gibi önemli bir oyuncunun takımdan ayrılması halinde çok önemli bir kayıp olacağı bir gerçek ancak yerini altyapıdan gelen bir oyuncuyla neredeyse eksiksiz kapatabilmek de ayrı bir kazanç ve başarı…

Toulouse Cheikh M’Bengue, Etienne Capoue ve Moussa Sissoko gibi genç oyuncular ile Andre Gignac, Albin Ebonbo, Jérémy Mathieu, Daniel Brathen, Etienne Didot ve Daniel Congre gibi kaliteli oyuncularla şu anki Ligue 1 konumunu fazlasıyla hak ediyor. Bu takımın sezon sonu ilk üç takım arasında olması onları Şampiyonlar ligine taşıyabilir. Toulouse bu hakkı geçen defa elde ettiğinde 3. ön eleme turunda Liverpool ile eşleşmişti ve Şampiyonlar Ligine katılamamıştı. Bu kez Fransa’nın güneyinde senaryo farklı olabilir…

Fransa: 10 Genç Yetenek

karimbenzemadx0

Son yıllarda Avrupada pazarını giderek geliştiriyor Fransız takımları. Her geçen yıl Fransa Ligi’nin futbolcu ihracatından elde ettiği gelir artıyor. Yetiştirici lig niteliği bakımından Avrupa’da bir dönemin gözbebeği olan Hollandalıları fena halde sollamış durumda Fransız takımları. Oyuncu yetiştirmek konusunda o kadar başarılı oldular ki, yarattıkları genç oyuncu yetiştirme sistemini, İngilizler  kendi sistemlerine adapte etmeye çalışıyorlar. Bununla birlikte, milli takımları – her ne kadar Zidane’dan sonra  düşüş yaşasa da-  çok fazla nitelikli futbolcunun bulunduğu geniş bir oyuncu havuzundan seçiliyor.

Ligue 1 ‘de oynayan yetenekli genç oyuncu sayısı da son yıllarda tavan yapmış durumda. Üst düzey takımların gözlemcileri sürekli Fransa ligini takip ediyor. Her takımın ilkonbirinde henüz 20’li yaşlarının başında olan, gayet kaliteli oyuncular var. Hal böyleyken benim bu genç oyuncular arasından en iyi 10 oyuncuyu belirlemem, benim futbol bakışıma göre olacaktır. Bu liste kendimce zirvedeki 10 genç yetenekten oluşuyor. Yorumlarda alternatif  “Top 10” listeleri görmek isterim. Okumaya devam et

Kolombiya’nın yeni kalecisi…

René Higuita’dan beri midir bilmiyorum ama, Kolombiya son dönemlerde hep iyi kaleciler yetiştiren bir ülke oldu. Kolombiyalı kaleci deyince, bizlerin aklına daha çok Faryd Mondragon, Oscar Cordoba ve hatta Sakaryasporun kalecisi Luis Martinez gelecektir. Kolombiya yine çok iyi bir kaleciye sahip oluyor sanki. Nice sezon başında Lyon’a sattığı(kaptırdığı) Hugo Lloris’in eksikliğini onun yükselen performansı sayesinde hissetmeyecektir. Okumaya devam et

Eden Hazard

frappe-de-hazard_diaporama

Belçika futbolu son birkaç yıldır alttan gelen çok yetenekli gençlerle adım adım yükseliyor. Vincent Kompany ile başlayan yetenekli gençler furyası, Vanden Borre, Dembele, Pocagnoli, Steven Defour, Marouane Fellaini ve Axel Witsel’inde bu furyaya katılmasıyla, Belçika adına Avrupa’nın en gözde oyuncularından oluşan bir milli takımının ortaya çıkmasına sebep oldu. Yukardaki genç yetenekler arasında adı geçmeyen Kevin Mirallas ve Eden Hazard ise, bu furyanın Fransa’daki temsilcilerinden. Fransada futbolcusu oldukça az olan Benelüks ülkeleri, bu kez çok sağlam iki yetenekle kendisini yeniden hatırlatacağa benziyor. Okumaya devam et