Why do all good things come to an end?

Nakamura…

Büyük sol ayak…

Bugün Espanyol ile 2 yıllık anlaşmaya vardı… Madem ki ülkene dönmeyecektin, ne diye İspanya’nın basit bir takımına gittin ki? Artık soruların bir değeri yok…

Güle güle büyük adam… 25 numara hep seni hatırlatacak bize… Kim giyerse giysin…

Tribute to Nakamura

by deNNis

Reklamlar

Fransa’da transfer notları

Blogda yazın başlamasıyla birlikte duraklama evresine girdik, ama bunun sebebinin yaz sıcaklarıyla ilgisi olmadığını belirtmek gerek. Yoğun bir dönemde olmamdan dolayı blogu yeterince sık güncelleyemiyorum, umarım yakın bir zamanda bu yoğunluktan sıyrılmış olacağım. Geçelim, postun başlığında yer alan transferden notlara… Transfer sezonunun başlamasından bu yana Fransa liginden ayrılan çok önemli bir oyuncu olmadı, keza gelenler içinde de çok önemli bir oyuncu yok henüz. Özellikle Marsilya’da yaşanan yönetim krizi, onların transfer çalışmalarına önemli bir darbe vurmuşa benziyor.

İlk transfer haberimiz Le Mans’tan… Le Mans’ta sözleşmesi sona eren Yohann Pele henüz başka bir takıma imza atmış değil ancak Le Mans yönetimi onu yerini doldurmak için bu bölgeye takviyesini yaptı bile. Le Mans’ın yeni kalecisi Avrupa futbolunda pek bilinen bir isim değil. Afrika futbolunun yükselen ülkesi Gabon‘un kalecisi Didier Ovono, Gürcistan ligi takımlarından Dinamo Tbilisi’den transfer edildi. 26 yaşındaki Didier Ovono, takımı Dinamo Tbilisi ile 2007/2008 Gürcistan ligi şampiyonluğunu yaşamıştı.

Ligue 1’deki ilk sezonunda başarılı bir grafik çizen Grenoble’nin Japon sahipleri, Saint Etienne’in Japon oyuncusu Daisuke Matsui‘yi transfer etmek için çaba sarfediyor. Grenoble başkanı Pierre Wantiez, Matsui’nin kaliteli ve yaratıcı bir ortasaha oyuncusu olduğunu ve onu kadroya katmak istediklerini açıklamıştı. Matsui geçtiğimiz sezon 22 maçta St. Etienne formasını giymiş ve 1 de gol atmıştı.

Konu Japon oyunculardan açılmışken; eski Galatasaraylı Junichi Inamoto Rennes’e transfer oldu. Galatasaray sonrası, 2 yıl Eintracht Frankfurt forması giyen Inamoto’nun sezon sonuyla birlikte kontratı sona ermişti. Rennes’in yeni teknik direktörü Frédéric Antonetti ile daha önce Japonya’da Gamba Osaka’da birlikte çalışan Inamato, eski hocasıyla da yeniden buluşmuş oldu.

Türk takımlarının transfer gündemine pek düşemeden, Fransa’nın transfer gündeminde adı geçen Mevlüt Erdin(g)ç, transfer henüz resmiyete dökülmemiş olsa da, gelecek yıl PSG forması giyecek. Sochaux ile PSG arasında gerçekleşen pazarlıklar sonlanmış olacak ki, Mevlüt ile ilgili transfer söylentilerinin ardı arkası kesildi. Mevlüt’te Fransız medyasına 3 Temmuz’da başlayacak PSG sezon öncesi hazırlıklarında yer alacağını söylemiş. Mevlüt Erdinç, bu transferle  Fransa içinde basamak atlamış olacak ve kendisi için uygun bir takıma gidiyor.

Servet Çetin & Marsilya uyumu?

Birkaç gündür hem Türk medyası, hem de Fransız medyası Servet Çetin’in Marsilya transferini kesin olarak bitirdi. Ancak bu transfer resmi kaynaklarca henüz doğrulanmadı. Olay resmiyete dökülmese de, Marsilya’ya yakınlığıyla bilinen La Provence‘de de bu haberler çıktı. Bu da, bu transferin yakın zamanda resmiyete dökülme ihtimalini iyice güçlendiriyor.

Marsilya sezon boyunca birçok pozisyonda kadro derinliğinin yetersizliği yüzünden sıkıntı yaşadı. Devre arasına neredeyse forvetsiz girdiklerinden, önceliği de bu pozisyona verdiler ve Brandao ve Wiltord transferlerini gerçekleştirdiler. Forvet transferi Marsilya’nın ocak transfer döneminde hem zamanını, hem de finansal olanaklarını tüketti. Hal böyle olunca da, ikinci yarıya bu bölgedeki eksiklik göz ardı edilerek girildi. Aslında ocak transfer döneminde de Servet Çetin transferi konuşulmuştu, ancak bu iddiaların arkası gelmemişti.

Bir önceki paragrafın son cümlesini biraz açarsak; Marsilya’nın Servet Çetin’e uzun zamandır süren ilgisi vardı. Bunun birincil sebebi de Eric Gerets’di. Sezon sonunda Gerets’İn takımdan ayrılmasının ardından, Marsilya’da teknik direktörlük koltuğuna Didier Deschamps oturmasına rağmen, Marsilya Servet’ten vazgeçmemiş görünüyor. Bu da, bu transferin biraz da O’M yönetiminin tassarufu olduğunu ve Servet’in uzun zamandır izlendiğinin göstergesi… Servet transferi için konuşulan bonservis bedeli 7-10 milyon euro arasında değişiyor. Her haliyle oldukça iyi bir para bu. Sonuçta 28 yaşında gelmiş bir defans oyuncusunun transferinden bahsediyoruz.

Bu transfere iki takım açısından da bakmak gerekiyor. Marsilya’nın stoper bölgesindeki eksikliği için Servet’in ideal tercih olduğunu düşümüyorum. Servet mücadeleci, hırslı, güçlü yapısının yanında yavaş ve tekniği zayıf bir oyuncu. Konu Fransa ligi olunca Servet’in yeterince çabuk bir defans oyuncu olmaması önemli bir zaaf. Örneğin, Servet Çetin ile Rennes forveti Jimmy Briand’ın eşleşmesi halinde, Servet çok zor anlar yaşayacaktır. Fransa liginde, fuleli ve hızlı forvetlerin sayısı oldukça fazla. Bu yüzden Marsilya Servet tercihini bir daha gözden geçirmeli… Marsilya’nın elinde daha iyi seçeneklerin olabileceğine inanıyorum.

Marsilya’nın sezonun özellikle ikinci yarısını Civelli gibi vasat sayılabilecek bir oyuncuyla geçirdiğini düşününce de, Servet her haliyle oynar Marsilya’da diye düşünmemek elde değil. Civelli’nin de serbest bırakılmasının ardından, Marsilya’nın elinde kalan defans oyuncuları Zubar(23), Hilton(31) ve sakatlıktan dönen Rodriguez(31). Yani bir başka deyişle, Marsilya’nın defansta oynayacak oyuncusu yok. Sadece Servet takviyesi Marsilya’Ya yetmeyecektir. Bu bölgeye birden fazla oyuncunun transfer edilmesi gerekiyor.

Galatasaray açısından ise, oldukça yararlı bir transfer olabilir bu. Servet Çetin’in bonservisinden elde edilecek para, transferde suskun olan Galatasaray’ın elini oldukça güçlendirecektir. Özellikle iç pazarda Galatasaray güçlü bir konuma gelecektir. Zira, Fenerbahçe iç pazara şu ana kadar oldukça iyi bir para harcadı ve İsmail Köybaşı, Murat Ceylan, Eren Güngör, Orhan Şam gibi oyuncuların transferinde çok ısrarcı olmayacaktır. Bir diğer yandan da, Galatasaray 6 ay içinde bir diğer 30 yaşına yaklaşmış defans oyuncusunu 6 milyon euro’nun üzerinde bir bedelle yurtdışına satmış olacak ki, tüm Türk takımları için örnek bir model bu. Futbolcu ihracatında neredeyse hiç para kazanamayan takımlarımız için, ilginç bir yol açılabilir bu transferle. Özellikle büyük takımlarımızın gelir-gider dengelerini sağlamak açısından, artık oyuncu ihracatına da, ithalatı kadar önem vermeleri gerektiğini düşünüyorum.

Anthony Mounier

Lyon’un sönük performansında parlayan nadide genç yeteneklerden biriydi Anthony Mounier. Beklenmedik bir şekilde takıma dahil oldu ve iyi sayılabilecek bir oranda takımda yer buldu. Oynadığı 18 maçta 2 gol, 1 de asist yaptı Mounier. Lyon’un kanatlarda oynayacak oyuncu sayısının fazlalığı, aslında daha fazla oynamasını engelledi. Gelecek yıl da Lyon’un bu mevkide seçenekleri fazla olacaktır. Mounier’in bu kalabalıktan sıyrılıp, takımın as oyuncularından biri olması kariyeri açısından ona eşsiz bir ivme kazandırabilir. Ancak Mounier’in yaşı artık 21 ve bir yandan da sürekli oynayabileceği bir takıma gitmesi daha akıllıca olabilir. Zira, önümüzdeki sezon bu sezonkinin en az iki katı kadar sahada olması gerekecektir. 21 yaş genç sayılabilecek yaşların son demi neredeyse, Mounier’in o yüzden doğru tercihi yapması gerekiyor.

Yeni sezon öncesinde  PSG,Nice, Toulouse ve Lens, Mounier’i kadrolarına katmak istiyorlar. Fransız medyasında son birkaç gündür dolaşıyor bu haberler ve Mounier’in en yakın olduğu takımın Nice olduğu konuşuluyor. Geçen sezon başında, Lyon’un bir diğer genç yeteneği Loic Remy, Nice’in yolunu tutmuş ve gayet doğru bir adım atmıştı. Mounier’in Nice isteğinde de bu örnek etkili olabilir. Ayrıca Nice ile Lyon arasında Ederson transferinden bu yana yakın ilişkiler var. Lyon, Mounier’i PSG ve Toulouse yerine Nice vermeyi yeğleyecektir ileriyi düşünerek…

Mounier’in Lyon’dan kesin olarak ayrılıp-ayrılmayacağı da bilinmiyor. Ancak şöyle bir şey var ki; Lyon genç yeteneklere eskisi kadar şans verebilen bir takım değil, çünkü mücadelenin kalibresi iyice yükseldi.  Örneğin, Benzema’nın veliahtı olarak görülen Yanis Tafer bu sezon sadece 3 maçta oynayabildi. Oysa Benzema onun yaşındayken, takımın Şampiyonlar ligi maçlarında ilkonbirdeydi. Lyon yönetimi de 21 yaşına gelmiş Mounier’i, oyuncunun da isteği olursa bırakabilir. Ancak ilerleyen yıllarda pişman olmaları pek muhtemel…

Le Guen nereye?

Paul Le Guen’in PSG’deki görevine devam etmeyeceği daha sezon tamamlanmadan resmi ağızlardan açıklanmıştı. Paul Le Guen gibi isimli bir hocanın transfer döneminin, hemen başında boşa çıkmış olmasıyla, teknik direktör arayışı olan birçok takımla adı geçti. Aradan geçen zaman diliminde birçok takım, gelecek yıl öncesi teknik direktörlerini belirlerken Paul Le Guen boştaki antrenör olmaya devam etti. Le Guen’in adı uzun zamandır Lille ile anılsa da, bu transfer de henüz gerçekleşmedi. Lille söylentilerinin ardı arkası kesilmemişken, birkaç gündür başka bir takımla anılıyor Fransız hoca. Paul Le Guen’in  gelecek yıl Rusya’nın son dönemdeki en iyi takımı Zenit St. Pétersbourg ile görüşmelerde bulunduğunu yazıyor Fransız medyası. Ne Lille söylentileri, ne de Zenit söylentileri bir sonuca varmış değil henüz. Le Guen yurtdışındaki başarısız Rangers deneyiminin ardından, ikinci yurtdışı macerasına Zenit’te başlayabilir. Zenit’in ona sunacağı finansal olanaklar da elini güçlendirecektir. Lille tercihi yapması halinde de daha mütevazi finansal olanaklarla, Fransa’da Lille’in her zaman yaptığı gibi başa güreşmesi gerekecek.

Öte yandan Lille’in başında başarılı işler çıkaran Rudi Garcia var. Lille’in bu noktada nasıl bir yol izleyeceği çok önemli. Zira, Paul Le Guen’in teknik direktörlüğe getirilmesi takımda küçük çapta bir revizyon anlamına gelecektir. Zenit’teki ortamın Le Guen’e çekici gelip- gelmeyeceğini merak ediyorum doğrusu? Çünkü, Ruslar ona çok sağlam bir petrodolar transfer bütçesi sunacaktır. Bu durum da, Le Guen’in ikinci yurtdışı denemesini kolaylaştırabilir.

Transfer?

Transferden başka birşey yazamaz olduk. Gündemi transfer söylentileri öyle bir kapladı ki… Ancak Real Madrid’in Cristiano Ronaldo -olası- transferi, transfer yazmayı zorlaştırıyor. İnsanın tutuğu takıma karşı olan bağlılığını, futbol tutkusunu sekteye uğratacak cinsten bir transfer. Manchester United 80 milyon sterlin’lik teklifi kabul edip, işi Cristiano Ronaldo’ya bıraktığını açıklamış resmi sitesinden. Yani bu iş bitti diyebiliriz. Matematiksel hesaplara girmenin bir alemi yok. Real Madrid’in 1 futbolcuya ödediği bedel Avrupa’da birçok takımın toplam bedelinden fazla!Uçurum giderek büyüyor…

Fransa’nın transfer gündemine yumuşak bir geçiş yapmak mümkün görünmüyor. O yüzden direk mevzuya geçelim. Tottenham’da oynayan Fildişi Sahilli oyuncu Didier Zokora‘nın adı Marsilya ile anılıyor. Şu an milli takım kampında olan Zokora, 2006 Dünya Kupası sonrası Saint Etienne’den Tottenham’a geçiş yapmıştı. Fildişi Sahillerinin altın neslinin en iyi oyuncularından biri Zokora. Şahsen onu uzun zamandır takip ediyorum ve çok değendiğim bir ortasaha oyuncusu. Saint Etienne’deki performansının ardından Türkiye’ye gelmesini çok istemiştim ancak Fildişi Sahilleri milli takımındaki 2006 Dünya Kupası performansı sonrası Fransa- İngiltere hattını kullanarak Tottenham’a gitmişti.

Tottenham’da 2006’dan bu yana sürekli forma şansı buldu Zokora. Yaptığı müthiş işin yanında, hakettiği değeri görmediğini düşünüyorum. Juande Ramos, Spurs’un başındayken sağbek’te de görev yaptı Zokora. Avrupa’nın göz ardı edilen en iyi ortahalarından biri Zokora. Spurs’un başına Harry Redknapp’ın gelmesinin ardından Tottenham ocak ayında ortasahaya  Wigan’dan Wilson Palacios’u transfer etmişti.

Gelecek sezon Tottenham’da Zokora’nın daha az tercih edilir olabileceği öngörüsü de, Zokora için transfer söylentilerinin çıkmasını alevlendiriyor. Gündemdeki takım ise Marsilya. Fildişi Sahilli bir gazeteciye konuşan Zokora’da bu transferle ilgili açık kapı bırakıyor.

Bi diğer transfer söylentisine konu olan oyuncu da Gabriel Heinze. Arjantinli defans oyuncusunun eski takımı Paris Saint-Germain’e dönebileceği konuşuluyor. 2001-2004 yılları arasında PSG’de oynayan Heinze, ardından Manchester United’ın yolunu tutmuştu. United’daki iyi performansı sonrası, sol bek sıkıntısı çeken Real Madrid’e transfer olan Heinze, İspanya’da sakatlıklardan kurtulamamıştı. 30 yaşındaki Heinze’nin eski takımı PSG’ye bedelsiz olarak geri dönmesi gündemde ve açıkcası Real Madrid’in bu transfere zorluk çıkarmayacağını düşünüyorum. Real Madrid’le başladık, Real Madrid’le bitirdik postu…

Marsilya’nın gündemi

Marsilya’da Didier Deschamps’ın istekleri doğrultusunda transfer gündemi de şekilleniyor. Sözleşmeleri sona eren Renato Civelli ve Boudewijn Zenden ile yola devam edilmedi ve serbest kaldılar. Yaşı kemale ermiş Zenden’in bu sezon takıma birçok kez katkısı olmuştu. Ama yola devam etmemek doğru karar Marsilya için. Civelli ise, seviyesinin çok üzerinde bir takımda ve ligde en önemli haftalarda oynama fırsatı bulmuştu. Son yılların en dar kadrosuyla mücadele eden Marsilya’da Civelli 14 maç oynamıştı. Hakkını yememek gerekiyor, ortalamanın üzerinde bir performans sergilemişti. Ancak sözleşmesinin tamamlanmasıyla yola onunla devam edilmedi. Bu Marsilya’nın defansın merkezine birden çok transfer yapacağının göstergesi. Zaten defansa gerekli takviyeler yapılmazsa gelecek yıl Marsilya’yı zor günler bekleyecektir.

Marsilya’da sözleşmesi sona ererek ayrılan oyuncular sadece Zenden ve Civelli değil. Sezon sonunda takımdan ayrılacağını çok önceden açıklayan Modeste M’Bami ve kiralık sözleşmeleri sona eren Sylvain Wiltord ve Tyrone Mears’da sezonun tamamlanmasıyla takımdan ayrıldılar.

Gidenlerle birlikte kadrosu iyice daralan Marsilya’da ilk hedef Juventus’ta oynayan Tiago. Deschamps’ın geçen yıl Juventus’da 15 maçta forma giyen Tiago’yu kadrosuna katmak istediği konuşuluyor.

Marsilya’nın forvetteki eksikliği ise, Sunderland kirasından dönen Djibril Cisse ile kapanacak gibi duruyor. Deschamps’da daha önce Fransa’da oynamak istediğini açıklayan Cisse ile telefonda görüşmüş ve onun Marsilya’da kalacağını düşündüğünü söylüyor. Niang – Cisse ikilisi Marsilya’nın hücum hattını oldukça iyileştirecektir. Ortasahaya ise Tiago’ya nazaran daha mücadeleci bir oyuncu almaları daha akılcı görünüyor.