Chelsea’ye kafa tutmak

 

Dün gece Şampiyonlar Ligi’nde grup maçları tamamlandı. D grubunda bir üst tura çıkma şansını daha önce yitiren Apoel bu kez ufak bir ihtimal de olsa Uefa Avrupa Ligi’ne katılmak için vitrinde son maçına çıktı. Apoel’in yoluna Avrupa Ligi’ne devam edebilmesi için Chelsea’yi Stamford Bridge’de yenmesi ve Atletico Madrid’in evinde Porto’ya kaybetmesi gerekiyordu. Nitekim Avrupa Ligi’nin eşiğinden döndüler. Atletico evinde Porto karşısında 3-0’lık bir hezimet yaşarken Apoel 1-0 öne geçtiği maçı 2-2 ile tamamladı. Her ne kadar Chelsea gruptan çıkmayı garantilediyse de bu maça as ve yedek oyunculardan oluşan bir onbirle çıktı. Zaten maçta golleri de bu as oyunculardan Essien ve Drogba kaydetti. İngiltere’de Chelsea’ye kafa tutmak her baba yiğidin harcı değil, ancak Şampiyonlar Ligi’ni böyle süprizlere sahne olduğu için bir o kadar daha seviyorum…

Bu beraberlikle D grubunda puanını Atletico ile eşitleyen Apoel ikili averajla son sırada kaldı. İki hafta önce Kıbrıs’ta Atletico’nun Simao’nun ayağından bulduğu beraberlik golünün bu kadar değerli olabileceğini kim bilebilir di ki?

Avrupa Kupaları’ndan elenmeyle birlikte Apoel kendi ligine döndü. Ligde 11’inci hafta geride kalırken 13 Aralıkta bir derbi maçı oynanacak. Lefkoşa’nın iki önemli takımı Apoel ve Omonia karşı karşıya gelecekler. Her iki takım da GSP Stadı’nı kendi sahaları olarak kullandıkları için taraftar faktörü bu maçta önemli olacak. İki ezeli rakip olmalarının yanında iki farklı görüşü savunan iki takımın mücadelesi olacak olan Omonia – Apoel maçı. Omonia’nın St.Pauli, Livorno gibi takımlar gibi endüstriyel futbola karşı bir takım olduğunu belirtelim… Bu iki takım arasındaki ezeli rekabeti bir başka yazımızda ayrıntılı anlatırız…

By justnbg

Vitrinden Out Let’e

apoelporto2

Sen kalk sezon başı bırak canım Arjantini tut Portekiz’in yolunu… Ligde attığın gollerle kısa zamanda taraftarın gönlüne taht kur, sonra Şampiyonlar Ligi’nde oynama fırsatını iyi değerlendir ve takımına attığın gol ile turu getir. Daha ne olsun? Falcao dün akşam 84’te attığı gol ile ne kadar doğru bir transfer olduğunu ispat ederken Apoel’in rüyadan uyanarak gerçek dünyaya gelmesini de sağladı.  Bu maçı görmeyi çok isterdim ancak kısmet olmadı. Falcao, Hulk gibi oyuncuları görmek gerekirdi 20 km yakınıma geldikleri için ama olmadı.

Gelelim maça. Maçtan önce yazı yazsaydım Apoel’in bu maçı almak ve rüyayı devam ettirmek için elinden geleni yapacağını söylerdim. Çünkü alınacak 3 puan Porto’yu yerinde durduma ve bir sonraki Atletico Madrid maçına daha amaçlı çıkma anlamına geliyordu.

Maç vakti kadroya baktığımda Zewlakov ve Kosowski’yi kadroda görmeyince işlerin Charalambides’in üzerinde odaklanacağını düşündüm. Tabi bunu ben düşünmüşsem Porto Teknik Direktörü Ferreira da aynı şekilde düşünmüş ve önlemini almıştır derken maç içinde nitekim de öyle oldu. Sahada 61 dakika kalan Charalambides Porto oyuncuları tarafından etkisiz hale getirildi. 84’te ceza yayı üzerinde topla buluşan Falcao maç berabere bitecek derken yerden güzel bir şut çıkardı ve yan ağları öyle güzel bir yordamla sevdi ki GSP de eminim soğuk ve sessiz bir gece yaşanmasına sebep olmuştur bu gol. Sonuç Apoel 0 Porto 1… Vitrinde yüksek fiyattan satılan bir ürün gibi alıcısı olmayınca out let reyonuna indi açıkcası Apoel.

Gruptaki puan durumuna baktığımızda Chelsea ve Porto’nun işi bitirdiğini görüyoruz. Kalan maçlara baktığımızda iki hafta sonra Chelsea Portekiz yolcusu, Madrid de Kıbrıs’a gelecek. Son sırada 1 puanla Apoel ardından 2 puanla Atletico var. Bu şu demek; Atletico yenerse Uefa Avrupa Ligi bileti sağ ceplerinde olacak. Eğer Apoel yenerse rakibinin 2 puan üstüne geçecek.

Apoel’in son maçı Londra’da ve Chelsea’ye karşı. O maçta puan alacaklarını zannetmediğimden Uefa Avrupa Ligi’ne kalmak adına Atletico maçının önemi bir hayli artıyor. Tabi Atletico yenildiği taktirde son maçına gruptan çıkmayı garantilemiş Porto karşısına daha istekli çıkacaktır. Olur da yenemezlerse işte Apoel’in 2010 baharında Avurpa kupalarında mücadele eden ilk Kıbrıs takımı olma ünvanını alarak geçen yıl Anorthosis’in elde ettiği başarıyı gölgede bırakacak bir başarı elde etmiş olur.

Atletico Madrid ile Apoel’in GSP Stadı’nda karşılaşacağı maçta basın mensubu olarak tribünlerde olacağım. Heyecanı ve hedefi olan iki takımın mücadelesini görecek olmamın yanında Agüero, Forlan, Maxi gibi oyuncuları görmek de güzel olacak. Maçın ayrıntılı analizi ile birlikte maç sonu basın toplantılarındaki izlenimlerimi de sizlerle derinlemesine paylaşacağım…

Justnbg

Kıbrıs’a da bekleriz!

apoel

Şampiyonlar Ligi’nde oynanan 3’üncü karşılaşmalar sonrası çok enteresan sonuçlar çıktı karşımıza. Rangers evinde Unirea’dan 4 tane yedi, Liverpool kendi evinde Lyon’a boyun eğdi, Barcelona yolu tutan Rubinliler galibiyetle döndü. Inter Kiev ile yenişemezken bir gün sonra baktık Milan Real’in köküne kibrit suyu dökmüş Milano’nun yolunu tutmuş. Gerçekten pes dedirtecek cinsten bir hafta yaşadık ŞL’nde…

Bizim bu ana başlık içerisinde esas konumuz Porto – Apoel alt başlığı. Maçtan önce yazmayı çok istedim ancak bir türlü işlerden fırsat bulamadığım için yazamadım.

Maç sonu skor tabelasına Porto’nun 2-1’lik üstünlüğü yansıdı. Maçı canlı izleyemediğimden gece özetleri bekledim. Sabri Ugan’ın birkaç cümlesi Apoel’in pek de etkili oynayamadığını özetler gibiydi: “Dragao’da Apoel bir de gol bulmuş!”

Her ne kadar galip gelemeseler de özetleri gördüğümde maçta şans faktörü ortadaydı. İlk yarıda Apoel’in ilk ciddi atağı zaten Pereira’nın kendi kalesine attığı gol ile sonuçlandı. Her ne kadar 22’nci dakikada atılan bu gol Porto taraftarlarında soğuk duş etkisi yaratsa da kaleci Chiotis’in şans melekleri 38’inci dakikaya kadar yanında oldu.

Chiotis’in geri pasa yaptığı vuruşta Apoel oyuncusu orta sahada geriye doğru bir pas verince araya giren Porto’lular bindirme yapan Hulk’un önüne topu yuvarladı. Hulk sadece topu kaleye göndererek skora denge getirdi.

İkinci devrenin henüz başında evlere şenlik bir penaltı yapan Apoel savunması rakibine yine Hulk’un ayağından 2-1’lik üstünlüğü hediye etti. Maç sonuna kadar Porto beceriksizliğinden gol atamayıp bir de Mariano’nun kırmızı kart görmesi ile bu sonuca razı oldu.

Bu maç Apoel’in deneyimsizliği ve basit hataları yüzünden kaybettiği puanlar olarak özetlenebilir. Çünkü bana göre Porto çok da ahım şahım bir oyun oynamadan puanları hanesine yazdırdı.

Grupta oluşan puan durumunda Atletico Madrid’i 4-0 ile deviren Chelsea 9 puanla lider. Ardından 6 puanlı Porto geliyor. Üçüncü sırada 1 puanlı Apoel ve son sırada “şaka gibi” Atletico Madrid.

Ntvspor’da Ersin Düzen bu grupta çıkacak olan takımların (Chelsea ve Porto) hemen hemen belli olduğunu söyledi ancak ben bu görüşe katılmıyorum. Çünkü Apoel gibi kapalı kutu diyebileceğimiz takımların ne yapacağı belli değil.

Apoel’in kalan son üç maçından ikisi kendi evinde. Hem de Porto ve Atletico ile karşılaşacaklar. Son maç Londra’da Chelsea ile. Chelsea’den puan koparamayacaklarını biliyorum ancak diğer iki maçtan 6 puan çıkarırlarsa şaşırmam. Çünkü daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi Kıbrıs’a gelen takımlar sanki kendi özlerinden arınıp farklı bir kimliğe bürünüyorlar. Bunu geçtiğimiz sezon Anorthosis örneği ve bu yıl Chelsea’nin tek gol atarak galip gelmesinden anlayabiliriz.

4’üncü maçta Apoel Porto’yu yenecek nitelikte. Keza Atletico bu oyun düşüncesi ile devam ederse Chelsea’yi yenemeyecektir. Eğer Porto karşısında Apoel galip gelir ve 5’inci maçta Atletico’yu da yenerse bir anda 7 puana ulaşacak. Herşey’i Porto-Chelsea maçı belli edecek. Apoel ilk kez katıldığı Şampiyonlar Ligi’nde gruptan çıkma adına bana göre şansı devam ediyor. En azından D grubunu 3’üncü sırada tamamlayabilecek kapasitedeler.

Kıbrıs’taki atmosferi ve oyuncuların böylesi büyük maçlara daha iyi motive olduklarını da hesaba kattığımda tek söyleyebileceğim “Kıbrıs’a da bekleriz” cümlesi…  Çünkü Kıbrıs deplasmanı küçümsenmemesi gereken bir deplasman …

by justnbg

Şampiyonlar Ligi D grubu

GSP

Geçtiğimiz hafta Şampiyonlar Ligi grup kuraları çekildi ve Kıbrıs’ın güneyinde yine önemli bir başarıya imza atıldı. Tarihlerinde ikinci kez kulüpler bazında Avrupa’nın en büyük organizasyonunda boy gösterecekler ve Apoel zorlu bir eleme öncesi geçtiğimiz yıl Anorthosis’in elde ettiği başarıyı “copy-paste” yaptı.

Grup kuralarının çekilmesi ile birlikte acaba Barcelona veya Real Madrid gibi takımları izleyebilecekmiyiz düşüncesindeyken yine de Avrupa’nın kalbur üstü takımları ile eşleşti Apoel. D grubunda Chelsea, Atletico Madrid ve Porto ile aynı grupta mücadele edecekler.

Şimdi herkes Apoel’in basit bir rakip olduğunu düşünebilir. Ancak geçtiğimiz sezon Anorthosis’in grup maçlarında elde ettiği 6 puanın 5’ini kendi sahasında oynadığı maçlarda elde ettiğini unutmamak gerek. Şampiyonlar  Ligi play off turunda eşleştikleri FC Kobenhavn’ı adada zor bir maç beklediğini belirtmiştim. Apoel’in kendinden büyük takımlarla eşleştiğinde daha fazla motive olduğu, bununla beraber adanın iklimsel düzeninden dolayı ekim ayı ortalarına kadar sıcak bir havanın hakim olmasından dolayı gelen takımların zorlanacağını belirtmiştim. Bu etkenlere taraftar etkisini de ekleyince Apoel gruplara kaldı.

Bundan sonra Kıbrıs’a gelecek takımların bu gibi etkenlerden biraz bocalayacağını belirtmeden edemem. Her ne kadar Apoel’in eşleştiği takımların ayarında olmadığını bilsem bile geçtiğimiz sezon Anorthosis örneğinde olduğu gibi bu takımların çekinmesi gereken bir deplasman olma potansiyeli var.

Gelelim eşleşilen takımlara. Chelsea’nin Şampiyonlar Ligi’ni kaldırma hayalini bilmeyen yok. Gerçi son aldıkları üç dönem transfer yasağı ile kulüp bir hayli zor durumda. Bununla birlikte Chelsea grubu lider tamamlayabilecek kapasitede bir takım. 30 Eylül’de grubun ikinci maçında Kıbrıs’a gelecekler. İlk maçlarda alabilecekleri puanlarla, kendi liglerindeki yoğun fikstürü sene sonunda kolaylaştırmak isteyeceklerinden rakipleri Apoel’i küçümsemeden maça asılacaklar tabi ki.

Atletico Madrid ise Panathinaikos gibi zorlu bir play off turunun ardından gruplara kaldı. Kadroları bana göre Chelsea kadar kaliteli. Bir Forlan’ı, Aguerro’yu, Maxi’yi Avrupa’da hangi takım kadrolarında görmek istemez? Grup maçlarının ilk haftasında kendi sahalarında Apoel’i konuk edecekler. Tabi bu maç lige hızlı bir giriş yapma adına önemli. Ancak 25 Kasımda gelecekleri Kıbrıs deplasmanında gruptaki puan durumu nasıl olur belli değil ama son haftalara bırakılan gruptan çıkma mücadelesinde dikkat etmeleri gereken bir deplasmana gelecekler.

Son olarak Porto’ya değinelim. Porto sezon öncesi gol silahı Lisandro Lopez’i ve diğer bir oyuncuları Aly Cissoko’yu Lyon’a kaptırdı. Lucho Gonzales’in Marsilya’ya gönderilmesi ile birlikte güç kaybedecek denilen Porto kendi liginde 3 maçta 7 puan toplayarak pek de güç kaybetmediğini gösteriyor. River Plate’den transfer edilen Falcao ile birlikte bana göre inanılmaz bir potansiyeli olan Hulk görmek istediğim oyuncular arasında. Gruptaki 4’üncü karşılaşmalarında Kıbrıs’a gelecek olan Portekiz temsilcisi bakalım beklediğini bulabilecekmi.

Özetle gruptaki güç dengeleri ortada. Apoel’in bu gibi takımlar arasında şansı var mı? Mantıksal olarak olmayabilir. Yine Anorthosis örneğinden yola çıkarsak kendi sahasında oynayacağı maçlarda grubun seyrini etkileyecek bir takım olarak görüyorum.

Adada oynanacak üç maçtan en az bir tanesine gitmeyi planlıyorum. Hangi maça giderim bilmiyorum ama işin ucunda Şampiyonlar Ligi’ni canlı izlemek olduğundan sanırım pek fark etmiyor.

By justnbg