One comment #8 Lampard: “Her yol mübahtır”

İngilizlerin sansasyonel gazetelerinden The Sun’da bugün Lampard’ın ağzıdan bir açıklama var. Mavilerin tecrübeli oyuncusu Thierry Henry’nin Fransa’ya topa elle müdahalesi sonrası Dünya Kupası vizesi aldırmasına özenmiş olacak, İngiltere’yi Dünya Kupası finaline taşıyacaksa bende aynı şeyi yaparım demiş.

Dünya Kupası’nı sadece 1 kez kazanabilen ve 1966 yılından beridir bu kupaya hasret olan İngilizler 44 yıldır sadece bir kez yarı finale kadar yükseldi. Onda da mağlup olup 3’üncülük maçı oynadılar. İtalyanlara 2-1 yenildiklerinden beri Dünya Kupalarına tatil amaçlı gittiler. Belli ki “Henry’nin Eli” örneğiyle “Amaca giden her yol mübahtır” düşüncesini benimsemeye başlamışlar. İşin ilginç tarafı haberi veren The Sun’da Henry’nin topu elle düzelttiği fotoğrafın altında “SHAME… Henry” yazmış… Olmayacak iş mi? İngilizler aynı şekilde tur atlar veya finale kalırsa The Sun yine böyle yazabilir mi acaba?

Keyif veren enstantaneler

Geçtiğimiz ay Kıbrıs adasının kuzeyinde futbol adına bana keyif veren enstantanelerden birkaç tanesini sizlere aktarayım. Hem uzun zamandır yazmamanın vermiş olduğu kondisyon eksiğini bir nebze gidermiş olurum. Çektiğim fotoğraflardan umarım sizde keyif alırsınız.

Lebiderya

Yukarıdaki fotoğraf Girne’den. Birinci Lig maçlarında stadların tribünlerinin tek taraflı olduğunu belirtmiştim. Bellapais’te bulunan Tatlısu’nun stadı da öyle. Güzel bir deniz manzarası var. Maçtan sıkılırsanız manzaraya dalıp gidebiliyorsunuz. Ligin 8’inci haftasında ligde orta sıralarda mücadele eden Tatlısu’nun konuğu üst sıraları genç kadrosu ile zorlayan Lapta’ydı. Maçın devre arasında kara bulutlar ardından gök kuşağı belirince deklanşöre basmak şart oldu.

 

Mücadele

İkinci fotoğraf Esentepe’den. Kuzey sahil şeridinin doğusuna doğru bulunan Esentepe’de stad ormanın içerisinde. Yine tek taraflı tribünü var. Sahanın etrafı yeşil çam ve selvi ağaçları ile kaplı. Ligde zor durumda olan ve sondan bir önceki takım olan Esentepe, şampiyonluk yarışını kovalayan Küçük Kaymaklı’yı konuk etti. Saha içinde fotoğraf çekerken pozisyonun gelişmesi ile böyle bir kare yansıdı makinamıza. Bu arada Kaymaklı rakibini 1-0 yenerek yoluna devam etti.

 

Performans

Toplamda 14 takımın bulunduğu Birinci Lig’de ligin son haftasında Lefkoşa’da Kıbrıs Türk futbol tarihinde “Efsane” lakabı ile tanınan Çetinkaya, Küçük Kaymaklı’yı konuk etti. Maçın henüz 5’inci dakikasında Kaymaklı bir serbest vuruş kullandı. Doksana giden topu Çetinkaya kalecisi Mehmedemin çok güzel bir refleksle dışarıya çeldi. Mehmedeminin inanılmaz performasnsı ile Çetinkaya maçı 1-0 kazandı. Her ne kadar Kaymaklı mağlup olsa da 1 puan ile ilk devreyi lider kapattı.

 

Taraftar

Son kare de Cihangir köyünden. Futbol sevgisi engel tanımaz. Kale arkası tribün olmadığından futbol severler bu fırsatı böyle değerlendirmiş.

Bu fotoğraflar aslında işin traji komik yüzünü göstermekte. Adanın güneyi ile kuzeyi arasındaki uçurumu anlamanız açısından güzel örnekler. Ülke sporunun üzerine uygulanan ambargolardan dolayı herhangi bir dışa açılım olmadığından sonuç gördüğünüz gibi. Her ne kadar bu durum canımı sıksa da buz dağının görünen tarafına, yani futbolun keyif veren yüzüne bakmaya çalışıyorum.

justnbg

Chelsea’ye kafa tutmak

 

Dün gece Şampiyonlar Ligi’nde grup maçları tamamlandı. D grubunda bir üst tura çıkma şansını daha önce yitiren Apoel bu kez ufak bir ihtimal de olsa Uefa Avrupa Ligi’ne katılmak için vitrinde son maçına çıktı. Apoel’in yoluna Avrupa Ligi’ne devam edebilmesi için Chelsea’yi Stamford Bridge’de yenmesi ve Atletico Madrid’in evinde Porto’ya kaybetmesi gerekiyordu. Nitekim Avrupa Ligi’nin eşiğinden döndüler. Atletico evinde Porto karşısında 3-0’lık bir hezimet yaşarken Apoel 1-0 öne geçtiği maçı 2-2 ile tamamladı. Her ne kadar Chelsea gruptan çıkmayı garantilediyse de bu maça as ve yedek oyunculardan oluşan bir onbirle çıktı. Zaten maçta golleri de bu as oyunculardan Essien ve Drogba kaydetti. İngiltere’de Chelsea’ye kafa tutmak her baba yiğidin harcı değil, ancak Şampiyonlar Ligi’ni böyle süprizlere sahne olduğu için bir o kadar daha seviyorum…

Bu beraberlikle D grubunda puanını Atletico ile eşitleyen Apoel ikili averajla son sırada kaldı. İki hafta önce Kıbrıs’ta Atletico’nun Simao’nun ayağından bulduğu beraberlik golünün bu kadar değerli olabileceğini kim bilebilir di ki?

Avrupa Kupaları’ndan elenmeyle birlikte Apoel kendi ligine döndü. Ligde 11’inci hafta geride kalırken 13 Aralıkta bir derbi maçı oynanacak. Lefkoşa’nın iki önemli takımı Apoel ve Omonia karşı karşıya gelecekler. Her iki takım da GSP Stadı’nı kendi sahaları olarak kullandıkları için taraftar faktörü bu maçta önemli olacak. İki ezeli rakip olmalarının yanında iki farklı görüşü savunan iki takımın mücadelesi olacak olan Omonia – Apoel maçı. Omonia’nın St.Pauli, Livorno gibi takımlar gibi endüstriyel futbola karşı bir takım olduğunu belirtelim… Bu iki takım arasındaki ezeli rekabeti bir başka yazımızda ayrıntılı anlatırız…

By justnbg

Var olma maçı: Apoel – Atletico Madrid

Dananın kuyruğunun kopabileceği bir maç bizi bekliyor. Yarın Şampiyonlar Ligi’nde Apoel evinde Atletico Madrid’i ağırlayacak. Eğer Apoel yenilirse Avurpa Kupası defteri son oynayacakları prestij maçında, yani Londra’da kapanacak. Eğer Apoel yenerse son maça kadar Uefa Avrupa Ligi’ne kalma şansları devam edecek.

Son lig maçları

Her iki takım için galibiyetin çok önemli olduğu bu maçta öncelikle her iki takımın oynadıkları son maçlara bir göz atalım. Atletico Madrid, Deportivo ile oynadığı son lig maçından yine puan çıkaramadı. Maçta ilk dakikalarda Aguero ile öne geçseler de kalelerinde gördükleri iki gol ile maçtan 2-1 mağlup ayrıldılar. Atletico’nun ligde son aldığı galibiyet 3 Ekim’de Zaragoza’yı 2-1 yendikleri maç ve bana göre bu ilginç bir istatistik. Bir buçuk aydır ligde galibiyete hasret bir konumdalar. Bu da hiç şüphesiz futbolcular üstünde bir baskı oluşturmakta. Aldıkları sonuçlar neticesinde ise 20 takımlı ligde 18’inci sırada bulunuyorlar

Apoel son lig maçını geçtiğimiz yılın Şampiyonlar Ligi kapısını aralayan ekibi Anortosis’e karşı oynadı ve bu maçtan 2-0 galip ayrıldı.  Apoel cephesi bu galibiyetle moral ve motivasyon açısından iyi bir seviyede. Ligdeki puan durumuna bakıldığında Apoel lider Omonia’nın 6 puan gerisinde 4’üncü sırada bulunuyorlar.

Sakat raporu

Atletico Madrid, kötü gidişatın yanında sakat oyuncularının bulunması ile bir hayli sıkıntılı. Trafik kazası geçiren Pernia Kıbrıs’a getirilmedi. Aynı şekilde bileğinde birinci dereceden burkulma tespit edilen Raul Garcia maç kadrosunda yok. Geçtiğimiz hafta domuz gribi olduğu için evinde istirahat eden Quique Sanches Flores’in Kıbrıs’a gelmeyeceği basında yer alıyor.

Apoel’e baktığımızda sakat olan Paulo Jorge iyileşti ve takımının Anorthosis maçında doksan dakika oynadı. Bunun yanında önemli bir oyuncu olan Zewlakow’un sakatlığı devam ediyor.

Atletico oyuncusu Juanito’nun Apoel maçının önemine değindi dün. Juanito Şampiyonlar Ligi’nde oynamanın çok güzel birşey olduğunu belirtirken Apoel’i yenip Uefa Avrupa Ligi’nde yollarına devam etmek istediklerini vurguladı. Juanito gibi durumun önemine değinen bir diğer isim de Atletico Başkanı Enrique Cerezo. Başkan işlerin iyi gitmediğinin farkında ve futbolcuların da bu durumdan rahatsız olduğunu belirtirken en kısa zamanda yapmaları gereken şeyin Apoel, Espanyol ve Xerez maçlarını galibiyetle kapatmak olduğunu dile getirdi.

Değerlendirme

Yarın oynanacak bu maçta bende tribünde basın mensubu olarak yerimi alacağımdan heyecanlıyım. Her iki takım için galibiyetin ne denli önemli olduğunu belirtmiştim. Tabi galibiyete daha da ihtiyacı olan taraf bana göre Apoel. Bu maçın biletlerini geçtiğimiz hafta sonu satışa çıkaran Apoel, biletlerin büyük bir bölümünü satmış durumda. Sıkıntı yaşayan Atletico’yu, her zaman belirttiğim ve zor bir deplasman olduğunun altını çizdiğim Kıbrıs’ta zor bir maç bekliyor. Forlan, Aguero, Maxi gibi isimleri canlı izleyebilmek güzel olacak. Apoel’in ve Atletico’nun galibiyet için bütün potansiyellerini sahaya yansıtmasını beklediğim maçta ayrıca bol gol olacak kanaatindeyim. Bakalım var olma maçında gülen taraf kim olacak?

Maç sonrası izlenimler artık perşembeye…

By justnbg

Vitrinden Out Let’e

apoelporto2

Sen kalk sezon başı bırak canım Arjantini tut Portekiz’in yolunu… Ligde attığın gollerle kısa zamanda taraftarın gönlüne taht kur, sonra Şampiyonlar Ligi’nde oynama fırsatını iyi değerlendir ve takımına attığın gol ile turu getir. Daha ne olsun? Falcao dün akşam 84’te attığı gol ile ne kadar doğru bir transfer olduğunu ispat ederken Apoel’in rüyadan uyanarak gerçek dünyaya gelmesini de sağladı.  Bu maçı görmeyi çok isterdim ancak kısmet olmadı. Falcao, Hulk gibi oyuncuları görmek gerekirdi 20 km yakınıma geldikleri için ama olmadı.

Gelelim maça. Maçtan önce yazı yazsaydım Apoel’in bu maçı almak ve rüyayı devam ettirmek için elinden geleni yapacağını söylerdim. Çünkü alınacak 3 puan Porto’yu yerinde durduma ve bir sonraki Atletico Madrid maçına daha amaçlı çıkma anlamına geliyordu.

Maç vakti kadroya baktığımda Zewlakov ve Kosowski’yi kadroda görmeyince işlerin Charalambides’in üzerinde odaklanacağını düşündüm. Tabi bunu ben düşünmüşsem Porto Teknik Direktörü Ferreira da aynı şekilde düşünmüş ve önlemini almıştır derken maç içinde nitekim de öyle oldu. Sahada 61 dakika kalan Charalambides Porto oyuncuları tarafından etkisiz hale getirildi. 84’te ceza yayı üzerinde topla buluşan Falcao maç berabere bitecek derken yerden güzel bir şut çıkardı ve yan ağları öyle güzel bir yordamla sevdi ki GSP de eminim soğuk ve sessiz bir gece yaşanmasına sebep olmuştur bu gol. Sonuç Apoel 0 Porto 1… Vitrinde yüksek fiyattan satılan bir ürün gibi alıcısı olmayınca out let reyonuna indi açıkcası Apoel.

Gruptaki puan durumuna baktığımızda Chelsea ve Porto’nun işi bitirdiğini görüyoruz. Kalan maçlara baktığımızda iki hafta sonra Chelsea Portekiz yolcusu, Madrid de Kıbrıs’a gelecek. Son sırada 1 puanla Apoel ardından 2 puanla Atletico var. Bu şu demek; Atletico yenerse Uefa Avrupa Ligi bileti sağ ceplerinde olacak. Eğer Apoel yenerse rakibinin 2 puan üstüne geçecek.

Apoel’in son maçı Londra’da ve Chelsea’ye karşı. O maçta puan alacaklarını zannetmediğimden Uefa Avrupa Ligi’ne kalmak adına Atletico maçının önemi bir hayli artıyor. Tabi Atletico yenildiği taktirde son maçına gruptan çıkmayı garantilemiş Porto karşısına daha istekli çıkacaktır. Olur da yenemezlerse işte Apoel’in 2010 baharında Avurpa kupalarında mücadele eden ilk Kıbrıs takımı olma ünvanını alarak geçen yıl Anorthosis’in elde ettiği başarıyı gölgede bırakacak bir başarı elde etmiş olur.

Atletico Madrid ile Apoel’in GSP Stadı’nda karşılaşacağı maçta basın mensubu olarak tribünlerde olacağım. Heyecanı ve hedefi olan iki takımın mücadelesini görecek olmamın yanında Agüero, Forlan, Maxi gibi oyuncuları görmek de güzel olacak. Maçın ayrıntılı analizi ile birlikte maç sonu basın toplantılarındaki izlenimlerimi de sizlerle derinlemesine paylaşacağım…

Justnbg

Kıbrıs’a da bekleriz!

apoel

Şampiyonlar Ligi’nde oynanan 3’üncü karşılaşmalar sonrası çok enteresan sonuçlar çıktı karşımıza. Rangers evinde Unirea’dan 4 tane yedi, Liverpool kendi evinde Lyon’a boyun eğdi, Barcelona yolu tutan Rubinliler galibiyetle döndü. Inter Kiev ile yenişemezken bir gün sonra baktık Milan Real’in köküne kibrit suyu dökmüş Milano’nun yolunu tutmuş. Gerçekten pes dedirtecek cinsten bir hafta yaşadık ŞL’nde…

Bizim bu ana başlık içerisinde esas konumuz Porto – Apoel alt başlığı. Maçtan önce yazmayı çok istedim ancak bir türlü işlerden fırsat bulamadığım için yazamadım.

Maç sonu skor tabelasına Porto’nun 2-1’lik üstünlüğü yansıdı. Maçı canlı izleyemediğimden gece özetleri bekledim. Sabri Ugan’ın birkaç cümlesi Apoel’in pek de etkili oynayamadığını özetler gibiydi: “Dragao’da Apoel bir de gol bulmuş!”

Her ne kadar galip gelemeseler de özetleri gördüğümde maçta şans faktörü ortadaydı. İlk yarıda Apoel’in ilk ciddi atağı zaten Pereira’nın kendi kalesine attığı gol ile sonuçlandı. Her ne kadar 22’nci dakikada atılan bu gol Porto taraftarlarında soğuk duş etkisi yaratsa da kaleci Chiotis’in şans melekleri 38’inci dakikaya kadar yanında oldu.

Chiotis’in geri pasa yaptığı vuruşta Apoel oyuncusu orta sahada geriye doğru bir pas verince araya giren Porto’lular bindirme yapan Hulk’un önüne topu yuvarladı. Hulk sadece topu kaleye göndererek skora denge getirdi.

İkinci devrenin henüz başında evlere şenlik bir penaltı yapan Apoel savunması rakibine yine Hulk’un ayağından 2-1’lik üstünlüğü hediye etti. Maç sonuna kadar Porto beceriksizliğinden gol atamayıp bir de Mariano’nun kırmızı kart görmesi ile bu sonuca razı oldu.

Bu maç Apoel’in deneyimsizliği ve basit hataları yüzünden kaybettiği puanlar olarak özetlenebilir. Çünkü bana göre Porto çok da ahım şahım bir oyun oynamadan puanları hanesine yazdırdı.

Grupta oluşan puan durumunda Atletico Madrid’i 4-0 ile deviren Chelsea 9 puanla lider. Ardından 6 puanlı Porto geliyor. Üçüncü sırada 1 puanlı Apoel ve son sırada “şaka gibi” Atletico Madrid.

Ntvspor’da Ersin Düzen bu grupta çıkacak olan takımların (Chelsea ve Porto) hemen hemen belli olduğunu söyledi ancak ben bu görüşe katılmıyorum. Çünkü Apoel gibi kapalı kutu diyebileceğimiz takımların ne yapacağı belli değil.

Apoel’in kalan son üç maçından ikisi kendi evinde. Hem de Porto ve Atletico ile karşılaşacaklar. Son maç Londra’da Chelsea ile. Chelsea’den puan koparamayacaklarını biliyorum ancak diğer iki maçtan 6 puan çıkarırlarsa şaşırmam. Çünkü daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi Kıbrıs’a gelen takımlar sanki kendi özlerinden arınıp farklı bir kimliğe bürünüyorlar. Bunu geçtiğimiz sezon Anorthosis örneği ve bu yıl Chelsea’nin tek gol atarak galip gelmesinden anlayabiliriz.

4’üncü maçta Apoel Porto’yu yenecek nitelikte. Keza Atletico bu oyun düşüncesi ile devam ederse Chelsea’yi yenemeyecektir. Eğer Porto karşısında Apoel galip gelir ve 5’inci maçta Atletico’yu da yenerse bir anda 7 puana ulaşacak. Herşey’i Porto-Chelsea maçı belli edecek. Apoel ilk kez katıldığı Şampiyonlar Ligi’nde gruptan çıkma adına bana göre şansı devam ediyor. En azından D grubunu 3’üncü sırada tamamlayabilecek kapasitedeler.

Kıbrıs’taki atmosferi ve oyuncuların böylesi büyük maçlara daha iyi motive olduklarını da hesaba kattığımda tek söyleyebileceğim “Kıbrıs’a da bekleriz” cümlesi…  Çünkü Kıbrıs deplasmanı küçümsenmemesi gereken bir deplasman …

by justnbg

Vitrinde ikinci perde: Apoel – Chelsea

apoelchelseaŞampiyonlar Ligi başladı başlayacak derken ikinci maçlara geldik. Kıbrıs Adası bu akşam yine bir Avrupa büyüğünü konuk edecek. Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi Apoel kapalı kutu, Chelsea ise bu kupayı en çok almak isteyen takımlardan.

Şimdi ilk etapta her iki takımı kıyasladığımızda Chelsea’nin maçı kesin alacağını açıkça söyleyebiliriz. Zaten IPL’ye baktığımızda 7 maçta 6 galibiyet ve 1 mağlubiyetle Man U ile zirveyi paylaşıyorlar. Gerçi geçtiğimiz hafta sonunda Wigan karşısında aldıkları mağlubiyet takımın moralini bir nebze bozsa dahi söz konusu Şampiyonlar Ligi olunca mavilerin bu mağlubiyetle gözlerinin açıldığını, bu maça daha ciddi çıkacaklarını düşünüyorum.

Ancelotti eğer geçtiğimiz yılki Anorthosis’in evinde oynadığı maçları seyrettiyse süpriz yaşamamak için işi sıkı tutacaktır. Dün maçın oynanacağı GSP stadında sakat olan Ashley Cole’un çalışmaya katılmasının sevindirici olduğunu belirtiyor İtalyan. Ama oynayıp oynamayacağı maç saatinde belli olacak yorumunu yapmadan da edemiyor.

Maç öncesi basın toplantısında yer alan Malouda Apoel’i Madrid maçında seyrettiğini ve kazanmak için oynayan bir takım olduklarını belirtti. Şampiyonlar ligi maçı kazanmanın kolay olmadığını belirten futbolcu her takımın Chelsea’yi yenmek istediği için hiçbir zaman kolay maçımız olmadı yorumunu yaptı.

Ev sahibi Apoel’e baktığımızda ilk maç geçtiğimiz yılki geleneği bozmadılar ve Atletico Madrid deplasmanından 1 puanla döndüler. Tıpkı Anorthosis’in Bremen deplasmanında aldığı puan gibi. Apoel öyle bir takım ki böylesi avrupadaki vitrin maçlarına motivasyon seviyesi üst düzeye çıkıyor. Daha sonra oynadıkları lig maçlarında beklenmedik puan kayıpları yaşayabiliyorlar. Buna en güzel örnek Fc Kobenhavn’ı eleyerek gruplara kaldıklarından sonra ligde APOP’tan 4-3 mağlubiyeti tatmış olmaları. Yine Atletico deplasmanında 1 puanı kopartıp ligde beraberlik yaşayabilen bir takım.

Yerel şartlara baktığımızda adadaki hava şartları gündüz sıcak olurken akşamları hafif serin oluyor. Havadan bahsetmemdeki sebep daha önce gittiğim birçok Avrupa Kupası maçında konuk takımların bu gibi şartlardan etkilendiğidir. Bunun yanında taraftar desteğini bir kez daha vurgulamam gerek çünkü maça günler kala biletler tükendi.

Michael Ballack ve John Obi Mikel Kıbrıs’a getirilmemiş. Muhtemel kadrolar şöyle verilmiş:

APOEL: Chiotidis, Jorge, Poursatidies, Charalambides, Kosowski, Zewklakow, Pinto, Kontis, Morais, Haxhi, Michail
CHELSEA: Hilario, Ivanovic, Terry, Carvalho, A.Cole (Zhirkov), Deco (Belletti), Essien, Lampard, Malouda, J.Cole, Anelka

Chelsea’nin bu savunması gol yermi? Bence yemez. Gruplar belli olduğundan beridir Apoel taraftarının bu maçı beklediğini ek bir bilgi olarak belirtmek isterim. Ayrıca Chelsea’nin favori olduğu maçta yine altını çizerek söylüyorum atmosfer ve taraftar bakımından Chelsea’nin öyle rahat bir galibiyet alacağını düşünmüyorum.

by justnbg

Şampiyonlar Ligi D grubu

GSP

Geçtiğimiz hafta Şampiyonlar Ligi grup kuraları çekildi ve Kıbrıs’ın güneyinde yine önemli bir başarıya imza atıldı. Tarihlerinde ikinci kez kulüpler bazında Avrupa’nın en büyük organizasyonunda boy gösterecekler ve Apoel zorlu bir eleme öncesi geçtiğimiz yıl Anorthosis’in elde ettiği başarıyı “copy-paste” yaptı.

Grup kuralarının çekilmesi ile birlikte acaba Barcelona veya Real Madrid gibi takımları izleyebilecekmiyiz düşüncesindeyken yine de Avrupa’nın kalbur üstü takımları ile eşleşti Apoel. D grubunda Chelsea, Atletico Madrid ve Porto ile aynı grupta mücadele edecekler.

Şimdi herkes Apoel’in basit bir rakip olduğunu düşünebilir. Ancak geçtiğimiz sezon Anorthosis’in grup maçlarında elde ettiği 6 puanın 5’ini kendi sahasında oynadığı maçlarda elde ettiğini unutmamak gerek. Şampiyonlar  Ligi play off turunda eşleştikleri FC Kobenhavn’ı adada zor bir maç beklediğini belirtmiştim. Apoel’in kendinden büyük takımlarla eşleştiğinde daha fazla motive olduğu, bununla beraber adanın iklimsel düzeninden dolayı ekim ayı ortalarına kadar sıcak bir havanın hakim olmasından dolayı gelen takımların zorlanacağını belirtmiştim. Bu etkenlere taraftar etkisini de ekleyince Apoel gruplara kaldı.

Bundan sonra Kıbrıs’a gelecek takımların bu gibi etkenlerden biraz bocalayacağını belirtmeden edemem. Her ne kadar Apoel’in eşleştiği takımların ayarında olmadığını bilsem bile geçtiğimiz sezon Anorthosis örneğinde olduğu gibi bu takımların çekinmesi gereken bir deplasman olma potansiyeli var.

Gelelim eşleşilen takımlara. Chelsea’nin Şampiyonlar Ligi’ni kaldırma hayalini bilmeyen yok. Gerçi son aldıkları üç dönem transfer yasağı ile kulüp bir hayli zor durumda. Bununla birlikte Chelsea grubu lider tamamlayabilecek kapasitede bir takım. 30 Eylül’de grubun ikinci maçında Kıbrıs’a gelecekler. İlk maçlarda alabilecekleri puanlarla, kendi liglerindeki yoğun fikstürü sene sonunda kolaylaştırmak isteyeceklerinden rakipleri Apoel’i küçümsemeden maça asılacaklar tabi ki.

Atletico Madrid ise Panathinaikos gibi zorlu bir play off turunun ardından gruplara kaldı. Kadroları bana göre Chelsea kadar kaliteli. Bir Forlan’ı, Aguerro’yu, Maxi’yi Avrupa’da hangi takım kadrolarında görmek istemez? Grup maçlarının ilk haftasında kendi sahalarında Apoel’i konuk edecekler. Tabi bu maç lige hızlı bir giriş yapma adına önemli. Ancak 25 Kasımda gelecekleri Kıbrıs deplasmanında gruptaki puan durumu nasıl olur belli değil ama son haftalara bırakılan gruptan çıkma mücadelesinde dikkat etmeleri gereken bir deplasmana gelecekler.

Son olarak Porto’ya değinelim. Porto sezon öncesi gol silahı Lisandro Lopez’i ve diğer bir oyuncuları Aly Cissoko’yu Lyon’a kaptırdı. Lucho Gonzales’in Marsilya’ya gönderilmesi ile birlikte güç kaybedecek denilen Porto kendi liginde 3 maçta 7 puan toplayarak pek de güç kaybetmediğini gösteriyor. River Plate’den transfer edilen Falcao ile birlikte bana göre inanılmaz bir potansiyeli olan Hulk görmek istediğim oyuncular arasında. Gruptaki 4’üncü karşılaşmalarında Kıbrıs’a gelecek olan Portekiz temsilcisi bakalım beklediğini bulabilecekmi.

Özetle gruptaki güç dengeleri ortada. Apoel’in bu gibi takımlar arasında şansı var mı? Mantıksal olarak olmayabilir. Yine Anorthosis örneğinden yola çıkarsak kendi sahasında oynayacağı maçlarda grubun seyrini etkileyecek bir takım olarak görüyorum.

Adada oynanacak üç maçtan en az bir tanesine gitmeyi planlıyorum. Hangi maça giderim bilmiyorum ama işin ucunda Şampiyonlar Ligi’ni canlı izlemek olduğundan sanırım pek fark etmiyor.

By justnbg

APOEL – FC Kobenhavn

fckobenhavn

Kıbrıs’ta lig statüleri hakkında konuşmadan önce şu anda gündemde olan Apoel – Fc Kobenhavn Şampiyonlar Ligi play off maçı hakkında konuşalım biraz.

UEFA Şampiyonlar Ligi herkesinde bildiği gibi Avrupa’nın kulüpler bazında en büyük organizasyonlarından birisi. Kıbrıs adası bu büyük organizasyona şu sıralar daha bir aşina. Çünkü adanın güneyinde gelişmekte olan futbol, kendisini avrupa kupalarında daha kabullendirir duruma geldi.

Geçtiğimiz sezon Anorthosis’in elde ettiği başarıya bütün futbol severler tanık oldu ki, güneyde Şampiyonlar Ligi’ne kalan ilk kulüp oldular. Gruplarda mücadele etmeden önce herkes gibi bende Anorthosis’in zorlu Werder Bremen, Inter ve yakın dostları Panathinaikos maçlarından önce puan almalarının zor olduğunu düşünürken Anorthosis grupları topladığı 6 puanla son sırada tamamladı. Ancak alınan 6 puanın 5’ini evinde Inter ile 3-3, Werder Bremen ile 2-2 ve Panathinaikos’u 1-0 yenerek elde etti. Oynadıkları oyunlada kendi evlerinde kolay pes etmediklerini gösterdiler.

23 Nisan 2003’ten bu yana adanın güneyi ile kuzeyi arasındaki geçişi sağlamak için açılan sınır kapıları ile bu tür avrupa kupası maçlarını izleme fırsatı yakaladık. Bu süre içerisinde takımların maçlarda ne gibi performans sergilediklerine tanıklık eden biri olarak güneydeki futbolun gelişmekte olduğunu söylersem sanırım yanlış bir yorum yapmam. Eşleştikleri takımlardan kolaylıkla mağlubiyet almayan güney takımları, ciddi bir rakiple eşleştikleri zaman rakip takım adına beklenmedik bir oyun oynuyor. Kısacası motivasyonları artıyor.

Bu akşam oynanacak APOEL –Fc Kobenhavn maçı öncesi bana göre Danimarka temsilcisinin işi zor. Kendi sahalarında elde ettikleri 1-0’lık galibiyetle her ne kadar biraz avantajlı olsalar dahi bu akşam maçın oynanacağı GSP Stadı’nda tribünlerin hınca hınc dolacağını tahmin ediyorum.

Bu gibi maçlarda taraftarlar takımlarını yalnız bırakmıyorlar. Ayrıca taraftarın maçta etkisi de büyük. Bu gece oynanacak maçın bütün biletlerini satıldığı duyruldu kulübün resmi sitesinden. Hava sıcaklığına Danimarka’dan gelen bir takımın nasıl alışkın olacağı ise ayrı bir düşüncem, çünkü gündüz 42 dereceye kadar yükselen bir sıcaklıkta gece futbol oynamak da bir o kadar zordur.

Anorthosis’in geçen yıl elde ettiği futbolun vitrininde oynama başarısı, diğer takımların ateşlenmesine sebebiyet verdi ve bu akşam Apoel maçı kolay kolay bırakacak gibi görünmüyor. Çünkü işin prestiji yanında gruplara kalınması halinde maddi yönden de getirisi var.

Apoel’de ilk maçta kırmızı kart cezası nedeni ile Haxhi bu maçta forma giyemeyecek. Bunun yanında Fc Kobenhavn’da sakatlığı bulunan Santin ve yılların deneyimi Gronkjaer’in oynayıp oynamayacakları maç saatinde belli olacak.

APOEL taraftarlarının her ne kadar faşist bir düşünce yapısına sahip olsa ve onların maçına gittiğimde rakip taraftarların yanına otursam bile, gruplara kalmalarıyla beraber sadece 20 km uzaklıktaki GSP Stadı’nda Şampiyonlar Ligi maçı seyredebilme imkanını tekrardan elde edebilecekmiyim, merakla bekliyorum…

Ada futbolu

Taksim Sahası

Söz konusu futbol olunca futbolun insanları ortak bir noktada birleştirdiği görüşü her zaman ortadadır. Gerek arkadaşlarınızla farklı takımları tutun gerekse onlarla aynı takımları, işte oluşan bu kümelerde ortak nokta her zaman futboldur.
“Futbol insanları birleştirir” felsefesinden yola çıkarak kendi ülkemizde, Kıbrıs’ta yüz yıla yakın bir süre içerisinde adanın Osmanlılar tarafından İngilizlere devredildiği tarihlerden günümüze kadar geçen bir asırlık geçmişi var ülkemiz futbolunun. Var olmasına var da şimdilerde kuzey ve güney olarak ikiye bölünmüş Kıbrıs’taki futbol yaklaşık yarım asır bir bütün olarak oynandı. Ondan sonra yaşanan olaylarla beraber ayrılan futbol federasyonları, adanın ortasına çekilen “Yeşil Hat” sınırı ile Kıbrıslı Türkler günümüzde tanınmamanın vermiş olduğu ağır yükle ambargolara maruz kalırken, Kıbrıslı Rumlar hepimizin bildiği gibi geçtiğimiz futbol sezonunda Anorthosis ile birlikte Avrupa’nın kulüpler bazında en önemli organizasyonu olan Şampiyonlar Ligi’nde mücadele edecek kadar kendi futbollarını geliştirdiler… Anorthosis’in başardığı mucizevi başarının yerini bu sene UEFA Avrupa Ligi 2’nci ön eleme turunda Karadağ’ın Petrovac takımına elenerek hüsran alırken, şimdilerde geçtiğimiz yıllarda Trabzonspor ile oynamış diğer bir Güney Kıbrıs takımı APOEL, Şampiyonlar Ligi 2’nci ön eleme ilk maçında Sırbistan takımlarından Partizan’ı 2-0 yenerek avantajlı bir skor elde etti. Ardından deplasmanda 1-0 yenilgi alsa dahi adını play-off turuna yazdırdı. Geçtiğimiz gece eşleştikleri FC Copenhag ile Galatasaraylıların yakından bildiği Parken Stadı’nda karşılaşan Apoel 1-0 yenilmesine rağmen kendi evinde oynayacağı rövanş karşılaşması için iyi bir skor elde ettiğini düşünüyorum. İkinci maçta tur atlayıp Şampiyonlar Ligi gruplarına kalmamaları için hiçbir neden yok.

Kıbrıs adasının 1878 yılında Osmanlılar tarafından İngilizlere kiralanması sonrası futbolun beşiği İngiltere’de hızla yayılmakta olan futbol Kıbrıs’ta da izlerini hissettirmeye başladı. Ardından 1900’lü yılların başında yavaşça Türklerin ve Rumların takımlar kurarak kendi aralarında futbol oynaması ile yaygınlaştı.
Kurulan yerel takımlar ile birlikte 1934 yılında Kıbrıs Futbol Federasyonu (CFA) kuruldu ki o zamanlar adada ne bir bölünmüşlük vardı ne de bir kargaşa(!) Kıbrıslı Rumlar ve Türklerin bulunduğu bir yapı ile futbol maçları resmi bir şekilde oynanmaya başladı. 1948 yılında FIFA’ya üye olan federasyon çatısı altında Rum takımlar ile birlikte 5 Türk ve 1 Ermeni takımda bulunmaktaydı.

Kıbrıslı Rumlar ve Türklerin birlikte oynadıkları dönemlerde düzenlenen liglerde özellikle Türk takımlarından Çetinkaya, Kıbrıs Ligi şampiyonluğu yaşadığı 1951 yılının ardından adadaki gergin atmosfer patlak verdi ve CFA kilisenin etkisinde kalarak Türk takımlarını ligden ihraç etti. İki toplum arasındaki kargaşanın temel nedeninin ise İngilizler’in iki toplumu birbirine kışkırtarak adada bir çözümsüzlük ortamı yaratmak ve emperyalis bir yaklaşım olan “böl ve yönet politikası”nı adaya yansıtmaktı. Bu doğrultuda kilise üzerinde etkileri sonuç verdi.

Bununla beraber Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu 1955 yılında kurularak Türk takımlarını bir çatı altında topladı ve günümüze kadar faaliyet gösterme başarısı gösterdi. Çünkü 1974 yılında adanın iki kesimli olmasıyla beraber Kıbrıslı Türkler hiçbir dışa açılma olmadan kendi içlerinde futbol oynamaya günümüze kadar devam etti. Kıbrıslı Rumlarda 1962 yılında UEFA’ya üye olarak geçtiğimiz sezon hepimizin yakından takip etme fırsatı bulduğu Anorthosis’in Şampiyonlar Ligi’nde elde ettiği başarıya tanıklık etti.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 1983 yılında kurulmasıyla beraber gayri yasal bir ülke olduğu öne sürülerek dünya tarafından tanınmaması ile ülke sporu üzerine ambargolar konarak özellikle ülke futbolununda gelişmesi engellendi. KKTC’yi tek tanıyan Türkiye bile FIFA ve UEFA’nın baskıları ile kendi takımları ile bu ambargolar yüzünden ülkemize gelip maç yapamazken tabir yerindeyse “kendi yağımızla kendi ciğerimizi kavurur” bir durumda adanın kuzeyinde futbol oynamaya çalışmaktayız. Fotoğraftada gördüğünüz gibi bu maç henüz ambargonun “a”sının olmadığı dönemde çekilmiştir.

İşin ilginç tarafı dünya tarafından tanınan CFA’nın kurucu üyeleri arasında Türk takımları olmasına karşın bu ambargolar yüzünden Türk takımları yurt dışına açılamamakta, kendi içimizde nere kadar gideceği belli olmayan bir düzenle ve ilerisi için bir çözüm olması ümidi ile futbol oynamaktayız.

2003 yılına kadar adanın kuzeyi ile güneyi arasında karşılıklı geçiş yoktu. 2003 yılında alınan bir karar ile yavaş yavaş günümüze kadar açılan birçok sınır kapısı ile birlikte adanın güneyine giderek gerek kulüp bazında gerekse milli takımlar bazında gelen takımların Kıbrıslı Rum takımlar ile yaptıkları maçları çoğu zaman gidip izleme fırsatı yakalıyoruz. Bunun yanında gittiğim maçlarda birkaç Kıbrıslı Rumla futbol adına güzel ilişkilerimiz bulunmaktadır…

(Not: Yukarıdaki fotoğraf Lefkoşa’da bulunan Taksim Stadı’nda çekilmiştir. Takviyeli Gençlik Gücü ile Galatasaray’ın karşı karşıya geldiği bu maçı Galatasaray 16-1 yendi. Sağda Galatasaray’ın unutulmaz kalecisi Turgay Şeren)

by justnbg