Eriyip giden Portsmouth…

Premier Lig’in dibinde yer alan takim Portsmouth, cok degil bundan bir bucuk yil once muthis bir kadroya sahip olan ve ligin en disli ekiplerinden biri olan Pompey su an adeta yerlerde surunuyor. Endustriyel futbolun at kosturdugu Ingiltere de en mallastirilan kuluplerden biri Portsmouth. Surec Aralik 1998’de kulubun girdigi finansal krizle baslamis. O donemde unlu Sirp-Amerikan tefeci Milan Mandaric‘ten yardim alarak gecici olarak duze basan Pompey, Mayis 1999’da Mandaric’in yonetimine gecmisti. Mandaric’in Harry Redknapp’i goreve getirmesiyle yukselise gecen takim Championship’te sampiyon olarak Premier Lige yukselmis ve ardindan da Premier ligteki ilk sezonunda 13. olmustu. Ardindan gelen 15.lik ve 17.lik dereceleri sonrasi Mandaric ile anlasmazliga dusen Redknapp, Southamptan’in yolunu tutmustu. Ocak 2006’da ise kulubu Alexandre Gaydamak satin almisti. Israil asilli is adami kulube kisa zamanda buyuk yatirim yaparak kadroyu guclendirmisti. Kulup kadrosu guclendikce basarilar da gelmekte gecikmemisti. Portsmouth transferde en cok para harcayan kuluplerden biriydi ve kadroda bircok onemli oyuncu bulunduruyordu. Lakin, 2008 de kazanilan FA Cup ta kadronun kalitesinin gostergesi oldu.

26 Mayis 2009’da kulup bir kez daha el degistirdi ve Birlesik Arap Emirlikleri pasaportlu isadami Sulaiman Al Fahim’in kontrolu altina girdi. Al Fahim doneminde yasanan finansal sikintilar sebebiyle, Gaydamak zamaninda cok onemli oyuncular transfer edilerek kurulan kadro, dagitilmaya baslandi. Bu donemde takim bircok as oyuncusunu satarak kasaya para pompalamaya calisti. Transfer sezonunun kapanmasina gunler kala ise takim birkez daha el degistirdi ve Suudi Arabistanli isadami Ali Al-Faraj tarafindan satin alindi. Ancak soyle ki, Al-Faraj ve Al Fahim arasinda hala baglanti var ve ilginctir ki Gaydamak bile hala tam olarak kulupten kopmus degil.

Yakin gecmise bakacak olursak Portsmouth bu sezon ikinci kez maaslari odemek konusunda sikintiya dustu ve su an Premier ligin 20. sirasindalar. Bu pozisyondan kurtulup Premier ligde kalabileceklerine de kimse inanmiyor. Kaldi ki, bu sezon maas odemelerinde yasanan problemler, Pompey’e gelecek yil ceza olarak yansiyacaktir. Bu ligden dusurulme, puan silinmesi tarzi cezalar da olabilir. Su an kulubun menejeri endustriyel futbol babalarinin sag kolu Avram Grant. Kotu giden Portsmouth’u birde Afrika Kupasi tehlikesi bekliyor. Pompey kadrosundan 6 as oyuncu Afrika Kupasina gidecek ve bu donemde kadrosu zaten dar olan takim Premier ligde mucadelesine devam edecek.

Simdi hafizamizi bir yoklayip, bir bucuk yil icinde takimdan kimlerin(onemli olanlar) ayrildigini hatirlamaya calisalim. Defanstan basliyorum. Sol Campbell, su an kulupsuz ve Bosman hakkiyla kulupten ayrildi. Djimi Traore su an Monacoda oynuyor ve bedelsiz ayrildi. Sylvain Distin, sezon basinda 5 milyon sterlin karsiliginda Everton’a satildi. Ingiltere milli takiminin sag beki Glen Johnson sezon basinda 24 milyon sterlin karsiliginda Liverpool’un yolunu tuttu.

Ortasahadaki kayip daha da can yakici; Aralik 2008 de yaklasik 19 milyon sterline Real Madrid’e satilan Lassana Diarra su an  Galacticos II’nin en onemli oyuncularindan biri. Sulley Muntari ise Temmuz 2008’de Redknapp’in karsi cikmasina ragmen 15 milyon pounda Inter’e satilmisti. Agustos 2008de Portekizli ortasaha oyuncusu Pedro Mendes, 3 milyon sterline Rangers’in yolunu tutmustu. Ve ortasahaya son darbede transferin son gununde Harry Redknapp tarafindan vurulmustu. Tottenham, 2.5 milyon sterlin gibi komik bir bedelle Niko Kranjar‘i transfer etmis ve boylece Redknapp’ta Hirvat triosunu kurmustu.

Forvetdeki kayip kuskusuz can yakmaktan ote; Peter Crouch ve Jermain Defoe kulubun Tottenham’a geri iade yapmasi sonucunda takimdan ayrilmisti. Bu iki oyuncunun disinda 31 Ocak 2008 gunu transferin kapanmasina saatler kala o gun itibariyle Premier ligin gol krali Benjani Mwaruwari Manchester City’ye satilmisti.

Portsmouth bu donemde 100 milyon sterlinin uzerinde bir parayi kasasina koydu ancak finansal sikintilar hala asilamadi. Pompey erimeye devam ediyor ve su ana kadar da bunun onune gecilmis degil. Kurtar Portsmouth’u “Endustriyel Futbol”…

Reklamlar

Monaco’daki potansiyel…

Ligue 1 takımları arasında, potansiyeli en yüksek genç oyuncu topluluğuna sahip takımlardan biri, hatta birincisi Monaco. Geçtiğimiz yıllarda da altyapısından çok önemli oyuncuları Avrupa piyasasına sürmüşlerdi. Bunların arasında akla ilk anda gelecek isimler Thierry Henry, David Trezeguet, Jeremy Menez gibi önemli oyuncular olacaktır. Monaco 2004 yılında oynadığı Şampiyonlar ligi finalinden bu yana geri viteste bir takım görüntüsü çizdi. Geride kalan yıllarda Fransa’nın büyükleri arasında anıldıkları yılların çok uzaklarına düştüler. Monaco artık Fransa’nın orta sıra takımlarından biri, ancak tekrardan eski günlere dönmeleri için gerekli olan potansiyeli de ellerinde barındırıyorlar. Monaco’nun elinde Fransa liginin en yetenekli gençlerinin birkaçı bulunuyor. Bu sezon boyunca da bu genç oyuncular kadroda kendilerine yer buldular. Gelecek sezon öncesi bu durum onlar için önemli bir avantaj teşkil ediyor. Zira, takım kadrosunda yer alan genç oyuncular çaylak sezonlarında 20’nin üzerinde maça çıktılar ve gelecek sezon bu durumun olumlu yansımalarını mutlaka göreceğiz.

Monaco’daki bir diğer olumlu gelişme de; son iki yıldır Rennes takımını çalıştıran ve başarılı sonuçlara imza atan Guy Lacombe‘nin teknik direktörlük koltuğuna getirilmesi oldu. Guy Lacombe Rennes’in başındayken genç oyunculara sıkça takımda yer vermiş ve onları takıma entegre etmişti. Geçen yıl Monaco’yu çalıştıran Ricardo’nun da hakkını yememek gerek. Geçen yıl bu oyuncuların gelişiminde başlangıcı sağlayan o olmuştu ve şimdi bayrağı Guy Lacombe’ye devretti. Guy Lacombe’de Monaco’daki potansiyelin farkında ve yeni sezon öncesi bu duruma dikkat çekiyor. “Bu oyuncuların bir sonraki adıma geçiş yapma zamanları…” diyor Lacombe. Eğer Lacombe bunu sağlayabilirse bu oyuncularla birlikte Monaco’da yükselecektir.

Peki kimdir Monaco’nun genç yetenekleri? En önemlisi kuşkusuz geçen yıl Monaco kalesini bütün sezon boyunca koruyan Stephane Ruffier. 22 yaşındaki laleci geçen sezon Monaco kalesini 32 maçta korumuştu. Ruffier, Fransa’nın genç kuşaktaki en iyi kalecilerinden biri ve tek şanssızlığı milli takım yolunda önünde Steve Mandanda ve Hugo Lloris’in bulunması.

Monaco’nun defans pozisyonunda oynayan iki önemli genç oyuncusu da; Cédric Mongongu ve Nicolas Nkoulou… Bu iki oyuncuda bu sezon 20 maçın üzerinde takımda yer aldılar. özellikle Kamerunlu Nicolas Nkoulou gelecek vaadeden bir oyuncu. Defansın merkezinde, sağ bekte ve hatta defansif ortasahada oynayabilecek özelliklere sahip Nkoulou henüz 19 yaşında. Nicolas Nkoulou genç yaşına rağmen Kamerun milli takımında da oynayan bir oyuncu.

Ortasahada oynayan Juan-Pablo Pino ve Yohan Mollo‘da önümüzdeki yılın Monaco’sunda önemli işler yapacak oyuncular. Özellikle Pino, önümüzdeki birkaç yıl içinde önemli bir takımda yer bulabilir. Pino, sürekli bir gelişim içinde ve Kolombiyalı oyuncunun tekniği dikkat çekici. Fransa genç milli takımlarında oynayan Mollo ise kanatlarda oynayan bir oyuncu.

Monaco’nun forvet hattında oynayan Fredric Nimani ise 1988 doğumlu bir oyuncu. Geride bıraktığımız sezon 28 maçta kırmızı-beyazlı formayı giydi ve 6 gol attı. Nimani, 1.91’lik boyu ve güçlü fiziğiyle önümüzdeki yıllarda Fransa milli takımının da forvetteki önemli oyuncularından biri olabilir.

Monaco’da geçen sezon başında patlama yapması beklenen Serge Gakpe ve Djamel Bakar ise sezon boyunca yaşadıkları sakatlıklardan dolayı beklenen performansı gösteremediler. Özellikle Serge Gakpe önümüzdeki sezon takımı sırtlayan oyuncu olabilir. Freddy Adu ise, bu kadar potansiyeli yüksek oyuncu arasında sönmeye yüz tutmuş bir oyuncu olarak dikkat çekiyor. Adu şu an 14 yaşındayken yakaladığı popularitenin çok uzağında, over-rated bir oyuncu olmaya doğru ilerliyor.

Monaco yakın zaman içinde Jeremy Menez’i Avrupa futbol piyasasına sürmüştü. Menez, Monaco altyapısından yetişip, A takımda oynadıktan sonra Roma’ya transfer olmuştu. Monaco’da bu kez  birçok oyuncu eşzamanlı olarak seviyesini yükseltiyor. Doğru takviyelerle eski şaşalı günlerine dönen bir Monaco izleyebiliriz yakın bir gelecekte…

Juan-Pablo Pino incelemesi

Gabon: Kara panterler yükseliyor.

gabon_togo

Batı Afrika ile Orta Afrika’nın kesiştiği noktada yer alıyor Gabon. Geniş bir yüzölçümüne sahip olmasına karşın Afrika’nın az nüfuslu ülkelerinden biri. Ülke 1471 yılında Portekizli denizciler tarafından keşfedilmesinin ardından, 18. ve 19. yy’ları köle ve fildişi ticaretinin önemli merkezlerinden biri olarak geçirmiş. 1886’da Fransız himayesi altına giren Gabon, bağımsızlığını kazandığı 1960 yılına kadar bu ülkenin sömürgesi olmuş. 1960  yılında kurulan cumhuriyet ve çok partili sisteme geçişle  birlikte Afrika’nın modern ülkelerinden biri olan Gabon, ekonomik koşullar bakımından da kıtanın en iyi koşullara sahip olan ülkelerinden biri…

Afrika’da  futboluyla pek gündeme gelmeyen Gabon’un bugüne kadar milli takım forması altında en çok gol atan oyuncusu şu sıralar Hull City’de oynayan  yarı-Fransız Daniel Cousin olmuş. Lens ve Rangers gibi takımların formasını da giyen Daniel Cousin’ın milli formayla 37 maçta 28 golü var. Ülke futbolu FIFA Dünya sıralamasında  en yüksek derecesini 1996 Ocak ayında 45. lik ile elde etmiş. Şu an ise 48. sıradalar ve son dönemde ülke futbolunda yaşanan gelişmeler, çok yakın bir zamanda bu derecenin üstüne çıkacaklarının habercisi…

Gabon  şu an Dünya Kupası Afrika elemeleri 3. turunda yer alıyor ve bu bile ülke futbolu için tarihi bir başarıyken, onlar grupta 2 maçta topladıkları 6 puanla grupta liderler. Daha da ilginç olan Gabon’un grupta geride bıraktığı rakipleri. Gabon, geçen Dünya Kupasına katılan Togo, Fas ve Kamerun‘u geride bırakmış durumda;

Grup A
Takım MP W D L GF GA Pts
Gabon 2 2 0 0 5 1 6
Togo 2 1 0 1 1 3 3
Fas 2 0 1 1 1 2 1
Kamerun 2 0 1 1 0 1 1

Dünya Kupası Afrika elemeleri 3 tur üzerinden oynanıyor. En çok takımın katıldığı 2. turda 12 grupta 48 takım mücadele ediyor. 2010 Dünya kupası öncesi bu turda 12 grubun 2 tanesi  3’er takımdan oluştu. Yani 46 ülke takımı mücadele etti.Bunun sebebi Eritre ve Etiopya’nın diskalifiye edilmesiydi. Bu turda 12. grubun birincileri ve en iyi 8 grup ikincisi bir üst tura yükseliyor. Bu turda 5. Grupta yer alan Gabon, Gana ve Libya 12’şer puan topladılar. Grup sonuncusu Lesotho ise 6 maçta 0 puan toplayarak grubu sonuncu bitirdi. Grupta averajla 1. olan Gana’nın ardından, Gabon’da en iyi 8 grup ikincisinden biri olarak 3. tura çıkmaya hak kazanmıştı.

Stade Omnisport, Gabon

3. turdaki grupta kağıt üzerinde en zayıf takım görüntüsünde olan Gabon, henüz yolun başında tepeye oturdu. Daha oynanacak çok maç var ve grupta sıralamalar birçok kez değişecektir. Ancak Gabon şu ana kadarki performansıyla, 2010 Dünya Kupası’na katılan sürpriz takımlardan biri olabileceğini hissettiriyor. Gabon gruptaki ilk maçında, deplasmanda Fas’ı 2-1 yenmiş ve 2. maçında da Togo karşısında 3-0’lık farka gitmişti. Grupta Gabon’un kırılma noktası yaratabileceği maç 20 Haziran’da Gabon’un başkenti Libreville’de oynanacak. Rakip Afrika’nın en güçlü takımlarından Kamerun. Gabon bu maçı da kazanırsa 3’te 3 yaparak tepeye oturmuş olacak. Dünya Kupası Afrika elemelerinin son turunda 5 grubun birincileri Güney Afrika’daki kupaya katılmaya hak kazanacak. Ev sahibi kontenjanından da Güney Afrika’nın kupada boy göstereceğini düşünürsek, kupada 6 Afrika ulusal takımı olacak.

Roguy Meye, Ankaraspor

Gabon’un şu ana kadar elemelerdeki en iyi oyuncusunu da çok yakından tanıyoruz. Ankaraspor’da oynayan Roguy Meye, Gabon’un oynadığı son 7 maçta rakip takımların kalelerine 4 gol atmış. Ankaraspor‘a geçtiğimiz Ocak ayında Macaristan 1. Lig takımlarından Zalaegerszegi TE‘den transfer olmuştu.Gabon kadrosunda dikkat çeken diğer iki oyuncu da Catilina, Pierre-Emerick ve Willy Aubameyang kardeşler. Milan altyapısından yetişen üç kardeş, gereken seviyelere gelemedikleri için sürekli diğer takımlara kiralanmışlarve ardından da Milan’dan ayrılmışlardı. Milan’da olma sebebleri de, Milan gözlemcisi olan babaları Pierre Aubameyang‘di. Babalarının kontenjanı sayesinde Milan kadrosunda yer alan Aubameyang kardeşlerin en büyüğü Catilina şu an 25 yaşında ve Fransa’nın AC Ajaccio takımında oynuyor. Ortanca kardeş Willy ise, bu sezon Milan’dan Avellino takımına kiralanmıştı. Artık 22 yaşına glen Willy’nin Milan’dan bu yaz ayrılması muhtemel zira, ilerleyen yıllarda Milan’da oynayacak kapasiteye sahip değil. En küçük kardeş Pierre-Emerick ise 1989 doğumlu ve sezon başında Milan’dan Fransa 2. lig takımı Dijon’a kiralanmıştı. Dijon formasını giydiği 33 maçta 8 gol atan Pierre-Emerick Lille‘in dikkatini çekmiş olacak ki, sezon tamamlanır tamamlanmaz, gelecek yıl için Milan’dan satın alma opsiyonuyla kiralandı. Lille’in geçmiş yıllarda oyuncuların basamak atladığı bir takım olduğunu düşünürsek, Pierre-Emerick’in doğru yerde olduğunu söyleyebiliriz.

Gabon milli takım kadrosunda yer alan oyuncuların bir çoğu ya Ligue 1 takımlarının yedek oyuncuları ya da Ligue 2’de forma giyen oyunculardan oluşuyor. Kadroda 12 takımlı Gabon liginde forma giyen oyuncular da var. Gabon’da geçen yıl şampiyon olan Stade Mandji takımından sadece bir oyuncu Gabon kadrosunda bulunuyor. Bunun dışında diğer takımlardan da birkaç oyuncu kadroya dahil edilmiş. Teknik direktörlüğünü 2006’dan bu yana, uzun yıllar Bordeaux’da oynayan Alain Giresse‘nin yaptığı Gabon’un bu yükselişi sona kadar gider mi bilinmez? Ancak 2010 Dünya kupasında bu kadar zor bir gruptan sıyrılarak, katılmayı başarırlarsa onları uzaklardan destekleyen birçok kişi olacaktır.

Made in Bordeaux

Bordeaux’un şampiyon kadrosunun yaklaşık %50’si Bordeaux altyapısından yetişen oyunculardan oluşuyor. Bu yıl Laurent Blanc Bordeaux altyapısını çok iyi kullandı ve modern futbol düzeni içinde doğru bir politikayla takımını başarıya ulaştırdı.

Bu inceleme geçtiğimiz hafta içinde ligue1.com’da yayınlanmıştı. Çok iyi bir noktaya değinmişler. Bordeaux’da başarının en önemli anahtarlarından biri de altyapıdan gelen oyuncuların takıma entegre edilmesinde Laurent Blanc’ın cesurca davranmasıydı.

2008-09 yılında Bordeaux’un şampiyonluğa giden yolda parlayan oyuncuları Yoan Gourcuff, Souleymane Diawara, Alou Diarra, Fernando Cavenaghi ve Fernando gibi oyuncular olsa da arkaplanda müthiş işler yapan altyapı çıkışlı oyuncular vardı. Bordeaux kadrosundaki 24 oyuncudan 11 tanesi altyapı çıkışlı oyunculardan oluşuyordu. Kadronun neredeyse yarısının altyapıdan yetişen oyunculardan oluşması, takımın mental üstünlüğünün de ana sebebi olabilir.

Bordeaux kadrosu içinde altyapıdan gelen oyuncular da nesil nesil sıralanmış durumdalar. En yukarıda Marc Planus ve Marouane Chamakh bulunuyor. İkinci kademede takıma bu sezon müthiş katkısı olan Benoït Trémoulinas ve henüz takıma tam anlamıyla dahil olmayan Mathieu Valverde, Kévin Olimpa ve Pierre Ducasse bulunuyor. Bir sonraki nesil ise, Abdou Traoré, Henri Saivet, Gabriel Obertan ve Grégory Sertic’den oluşuyor. Sertic bu sezondan başlayarak takıma dahil olmaya başlamıştı. Keza Abdou Traoré de birkaç maçta oynamış ve yeteneğiyle dikkatimi çekmişti. Şu an Toulon turnuvasında Fransa kadrosunda bulunan Gabriel Obertan ise, sezonun ikinci bölümünü Lorient’te kiralık geçirmişti. Obertan kendi döneminin en iyi oyuncularından biri ve gelecek sezondan itibaren takımda daha çok süre alacaktır. Henri Saivet ise, sezonu sakatlık illeti sebebiyle neredeyse boş geçti. Küçük yaşlarda yüklenmeye bağlı yaşanan sakatlıklardan biri olduğunu umuyorum. Zira, Henri Saivet Fransa’da 15 yaşından beri konuşulan bir oyuncu.

Fransa’da en son altyapı-A takım entegrasyonunda en yüksek yüzdeyle şampiyon olan takım Monaco’ydu. Monaco’nun 1999-00 sezonundaki şampiyonluğunun baş mimarları David Trezeguet ve Jon-Arne Riise altyapıdan yetişmiş oyunculardı. O dönemki Monaco kadrosunda yer alan oyuncuların 28’de 13’ü altyapıdan yetişmiş oyunculardan oluşuyordu.

Toulon Turnuvası: Fransa U-21 takımı

Bugün başlayacak olan Toulon Turnuvasında ev sahibi olarak yer alacak Fransa turnuvanın favorilerinden olacak. Fransa kadrosu son yılların en heyecan verici en izlenesi oyuncularından oluşuyor. Erick Mombaerts‘in çalıştırdığı Fransa U-21 takımının grubunda Şili, Portekiz ve Katar bulunuyor. Katar her ne kadar grubun zayıf halaksı olarak görünse de, son zamanlarda ülkede futbol altyapısına yapılan yatırım sayesinde ciddi bir gelişim gösterdiler. Portekiz ise, Avrupa’nın en iyi yetiştirici ülkelerinden biri. O yüzden bu turnuvada da kadrolarında birkaç oyuncunun dikkatyimizi çekeceğini düşünüyorum. Ancak Portekiz turnuvada çok ileriye gidemeyecektir. Şili ise, geçen yılki Toulon’un finalisti. Geçen sezon finalde İtalya’ya kaybetmişlerdi ve turnuvada potansiyeli yüksek oyuncularla dikkatleri üzerlerine çekmişlerdi.

Fransa U-21 kadrosundaki izlenmesi gereken oyunculara değinmeden önce, tam kadroyu yazmak daha doğru olacaktır. Erick Mombaerts’in açıkladığı 22 kişilik Fransa kadrosu şöyle;

Kaleciler : Johan Carrasso (Montpellier), Johnny Placide (Le Havre), Kévin Olimpa (Bordeaux)

Defans : Paul Baysse (Sedan), Garry Bocaly (Montpellier), Dorian Dervite (Southend United), Jean-Amel Kana-Biyik (Le Havre), Cheikh M’Bengue (Toulouse), Mamadou Sakho (Paris SG), Armand Traoré (Portsmouth)

Ortasaha : Darry Herold Goulon (Le Mans), Damien Marcq (Boulogne), Marvin Martin (Sochaux), Younousse Sankhare (Reims), Grégory Sertic (Bordeaux), Mousssa Sissoko (Toulouse), Etienne Capoue (Toulouse)

Forvet : Jires Kembo Ekoko (Rennes), David N’Gog (Liverpool), Gabriel Obertan (FC Lorient), Bakary Sako (Châteauroux), Sambou Yatabare (Caen).

Kadroya en çok oyuncuyu görüldüğü üzere üçer oyuncuyla Toulouse ile Bordeaux veriyor. İlginç bir şekilde kadroda Lyon’dan hiçbir oyuncu bulunmuyor. Lige yeni çıkan takımlardan Montpeiller kadrosundan ise, geçen sezon Marsilya’dan kiralanan Bocaly ve kaleci Carrasso bulunuyor. Ligin yenilerinden Bouloge’den de Damien Marcq kadroda…

Kadroda dikkat edilmesi gereken birçok oyuncu var.  Özellikle Toulouse’lu Cheikh M’Bengue, Mousssa Sissoko ve Etienne Capoue çok iyi oyuncular. Üçü de bu sezon Toulouse’da direkt olarak oynadılar. Özellikle ortasaha da Mousssa Sissoko ve Etienne Capoue ikilisini dikkatle izlemenizi öneriyorum. Bu iki oyuncu ilerleyen yıllarda adından sıkça söz ettirecektir.

PSG’de oynayan Mamadou Sakho ise kadronun en yüksek profilli oyuncularından. Daha şimdiden Avrupa’nın birçok büyükkulübünün izlediği Sakho, Fransa defansının belkemiği olacaktır. Sakho şu an sadece Fransa’nın değil tüm Avrupa’nın en önemli genç yeteneklerinden…

Bu sezon Aresenal’den, Portsmouth’a kiralanan Armand Traoré ise savunmanın solunda Cheikh M’Bengue‘yi takımdan kesecektir. Portsmouth’ta bu sezon 14 maçta forma giyen Traore hakkında Arsene Wenger’in keşfettiği bir oyuncu demek çok şey anlatacaktır. Erick Mombaerts umarım defansın solunda Cheikh M’Bengue‘yi de sık sık oynatır. Çünkü en az Armand Traoré kadar potansiyeli yüksek bir oyuncu Cheikh M’Bengue.

Ortasahada oynayan Younousse Sankhare ise, bu sezon devre arasında PSG’den Reims’e kiralanmıştı. Yeterli süreyi alması halinde turnuvanın en önemli oyuncularından olabilecek yeteneğe sahip bir oyuncu. Onun hakkında biraz olsun bilgi sahibi olmak isteyenler varsa bu videoyu izlemelerini öneriyorum. [ video 2 ]

Turnuvanın en iyi oyuncusu olması muhtemel oyuncu ise; Gabriel Obertan. Hakkında çok şey duymuşsunuzdur zaten. Devre arasında Bordeaux’tan Lorient’e kiralanmıştı. Girondins’te forma şansı bulamadığından bu  onun için iyi bir seçim oldu. İkinci yarıda Lorient’te 15 maçta forma giydi. Onun hakkında daha önce birşeyler karalamıştım. Videolarını mutlaka izlemenizi öneririm.

PSG’de parlarparlamaz Liverpool’un transfer ettiği David N’Gog performansını ise merak ediyorum. Zira, bu sezn genellikle rezerv takımda oynamıştı. Gelişim kaydedebildiyse şayet, diğer bölgeleri zaten güçlü olan Fransa’nın şampiyonluk yolunu açacaktır.

Adı geçen oyuncular dışında, özellikle daha önce izlemediklerimden bakalım kimler parlayacak? Fransa ilk maçını yarın 21:45’te Katar ile oynayacak. Ekran başında olmanızı öneririm.

Toulon Turnuvası 2009

Tournoi_de_Toulon_1967

Toulon Gençler Turnuvası 2009 yarın başlıyor. Bu sezon 3 -12 Haziran arası oynanacak turnuvanın yukardaki fotoğrafta gördüğünüz ilk afişi. Görüldüğü üzere 5 kulüp takımı katılmış 1967’deki ilk Toulon turnuvasına. İlk organizasyonun şampiyonu Anderlecht takımı olmuştu. 1967-1974 yılları arasında ara verilen turnuvaya, 1974 yılında yeni bir çehreyle yeniden başlanmıştı. Turnuvanın 1974 ayağına 8 takım katılmış ve bunların dördü ülke, diğer dördü de kulüp takımı olmuştu. 1974 Toulon turnuvasına Polonya, Macaristan, Çekoslavakya, Brezilya milli takımlar olarak; Derby County, Anderlecht, Nimes and B.Mönchengladbach’ta kulüp takımları olarak katılmıştı. 1975 yılında ise kulüp takımları tamamen turnuvanın dışında bırakılmış ve yola genç milli takımlarıyla devam edilmeye başlanmıştı. Tamamı ülke milli takımlarından oluşan 1975 turnuvasına 8 ülke (Arjantin, Fransa, İtalya, Meksika, Çekoslavakya, Macaristan, Polonya and Portekiz) katılmıştı. 1974 turnuvasını kazanan Polonya‘nın ardından, 1975’te Arjantin şampiyonluğu kazanmış ve kupayı Güney Amerika’ya götüren ilk takım olmuştu.

1974’ten bu yana kesintisiz devam eden turnuvayı Fransa 11 kez kazanarak ev sahibi olmanın avantajını kullanmıştı. 2004-07 arasında şampiyonluğa ambargo koyan Fransa genç milli takımı bu sezonun da favorilerinden biri. Turnuva geçtiğimiz yıllarda birçok genç yıldızın parladığı ilk yer olmuştu. Geçmiş turnuvalarda; Zinedine Zidane, Alan Shearer (gol kralı 1991) , Thierry Henry (en iyi oyuncu ve gol kralı 1997), Juan Román Riquelme (en iyi oyuncu 1998), David Ginola (en iyi oyuncu 1987), Hristo Stoitchkov, Djibril Cissé (gol kralı 2001), Cristiano Ronaldo (2003),Sebastian Giovinco (en iyi oyuncu 2008)  gibi sonraki yıllarda Avrupa futboluna damgasını vuracak oyuncular parlamıştı.

Toulon 2009’a 8 genç milli takım katılacak. Turnuvada bu yıl boy gösterecek genç milli takımlar şöyle;

GRUP A
Arjantin
Mısır
Rep. Tchèque Birleşik Arap Emirlikleri
Hollanda
GRUP B
Şili Chili
Fransa
France
Portekiz
Katar
Pays-Bas

Maçlar iki grupta oynanan maçlarla oynanmaya başlanacak ve 12 Haziran’daki finalle son bulacak. Turnuvanın geçen seneki ayağına hatırlanacağı gibi Türkiye’de katılmış ve gruplarda elenmişti. Geçen sezonki turnuvanın şampiyonu İtalya olmuştu. İtalya finalde Şili’yi 1-0 yenerek kupaya uzanmıştı. Benim turnuvada çok beğendiğim Fildişi Sahilleri ise turnuvayı üçüncü sırada bitirmiş ve turnuvanın gol kralı da Fildişi Sahilleri’nden 5 golle Sekou Cissé olmuştu. Toulon 2008’in “en iyi oyuncusu” da Juventus’ta oynayan Sebastian Giovinco olmuştu. En iyi kaleci de yine İtalya’dan Davide Bassi olmuştu.

Toulon kenti,  Fransa’nın günyinde Region du Var bölgesinde bulunuyor. Bu bölge içerisindeki 5 stadyumda oynanan maçlar Toulon’un Mayol Stadyumundaki final maçıyla son bulacak. Toulon 2009’da, geçen yılın şampiyonu İtalya olmayacağı için, en önemli favoriler Fransa, Arjantin ve Şili olacaktır. Turnuvanın maçlarını son yıllarda olduğu gibi yine Eurosport yayınlayacak. Turnuvanın ilk gününde saat 19:30’da Mısır- B.A.E ve günün kapanış maçında 21:45’te Arjantin-Hollanda karşılaşacak. Fransa’nın Toulon’daki takımı hakkında da birşeyler yazacağım. Liglerin tamamlanmasının ardından izlenmesi çok zevkli bir turnuva bizleri bekliyor. Futbolla yatıp, futbolla kalkmaya devam ediyoruz…

Toulon 2009’un maç programı

Mağusa Türk Gücü (MTG)

mtg arma

Benim ve LeFoot’un taraftarı olduğumuz kulüp… Türkiyede yaşayan birçok  kardeşimizin “Magosa” diye tabir ettiği, bizim de ısrarla doğrusunu öğretmeye çalıştığımız şehir, (bkz. Lefkoşa-Lefkoşe) aslı “Mağusa”. 1945’de kurulan takım, Sarı-Yeşil renklere sahip. Alternatif renk ise beyaz. 7 Lig şampiyonluğu, 5 Federasyon kupası, 2 Cumhurbaşkanlığı kupası var müzemizde…

Şehir merkezi surlar ile kaplı. İkinci dünya savaşı döneminde İngiltere himayesinde olan ülkede büyük bir kıtlık yaşanmaktadır. Surlara hapsolmuş Mağusalılar çareyi karga yiyerek hayatta kalmakta bulurlar. O gün bügündür, Mağusalılar “Garga” diye çağırılır, ilk zamanlar bizden büyüklerin canını sıkan bu durum, zaman içerisinde bir sembole dönüşür ve şimdilerde Mağusalılar ‘Garga’lık ile gurur duyarlar. Lefkoşa doğumluyum ben, babam Mağusalı, ondan dolayı tam Garga değilim, ama yarıdan fazla olduğum kesin. LeFoot ise sağlam ‘Garga’. Babam ve Eniştem beni MTG’li yaptı. Şimdiki saha Dr. Fazıl Küçük Stadı yaklaşık 5000 kişilik. 1970’lerde MTG’nin maçlarını oynadığı saha ise Canbulat Stadı. İki tarafı surlar ile kaplı olan saha belki de şimdiye kadar dünyadaki en ilginç ambiyansa sahip stad. Eskiden binlerce kişi maç günü surlar üzerindeki yerlerini alır, maçı oradan izlerlermiş. Bir tarafta Akdeniz, bir tarafta Futbol…

Republic of GARGA

MTG, 70’lerin sonunda 80’lerin başında efsane olmuş bir kulüp. 7 şampiyonluğu var ki, bunların 5’ini 76,78,79,80 ve 81 yıllarında aldık. Daha sonra bir Galatasaray özentisi. 1982 yılından 2006 yılına kadar 23 sezon beklenilen şampiyonluk. Ben şahsen 20 sene bu şampiyonluğu bekledim, doğduğumdan beri… 2006 yılında, harika bir mali ve idari yapılanma ile birlikte, rakiplere kök söktürerek Mağusa’ya geldi kupa. O günü hiç unutamam. 5000 kişilik stadda yaklaşık 7000 kişi var. Bütün Mağusa halkı orada resmen… Taraftar grubumuz “ULtraCrows” harika bir sezon geçirmişti takım ile beraber. Her maçta farklı organizasyon, farkli atmosfer… Ah eski günler, ah.. Okumaya devam et