Fildişi Sahillerinin şansı-sızlığı!

2010 Dunya Kupasi grup kuralari gectigimiz gunlerde cekildi bildiginiz uzere. Gruplardan herkes haberdardir, gereken tahminler bile yapilmistir diye dusunuyorum. Bir diger yandan da Turkiye’nin olmayacagi turnuvada, favori takimlara destek icin hafiften isinma turlari da baslamistir. Her zaman destekledigim Arjantin ve Hollanda’nin kupada boy gosterecek olmasi benim adima guzel. Ama onlardan ote, gercekten tutkuyla destekledigim bir milli takim var uzun zamandir: Fildisi Sahilleri. Bati Afrika’nin en guclu futbol ulkelerinden Fildisi Sahilleri G grubunda mucadele edecek. Grupta Brezilya, Portekiz ve Kuzey Kore de var. Kuzey Kore kagit uzerinde averaj takimi olarak gorulebilir. Ama tabi sahada bizi surprizlerin beklemedigini kim soyleyebilir ki?

Gelelim yazinin basliginda anlatilmak istenene. Kaseti 2006 Dunya Kupasina sararsak,  o turnuvanin olum grubunun hangisi oldugu aklimiza gelecektir. Almanya daki Dunya kupasinda olum grubu olarak adlandirilan C grubunda; Arjantin, Hollanda, Fildisi Sahilleri ve Sirbistan yer almisti. Benim adima olabilecek en kotu olaydi bu. Destekledigim 3 takimin ayni grupta yer almasinin verdigi his oldukca kafa bozucuydu. O grupta Fildisi Sahilleri muthis maclar cikarmasina ragmen Arjantin ve Hollandaya ilk maclarinda 2-1 yenilmis ve son macinda Sirbistan’i 3-2 maglup ederek, o kupada Afrika’nin gozbebegi olma sansini yitirmisti. Ama hatirlarsiniz ki, muthis bir futbol oynamislar ve erken ayrilislarina ragmen guzel izler birakmislardi.

2010 Dunya kupasinda ise Fildisi Sahilleri yine olabilecek en kotu kuralardan birini cekti. Grupta Guney Amerika’nin diger favori takimi Brezilya ve Avrupa’nin Brezilyasi Portekiz(kim kimin Portekizi ya da Brezilyasi  ya? Aslinda Brezilya, Guney Amerika’nin Portekizi tarihsel olarak :) ) ile ayni grupta yer alacak. Fildisi Sahilleri ustuste  katildigi iki Dunya kupasinda olabilecek en kotu gruplara dustu diyebiliriz ve ortada carcur olan muthis bir nesil var. Jean Marc Guillou’nun attigi adimlarla muthis ivme kazanan ulke futbolu, Academie JMG ve ASEC Abidjan takimlarindan kisa zamanda altyapilarin meyvesini toplamis ve bir anda muthis bir nesil yakalamisti. Avrupa’nin en onemli liglerinde onemli oyunculari olan Fildisi Sahilleri gecen turnuvadan bu yana bu futbolcularin uzerine fazlasini koyamadi. Yani yakalanan muthis kadroya, bir baska deyisle yeni oyuncular eklenemedi.

Fildisi Sahilleri milli takimi kadrosuna bakacak olursak neredeyse butun futbolcularin Academie JMG ve ASEC Abidjan patentli oldugunu gorebiliriz. Yani direkt olarak Jean Marc Guillou etkisi buyuk bu gelisimde. Su an bu nesilin yas ortalamasi 27-28lere yaklasti. Yani ust duzey bir turnuvada derece yapmak icin son sanslari olabilir bu. Cunku, arkadan gelen en onemli futbolculari: Gervinho ve Sekou Cisse. Onun disinda birkac yetenekli genc oyuncu daha var. Ozellikle Isvicre’nin Young Boys takiminin kadrosunda gelecekte Fildisi Sahilleri futbolu icin onemli olabilecek genc oyuncular bulunuyor.Ama ulke futbolundaki gelisimin Salamon Kalou’nun ardindan duraklamaya girdigini soyleyebiliriz.

Fildisi Sahilleri’nin sansi ya da sanssizligi da sudur ki; Dunya Kupasinda cok iyi dereceler yapabilecek bir nesilin, neredeyse hicbir sey yapamadan arenadan cekilme zamanina dogru yaklasmis olmasi. Bu nesil Afrika futbolunun uzun zamandir sahip olamadigi kadar kaliteli oyunculardan olusuyor ve yine zor sartlar altinda olacaklar. Ama  yol zor olsa da, gercekten iyi olduklarini kanitlamalari gerek. Bunun da ilk sarti bu gruptan cikmalari. Her maclarinda tutkuyla destek vermek icin Fildisi Sahilleri saflarinda olacagim…

[EDIT] Yaziyi yazdiktan sonra gordum. Cezasahasi blogunda daha once benim yazdiklarimla birlikte okunmasi gereken cok guzel bir yazi var. Ellerine saglik CezaSahasi…

Aramizdaki Cezayirliler!

Cezayir’in Dunya Kupasina katilacagini duyan bircok kisi bu habere sevinmistir. Benim icin Afrika’dan Dunya Kupasinin olmazsa olmazlari Fildisi Sahilleri, Nijerya ve Kamerun’dur. Ama Cezayir’in kupaya katilacak olmasi da kulaga hos gelen bir hadise idi. Fransa’nin Irlanda’nin hakkini yiye yiye Dunya Kupasi vizesi almasi isleri iyice degistirdi. Bircok insan simdi Cezayir ile Fransa’nin ayni gruba dusmesini diliyor. Cezayir acisindan tarihin rovansi, bizler icin ise Fransa’nin basina gelebilecek en kotu sey olabilir Fransa’nin Dunya Kupasinda Cezayir tarafindan alt edilmesi. Ha bu senaryo tutar mi? Bunu kestirmek cok guc. Bir onceki Dunya Kupasinda Angola ve Portekiz ayni gruba dusmus ancak istenen olmamisti. Ama Fransa yola Domenech ile devam ettigi surece herseyin mumkun oldugunu soyleyebiliriz. Aslinda Raymond Domenech kariyeri acisindan bu kadar kolay tartisilabilecek hatta hice sayilabilecek bir teknik direktor degil. Ancak an itibariyle inanilmaz basarisiz, ne yaptigini kendi bile bilmeyen, vasifsiz bir teknik direktor profili ciziyor Domenech.

Meksika 1986’dan bir Cezayirli taraftar portresi

Blog yazarlarindan dennis’in her gece yatmadan ayni gruba dusmeleri icin dua ettigi Cezayir ve Fransa arasindaki futbol anlamindaki en buyuk hadise kuskusuz: Cezayir asilli bir adamin Fransa futbol tarihine yon vermesidir. Adamin adini soylemeye gerek yok zaten. Fransa’yi ondan once, ondan sonra diye ayirmak yanlis olmayacaktir. Fransa Platini’yi  bu kadar aramamistir. Fransa’nin onsuz neler yaptigini, hatta yapamadigini, olduramadigi icinde nelere basvurdugunu Henry cok guzel anlatti aslinda. Fransa’nin sasali gunlerinden kalan tek adam belki de Henry. Ve son dokunusu da o yapti Fransa icin. Bircoklarimizi tiksindiren bir hareketti ve aramizda hatirisayilir bir Cezayir taraftar kitlesi yaratmaya yetti de artti bile.

Cezayir en son Dunya kupasina arka arkaya 1982 ve 1986 yillarinda katilmis. Ispanya 1982 de gruptaki ilk macinda Bati Almanya’yi 2-1 yenen Cezayir, ardindan Sili’yi de 3-2 yenerek grupta 2 puanlik sistemde 4 puan toplamis. Grup maclari tamamlandiginda 4’er puanli 3 takimin zirvede oldugu grupta ilk ikiyi averajlar belilemis ve Cezayir 3. olarak eve donmustu. Meksika 1986 da ise Brezilya ve Ispanya gibi devlerle ayni grupta yer alan Cezayir sadece Kuzey Irlanda ile berabere kalabilmis ve yine grup maclari sonrasi evin yolunu tutmustu.

Aradan gecen 24 senenin ardindan Cezayir yine Dunya Kupasina gidiyor. O gunlerden farkli olarak Fransa’nin ulke uzerinde uyguladigi futbol somurusunun dozu artmis bir sekilde. Kimler mi var su sasali Fransa milli takiminda Cezayir asilli? Karim Benzema ve Samir Nasri… En buyuk iki ismi verdim, geriye kalanlari aylar once yazdigim yazida okursunuz isterseniz. Hem kaseti geriye sarmis oluruz :)

Fransa’da transfer notları

Blogda yazın başlamasıyla birlikte duraklama evresine girdik, ama bunun sebebinin yaz sıcaklarıyla ilgisi olmadığını belirtmek gerek. Yoğun bir dönemde olmamdan dolayı blogu yeterince sık güncelleyemiyorum, umarım yakın bir zamanda bu yoğunluktan sıyrılmış olacağım. Geçelim, postun başlığında yer alan transferden notlara… Transfer sezonunun başlamasından bu yana Fransa liginden ayrılan çok önemli bir oyuncu olmadı, keza gelenler içinde de çok önemli bir oyuncu yok henüz. Özellikle Marsilya’da yaşanan yönetim krizi, onların transfer çalışmalarına önemli bir darbe vurmuşa benziyor.

İlk transfer haberimiz Le Mans’tan… Le Mans’ta sözleşmesi sona eren Yohann Pele henüz başka bir takıma imza atmış değil ancak Le Mans yönetimi onu yerini doldurmak için bu bölgeye takviyesini yaptı bile. Le Mans’ın yeni kalecisi Avrupa futbolunda pek bilinen bir isim değil. Afrika futbolunun yükselen ülkesi Gabon‘un kalecisi Didier Ovono, Gürcistan ligi takımlarından Dinamo Tbilisi’den transfer edildi. 26 yaşındaki Didier Ovono, takımı Dinamo Tbilisi ile 2007/2008 Gürcistan ligi şampiyonluğunu yaşamıştı.

Ligue 1’deki ilk sezonunda başarılı bir grafik çizen Grenoble’nin Japon sahipleri, Saint Etienne’in Japon oyuncusu Daisuke Matsui‘yi transfer etmek için çaba sarfediyor. Grenoble başkanı Pierre Wantiez, Matsui’nin kaliteli ve yaratıcı bir ortasaha oyuncusu olduğunu ve onu kadroya katmak istediklerini açıklamıştı. Matsui geçtiğimiz sezon 22 maçta St. Etienne formasını giymiş ve 1 de gol atmıştı.

Konu Japon oyunculardan açılmışken; eski Galatasaraylı Junichi Inamoto Rennes’e transfer oldu. Galatasaray sonrası, 2 yıl Eintracht Frankfurt forması giyen Inamoto’nun sezon sonuyla birlikte kontratı sona ermişti. Rennes’in yeni teknik direktörü Frédéric Antonetti ile daha önce Japonya’da Gamba Osaka’da birlikte çalışan Inamato, eski hocasıyla da yeniden buluşmuş oldu.

Türk takımlarının transfer gündemine pek düşemeden, Fransa’nın transfer gündeminde adı geçen Mevlüt Erdin(g)ç, transfer henüz resmiyete dökülmemiş olsa da, gelecek yıl PSG forması giyecek. Sochaux ile PSG arasında gerçekleşen pazarlıklar sonlanmış olacak ki, Mevlüt ile ilgili transfer söylentilerinin ardı arkası kesildi. Mevlüt’te Fransız medyasına 3 Temmuz’da başlayacak PSG sezon öncesi hazırlıklarında yer alacağını söylemiş. Mevlüt Erdinç, bu transferle  Fransa içinde basamak atlamış olacak ve kendisi için uygun bir takıma gidiyor.

Gabon: Kara panterler yükseliyor.

gabon_togo

Batı Afrika ile Orta Afrika’nın kesiştiği noktada yer alıyor Gabon. Geniş bir yüzölçümüne sahip olmasına karşın Afrika’nın az nüfuslu ülkelerinden biri. Ülke 1471 yılında Portekizli denizciler tarafından keşfedilmesinin ardından, 18. ve 19. yy’ları köle ve fildişi ticaretinin önemli merkezlerinden biri olarak geçirmiş. 1886’da Fransız himayesi altına giren Gabon, bağımsızlığını kazandığı 1960 yılına kadar bu ülkenin sömürgesi olmuş. 1960  yılında kurulan cumhuriyet ve çok partili sisteme geçişle  birlikte Afrika’nın modern ülkelerinden biri olan Gabon, ekonomik koşullar bakımından da kıtanın en iyi koşullara sahip olan ülkelerinden biri…

Afrika’da  futboluyla pek gündeme gelmeyen Gabon’un bugüne kadar milli takım forması altında en çok gol atan oyuncusu şu sıralar Hull City’de oynayan  yarı-Fransız Daniel Cousin olmuş. Lens ve Rangers gibi takımların formasını da giyen Daniel Cousin’ın milli formayla 37 maçta 28 golü var. Ülke futbolu FIFA Dünya sıralamasında  en yüksek derecesini 1996 Ocak ayında 45. lik ile elde etmiş. Şu an ise 48. sıradalar ve son dönemde ülke futbolunda yaşanan gelişmeler, çok yakın bir zamanda bu derecenin üstüne çıkacaklarının habercisi…

Gabon  şu an Dünya Kupası Afrika elemeleri 3. turunda yer alıyor ve bu bile ülke futbolu için tarihi bir başarıyken, onlar grupta 2 maçta topladıkları 6 puanla grupta liderler. Daha da ilginç olan Gabon’un grupta geride bıraktığı rakipleri. Gabon, geçen Dünya Kupasına katılan Togo, Fas ve Kamerun‘u geride bırakmış durumda;

Grup A
Takım MP W D L GF GA Pts
Gabon 2 2 0 0 5 1 6
Togo 2 1 0 1 1 3 3
Fas 2 0 1 1 1 2 1
Kamerun 2 0 1 1 0 1 1

Dünya Kupası Afrika elemeleri 3 tur üzerinden oynanıyor. En çok takımın katıldığı 2. turda 12 grupta 48 takım mücadele ediyor. 2010 Dünya kupası öncesi bu turda 12 grubun 2 tanesi  3’er takımdan oluştu. Yani 46 ülke takımı mücadele etti.Bunun sebebi Eritre ve Etiopya’nın diskalifiye edilmesiydi. Bu turda 12. grubun birincileri ve en iyi 8 grup ikincisi bir üst tura yükseliyor. Bu turda 5. Grupta yer alan Gabon, Gana ve Libya 12’şer puan topladılar. Grup sonuncusu Lesotho ise 6 maçta 0 puan toplayarak grubu sonuncu bitirdi. Grupta averajla 1. olan Gana’nın ardından, Gabon’da en iyi 8 grup ikincisinden biri olarak 3. tura çıkmaya hak kazanmıştı.

Stade Omnisport, Gabon

3. turdaki grupta kağıt üzerinde en zayıf takım görüntüsünde olan Gabon, henüz yolun başında tepeye oturdu. Daha oynanacak çok maç var ve grupta sıralamalar birçok kez değişecektir. Ancak Gabon şu ana kadarki performansıyla, 2010 Dünya Kupası’na katılan sürpriz takımlardan biri olabileceğini hissettiriyor. Gabon gruptaki ilk maçında, deplasmanda Fas’ı 2-1 yenmiş ve 2. maçında da Togo karşısında 3-0’lık farka gitmişti. Grupta Gabon’un kırılma noktası yaratabileceği maç 20 Haziran’da Gabon’un başkenti Libreville’de oynanacak. Rakip Afrika’nın en güçlü takımlarından Kamerun. Gabon bu maçı da kazanırsa 3’te 3 yaparak tepeye oturmuş olacak. Dünya Kupası Afrika elemelerinin son turunda 5 grubun birincileri Güney Afrika’daki kupaya katılmaya hak kazanacak. Ev sahibi kontenjanından da Güney Afrika’nın kupada boy göstereceğini düşünürsek, kupada 6 Afrika ulusal takımı olacak.

Roguy Meye, Ankaraspor

Gabon’un şu ana kadar elemelerdeki en iyi oyuncusunu da çok yakından tanıyoruz. Ankaraspor’da oynayan Roguy Meye, Gabon’un oynadığı son 7 maçta rakip takımların kalelerine 4 gol atmış. Ankaraspor‘a geçtiğimiz Ocak ayında Macaristan 1. Lig takımlarından Zalaegerszegi TE‘den transfer olmuştu.Gabon kadrosunda dikkat çeken diğer iki oyuncu da Catilina, Pierre-Emerick ve Willy Aubameyang kardeşler. Milan altyapısından yetişen üç kardeş, gereken seviyelere gelemedikleri için sürekli diğer takımlara kiralanmışlarve ardından da Milan’dan ayrılmışlardı. Milan’da olma sebebleri de, Milan gözlemcisi olan babaları Pierre Aubameyang‘di. Babalarının kontenjanı sayesinde Milan kadrosunda yer alan Aubameyang kardeşlerin en büyüğü Catilina şu an 25 yaşında ve Fransa’nın AC Ajaccio takımında oynuyor. Ortanca kardeş Willy ise, bu sezon Milan’dan Avellino takımına kiralanmıştı. Artık 22 yaşına glen Willy’nin Milan’dan bu yaz ayrılması muhtemel zira, ilerleyen yıllarda Milan’da oynayacak kapasiteye sahip değil. En küçük kardeş Pierre-Emerick ise 1989 doğumlu ve sezon başında Milan’dan Fransa 2. lig takımı Dijon’a kiralanmıştı. Dijon formasını giydiği 33 maçta 8 gol atan Pierre-Emerick Lille‘in dikkatini çekmiş olacak ki, sezon tamamlanır tamamlanmaz, gelecek yıl için Milan’dan satın alma opsiyonuyla kiralandı. Lille’in geçmiş yıllarda oyuncuların basamak atladığı bir takım olduğunu düşünürsek, Pierre-Emerick’in doğru yerde olduğunu söyleyebiliriz.

Gabon milli takım kadrosunda yer alan oyuncuların bir çoğu ya Ligue 1 takımlarının yedek oyuncuları ya da Ligue 2’de forma giyen oyunculardan oluşuyor. Kadroda 12 takımlı Gabon liginde forma giyen oyuncular da var. Gabon’da geçen yıl şampiyon olan Stade Mandji takımından sadece bir oyuncu Gabon kadrosunda bulunuyor. Bunun dışında diğer takımlardan da birkaç oyuncu kadroya dahil edilmiş. Teknik direktörlüğünü 2006’dan bu yana, uzun yıllar Bordeaux’da oynayan Alain Giresse‘nin yaptığı Gabon’un bu yükselişi sona kadar gider mi bilinmez? Ancak 2010 Dünya kupasında bu kadar zor bir gruptan sıyrılarak, katılmayı başarırlarsa onları uzaklardan destekleyen birçok kişi olacaktır.

Sebastien Bassong & Kamerun milli takımı

Kamerun milli takımının 7 Haziran’da Fas ile oynayacağı Dünya kupası eleme maçı öncesi, Kamerun teknik direktörü Otto Pfister tarafından milli takım kadrosu açıklandı. Kadroya daha önce Fransa U-21 milli takımında da oynayan  Sebastien Bassong da çağrıldı. Paris doğumlu Sebastien Bassong’un kökenleri Kamerun’a dayanıyor. Bassong daha önce Fransa U-21’inde oynadıktan sonra Fransa A milli takımına çağrılmamıştı. Bu noktada Bassong kariyeri açısından doğru kararı vermiş görünüyor. Bassong daha önce Fransa A milli takımı için oynamamış olması da hem onun için, hem de Kamerun için bir şans. Çünkü Mavilerin formasını giymiş olsaydı, Kamerun’da oynama şansı ortadan kalkacaktı ve muhtemelen Fransa milli takımında da düşünülmeyecekti. Oysa Bassong’un şimdi 2010 Dünya Kupasında oynama fırsatı var.

Blogu okuyanlar benim bu devşirme konularındaki düşüncelerimi bilirler. Sebastien Bassong’un Kamerun’da oynayacak olmasına bir Kamerunlu kadar sevindim açıkcası. Elbette ki, Bassong üzerinde onu yetiştiren Fransa’nın Kamerun’dan daha çok hakkı var yetişmesinde. Ancak Fransa bazen ne kendine, ne de başkasına yar ediyor. Ayrıca, Kamerunlu anne ve babanın çocuğu olan Sebastien Bassong’un Kamerun’da oynaması daha doğru olur [edit]. Bassong’un Fransa’nın Clairefontaine altyapısından yetiştiğini söylemek gerekiyor. Clairefontaine‘den yetişen oyunculara baktığımızda, pek karavana olan oyuncuya rastlamıyoruz. Bu bile Sebastien Bassong’un potansiyeli ne kadar yüksek bir oyuncu olduğunun kanıtı.

Sebastien Bassong, bu sezon Premier ligden düşen Newcastle United’ta 30 maçta forma giymişti. Futbolun şifrelenmesi sebebiyle Bassong’u izleyemedim bu sezon. Bu sezonki performansı hakkında bilgi sahibi olanlar, bizleri aydınlatırsa sevinirim. Çünkü 22 yaşında Premier ligde 30 maçta oynamak önemli bir başarıyken, oynadığınız takımın da ligden düşmüş olması ayrı bir soru işareti bir yandan!

Kamerun kadrosuna çağrılan bir diğer sürpriz isim de Ajax’ta oynayan Eyong Enoh. Eyong Enoh bundan birkaç yıl önce Kuzey Kıbrıs liginde oynayan bir oyuncuydu. Şu an Ajax’ta oynuyor. Gelişime dikkatinizi çekmek isterim. Buralarda top oynayıpta, en ileri giden oyuncu oldu Enoh.

Kamerun  Afrika’nın en önemli futbol ülkelerinin başında geliyor. Fas maçı için belirlenen kadroda Türkiye liginde top koşturan 4 oyuncu bulunuyor. Trabzonspor’dan Rigobert Song, Kayserispor’dan kaleci Souleymanou Hamidou ve Alioum Saidou, Gaziantepspor’dan Deumi ligimizde top koşturan ve Kamerun milli takımında oynayan oyuncular. Ligimizdeki birçok takımın Afrika üzerinde faaliyetler geliştirmesi onlara müthiş yararlar sağlayacaktır.

Kamerun milli takım kadrosuna en çok futbolcuyu ise beklendiği gibi Fransa ligi veriyor. Kamerun kadrosunda Ligue 1’de top koşturan 7 oyuncu yer alıyor. Fransa’da oynayan Kamerunlular arasında en önemli isimler Jean Makoun, Stephane Mbia ve Modeste Mbami. Bu 3 oyuncunun da ortasaha oyuncusu olması raslantı değil sanırım.

Meraklısı için kadronun tamamı yazının devamında…

Okumaya devam et

Savaşlar ve Angola futbolu

8 Ekim 2005’te Ruanda’nın başkenti Kigali’deki Amahoro Stadyumunda, yaşadığı savaşlardan dolayı boğulmaktan son anda kurtulan iki ülkenin milli takımlarının mücadelesi vardı. Ruanda karşısındaki Angola, zayıf rakibini 1 farkla yenmesi halinde bile, tarihinde ilk kez bir Dünya Kupasına katılacaktı. Angola’nın gruptaki rakibi Afrika’nın en iyi futbol ülkelerinden olan Nijerya idi. Nijerya ise Zimbabwe ile oynuyordu ancak Nijerya maçının sonucu ne olursa olsun, Angola bu maçı kazanırsa 2006’da Almanya da düzenlenecek Dünya Kupasına katılma hakkı elde edecekti.

Devre arasına gelindiğinde Kigali’de golsüz beraberlik vardı. Bu arada, Nijerya’da Zimbabwe’yi mağlup etme yolunda ilerliyordu. Angola’nın serüveni burada son bulacak gibi görünüyordu. İkinci yarıda da Angolalı futbolcular tutuk futbollarını sürdürüyorlardı. Angola tarafında umutsuzluk hakimdi. Maçın bitimine 10 dakika kala çaresizlik içindeki Angola, Nijerya’nın tüm çarelerini tüketecek golü buldu. Ze Kalanga’nın müthiş pasında, Fabrice Akwa doğru yerdeydi… Golün anlamı Angola için bir futbol maçından, hatta bir Dünya kupasından fazlasıydı…

Yıllarca Portekiz’in boyunduruğu altında yaşayan Angola, sömürgeciliğin derin yaraları ve bağımsızlığını tam kazandı sandığı anda başlayan kanlı iç savaşla boğuşmuştu. Angola da bir nesil, barışın hüküm sürdüğü topraklarda yaşamanın ne olduğunu bilmeksizin büyümüştü. Savaştan çıkan ülke olanaksızlıklar içinde Dünya Kupasına katılmayı haketmişti.

Dünya Kupası grup kuraları çekildiğinde ise, Angola “kaderin cilvesi” niteliğinde bir gruba düşmüştü. Angola, ülkeyi 450 yıldan fazla sömüren Portekiz ile aynı grupta yer alıyordu. Gruptaki diğer takımlar Meksika ve İran’dı. Angola’nın Dünya Kupasındaki ilk maçı da Portekiz karşısında idi. Portekiz’in yaklaşık 45 yıl boyunca, ülke ekonomisindeki tek ekonomik faaliyeti köle ticareti olmuştu…

Dünya kupasına katılacak olan Afrika takımlarının bir çoğu sürpriz olmuştu. Daha da doğrusu sürprizi yaratanlar Nijerya, Güney Afrika, Fas, Mısır gibi Dünya Kupasına katılma hakkını elde edemeyen ülkeler olmuştu. Afrika’nın Dünya Kupasındaki temsilcileri; Angola, Fildişi Sahilleri, Gana, Tunus ve Togo olmuştu 2006 Dünya kupasında… Gruplardan çıkabilen tek Afrika ülkesi Gana oldu ancak bir üst turdaki rakip olan Brezilya karşısında varlık gösterememişlerdi.

Angola ise,  grubdaki ilk maçında Portekiz’e 1-0 yenilmişti. Ama müthiş mücadele etmişlerdi o maçta. Ardından Meksika ve İran ile berabere kalarak 2 puan topladılar ilk kez katıldıkları Dünya Kupasında…

Bu kez, Afrika kıtası 2010  Dünya kupasına ev sahipliği yapacak. Açlık, salgın hastalıklar, savaşlar, soykırımlar konuşulmayacak bu kez Afrika hakkında… Afrika’nın adı bu kez güzel oyunla anılacak. Afrika topraklarında düzenlenecek kupada, kıtayı kimlerin temsil edeceği ise merak konusu… Ancak temsilciler arasında Angola’nın olamayacağı kesin.

Angola, Afrika kıtası Dünya kupası elemelerinde 3. turu bile göremedi. “The Palancas Negras” (Siyah Impalalar) 12 grubun birincileri ve en iyi 8 ikincinin tur atladığı 2. turda, kolay bir grupta olmasına rağmen bir üst tura çıkma hakkını elde edemedi. Angola’nın bulunduğu 3. grubun birincisi 12 puanla Benin oldu. Grubu ikinci sırada bitiren Angola, en iyi 8 ikinciden biri olamadığı için Dünya Kupasına katılma hakkını daha başlarda kaybetmiş oldu…

Rennes, Afrika pazarında…


Transfer sezonu yaklaştıkça, hareketlilik de artıyor haliyle. Ligue 1’de golcüleri Jimmy Briand sakatlanana dek iyi bir performans çizen Rennes takımı, o günden bu yana  düşüş yaşıyor. Briand gibi bir oyuncunun önemi yadsınamaz, ancak Rennes takımının kadro genişliği anlamında bir eksikliği olduğu da gayet açık. Takımdan eksilenin yerini doldurmak konusunda yetersiz kalan bir kadrosu var Rennes’in. Takım yönetimi, kadronun “recover” özelliğini geliştirmek için transfer çalışmalarına başlamış. Transferdeki adres ise Afrika Pazarı…

Afrika’dan futbolcu alırken isabetli hamleler yapabilmek oldukça zordur. Afrika’da doğup büyüyen bir futbolcunun, Avrupa hayat şartlarına ve futboluna alışması, diğer bölgelerden gelenlere göre daha fazla zaman alabilir. Tersi bir durumda ise, Avrupa futboluna uygun ritmi tutturamayan Afrikalı oyuncular, alt düzey liglere doğru yol alırlar. Ancak Fransız takımlarının bu konudaki başarısını da görmezden gelememek gerek.

Rennes yönetimi Afrika’daki transfer faaliyetlerine Gana pazarında başlamış. Gana liginde top koşturan sağbek oyuncusu Samuel Inkoom (19, Asante Kotoko) ve orta saha oyuncusu Emmanuel Agyemang-Badu (22, Asante Kotoko) Rennes gözlemcileri tarafından izlenmiş ve bu oyuncuların kadroya katılmaları için çalışmalar yapılıyor. Rennes’in bir diğer hedefi de Suudi Arabistan ligi takımlarından Al-Ittifaq da forma giyen Ganalı forvet oyuncusu Prince Tagoe. 22 yaşındaki oyuncunun, Ocak 2006’da Hearts of Oak‘tan Mainz‘e yapacağı transfer son anda iptal olmuştu. Bunun ardından Suudi Arabistan liginin yolunu tutan Tagoe, Gana milli takımında da forma giyiyor.

Rennes yönetimi gelecek yıl için, Gyan Asamoah, Moussa Sow, Jirès Kembo-Ekoko, Jimmy Briand ve Mickaël Pagis’in bulunduğu forvet hattını güçlendirmek istiyor. Forvet hattındaki oyunculardan Briand yaz aylarında takımdan ayrılırsa, Rennes hücum hattı büyük bir yara alacaktır. Pagis’in de futbol yaşantısının son demlerinde olduğunu düşünürsek, forvet bölgesine takviye gerekliliği olduğunu söyleyebiliriz.

Bafé Gomis hatadan dönmek istiyor.

Fransız medyasına yansıyan haberlere göre, daha önce Fransa milli takım formasını giyen Bafétimbi Gomis, kökenlerinin dayandığı Senegal milli takımı formasını giyebilmek için çaba sarfediyormuş. Çift vatandaşlığı bulunan Bafétimbi Gomis daha önce 4 maçta Fransa formasını gitmişti. Euro 2008 öncesi Raymond Domenech’in sürpriz bir şekilde Fransa kadrosuna dahil ettiği Gomis, Euro 2008 öncesi oynanan Ekvador hazırlık maçında oyuna sonradan girmiş ve 26 dakika içinde 2 gol atmıştı. Mavilerin formasını ilk giydiği maçta 2 gol atmak daha önce Zidane’ın yaptığı birşeydi. Bir anda dikkatleri üzerine çeken Gomis, Euro 2008’de oynanan Romanya maçında da Nicolas Anelka’nın yerine oyuna girmişti.

Bafétimbi Gomis, Euro 2008’den bu yana bir daha Fransa milli takımına çağrılmamıştı. Bir kere daha çağrılma ihtimalinin yok denecek kadar az olduğunu anlayan Gomis’in konuyu FIFA’ya taşıdığı konuşuluyor. Daha önce Kanoute, Fransa milli takım formasını giydiği halde,, FIFA’dan gerekli kararı çıkararak ülkesi Mali’nin formasını giymeye başlamıştı. Özellikle Fransa’nın uyguladığı “devşirme politikası” kapsamında birçok Afrikalı oyuncu, Fransa milli takımında birkaç kez oynatılıp, Afrika ülkeleri için kullanılmaz hale getiriliyor. Bunda, bu seçimi yapan oyuncularında fazlasıyla hatası var. Hatasını anlayan Bafétimbi Gomis’e Senegal milli takımı yolunun açılması, Senegal için çok önemli bir katkı olabilir. Bafétimbi Gomis – M. Niang forvet ikilisi kulağa hoş geliyor.

En iyi 5 Afrikalı

sessegnon_diaporama

Fransa ligleri, Avrupa ligleri arasında  Afrikalı oyuncuların en çok bulunduğu lig. Bunun sebeplerini Fransa’nın ve Avrupa’nın sömürgecilik tarihi açıklıyor. Fransa liglerinde top koşturan Afrikalı oyuncular, hem nicelik, hem de nitelik anlamında diğer liglere üstünlük sağlıyor. Fransız takımları, Afrikalı oyuncuların hem yerel liglerinden keşfedilmesinde, hem altyapılardan yetiştirilmesinde Avrupa’nın en iyileri konumundalar. Bu kadar çok Afrikalı oyuncunun bulunduğu bir ligden en iyi 5’i belirlemek doğal olarak göreceli bir iş. Ancak, şunu belirtmek gerek ki, yazının kapsamında Afrika asıllı Fransızlar yok. Ya da şöyle de denebilir; Afrika ülkelerinin milli takımlarında oynayan oyuncular arasından bir seçim yapacağım. Bir de 26 yaşı üst sınır olarak belirledim. Hal böyle olunca Mamadou Niang(29) gibi bir oyuncu kapsam dışında kalmış oluyor.

5. John Mensah (Yaş:25 –  Gana – Lyon)

Mensah, geçen yaz Lyon’a Rennes’den 8.4 milyon euro karşılığında transfer edilmişti. Lyon, ligin en iyi Afrikalı defans oyuncusunu kadrosuna katarak, transferde yine doğru hamleyi yapmıştı. John Mensah, futbola Gana’da başlamış ve Avrupa futboluna ilk adımını İtalya’da atmıştı. Bologna takımına transfer edildiğinde henüz 18 yaşındaydı. 2000-01 sezonunda bir yıllık İsviçre ligi tecrübesi yaşadı. Ardından İtalya’ya geri döndü. İtalya’da Genoa, Modena, Chievo ve Cremonese formalarını giydi. 6 yılda, 6 farklı takımın formasını giydi Mensah.

John Mensah

Bir sonraki durak, Fransa’da Rennes oldu. Rennes kesinlikle doğru tercihti. Kısa süre içinde dikkatleri üzerine çekmişti Mensah. Rennes’teki yükselen performanını, Gana milli takımında da sürdürdü. 2006 Afrika Uluslar Şampiyonasındaki müthiş performansıyla şampiyona altın 11’ine seçildi. Şu an sadece Fransa’da değil,  Avrupa’da top  koşturan en iyi defans oyuncusu Mensah…

4. Jean Makoun (Yaş:26 – Kamerun – Lyon)

Lyon’un istikrarlı bir şekilde, son birkaç yıldır talan ettiği Lille’den sezon başında 14 milyon euro karşılığında transfer edilmişti. Lyon yönetimi önce Lille’in teknik direktörü Claude Puel’i takımın başına getirmişti. Ardından Puel, Lille’deki oyuncusunu Lyon’a transfer ettirdi. Lille kadrosunun en iyi oyuncusu alınarak hem Lille zayıflatılmış, hem de Lyon orta sahasına müthiş bir dinamizm getirilmişti.

Jean Makoun, Afrikalı oyuncuların genetik özelliklerini birebir taşıyor. Efendim nedir bunlar? Güç, dayanıklılık, çeviklik, hız… Bunlara ek olarak Makoun, Afrikalı oyuncuların birçoğunda olmayan  “oyun disiplini” ve “oyun zekası”  yetilerine sahip. Bu özellikler onu çok özel bir oyuncu yapıyor. Lyon kadrosunun geniş olması sebebiyle, sürekli forma şansı bulamasa da, Avrupa’nın büyük takımlarının ortasaha tedarikçisi Lyon, onu kısa bir zaman içerisinde aldığından fazlasına daha büyük bir kulübe satacakcaktır.

Taye Taiwo

3. Taye Taiwo (Yaş:24- Nijerya – Marsilya)

Taiwo, Fransa liglerinin şu anki en gözde Nijeryalısı. Uzun zamandır Fransız medyasında adı transfer söylentilerinde geçiyor. Fransız medyası, onun sezon sonunda İngiltere’nin “Big Four” takımlarından birine transfer olacağı konusunda hem fikir. Taye Taiwo’da İngiltere Premier liginde oynamak konusundaki arzusunu, dile getirmekten kendini alamıyor. Marsilya’nın olası şampiyonluğu Taiwo’nun taliplerini artıracağı gibi, onun takımda kalma şansını da artıracaktır. Ancak İngiliz akınlarına uzun süre direnmek mümkün olmayacaktır.

Taiwo, Bixente Lizarazu’nun Bayern Münih’e transferinin ardından kadroya dahil edilmişti. 2006 yılında Afrika’da yılın genç oyuncusu seçilen Taiwo, bu sezon belirlenen “Yılın Afrikalı Onbiri”ne de seçilmişti. Taiwo hızlı ve çok güçlü bir oyuncu. Atletik yapısına rağmen, zaman zaman defansta kademe hataları yapabiliyor. Yine de Afrikalı defans oyuncuları arasında en iyilerden…

2. Marouane Chamakh (Yaş: 24 – Fas – Bordeaux)

Bu listeye girebilen tek Kuzey Afrikalı oyuncu Chamakh. Son yıllarda, Fransa’nın milli takıma futbolcu devşirme politikasından; Afrika’nın alt kısmındaki ülkelerine göre, Kuzey bölümündeki ülkeler daha fazla darbe aldı. Nasri, Benzema, Feghouli gibi oyuncuların aksine Chamakh, kendi ülkesi Fas milli takım formasını giymeyi seçmişti. O yüzden ülke halkı tarafından bir kahraman olarak görülüyor.

Chamakh’ın bu sezonki performansı, bugüne kadarkilerden çok farklı… Chamakh, Bordeaux’da bu yıl en iyi sezonunu geçiriyor. Bu durum, Avrupa’nın büyük kulüplerinin dikkatinden de kaçmış değil. Chamakh ile ilgilenen takımların sayısı  giderek artıyor.

Chamakh, Fernando Cavenaghi’nin sakat olduğu dönemde Bordeaux’un gol ayağı oldu ve üzerine düşen sorumluluğu aldı. Chamakh’ın vites yükseltmesi, Bordeaux’un ivme kazanmasını sağladı. Faslı oyuncunun kritik golleriyle, Bordeaux şu anda lider Marsilya’nın sadece 2 puan gerisinde…

1. Stéphane Sessegnon (Yaş: 24 – Benin – Paris Saint Germain)

Sessegnon, Benin’in gelmiş-geçmiş en iyi oyuncusu olabilir. Futbola ülkesinin Requins de l’Atlantique takımında başlayan Sessegnon, Avrupa futboluna adımını Ligue 2 takımlarından US Créteil’de atmıştı. Oradaki performansıyla, Le Mans’ın dikkatini çekti ve transfer edildi. Le Mans takımındaki performansıyla tam anlamıyla bir patlama yaptı. Le Mans’ın orta sahasında Romaric ile birlikte müthiş bir performans sergiledirler. Takımdan ilk ayrılan Romaric oldu. Mayıs ayı içinde Sevilla’ya transfer olan Romaric’in ardından, İngiltere’de büyük bir takıma transfer olması beklenen Sessegnon, Temmuz ayı içinde Paris Saint Germain’e transfer oldu. PSG transfer için Le Mans’a 10 milyon euro ödedi. Stéphane Sessegnon, PSG’de şu ana kadar sergilediği performansla yakın zamanda daha fazla edeceğini gösterdi bile…

Sessegnon, “box-to-box” oyuncu niteliklerinin tamamını taşıyor. Fransa’da oyunun iki yönünü bu kadar iyi oynayan bir başka oyuncu yok. Fransa ligindeki süper performansıyla Lyon’dan Real Madrid transfer olan M. Diarra’dan kesinlikle daha komple bir ortasaha. Oyun zekası ve tekniği üst düzeyde…

Sezon başında PSG’nin Makalele, Guily transferlerinin yarattığı dalgada adı çok sık geçmeden transfer olmuştu PSG’ye. PSG’nin bu yılki çıkışında da sessiz sedasız müthiş bir futbol oynadı. Orta saha ve sol kanatta da oynayabilen Sessegnon, Fransa liginin bu yıl en iyi çıkış yapan Afrikalı oyuncusu oldu.

Fildişi Sahili’nde yılın oyuncusu: Bakari Kone

Marsilya’nın forvet oyuncusu Bakari Kone, Fildişi Sahillerinde yılın futbolcusu seçildi. Kone’nin bu ödülü kazanması,  Didier Drogba ve Yaya Toure’yi geride bırakması anlamına geliyor. Fildişili spor yazarlarının oylamasıyla verilen ödül, açık ara bir oy farkıyla Kone’ye gitti. Bakari Kone yapılan oylamada 179 oy alırken, ikinci Barcelona’lı Yaya Toure oldu. Yaya, 79 oy aldı. Efsane adam Didier Drogba ise oylamada 6. sırada yer aldı. Anlaşılan Fildişili spor yazarları Didier Drogba’nın hakkını yemişler ya da onun birinciliklerinden sıkılmış olmalılar. Yenilik yaratmışlar. İyi de olmuş. Bakari Kone’Nin Marsilya için ne kadar önemli olduğunu sakat olduğu dönemde daha da iyi anlaşılmıştı.

Bakari Kone şu an Fildişi Sahilleri milli takımının,  Malawi ile yapacağı maçın kampında bulunuyor. Bu sezon ligte 23 maçta 8 gol attı 27 yaşındaki oyuncu. Bakari Kone, Marsilya’ya Nice’den transfer edilmişti.

Ghana Premier League

logoBize hem uzak, hemde bir o kadar yakın bir futbol ülkesi Gana… Ligimizde her zaman birkaç temsilcisi olmuştur Gana’nın. Bir dönem Gaziantep ve Gençlerbirliği gibi takımlarımız Ganalı birçok oyuncuyu bünyesinde barındırmıştı. Ancak Fenerbahçe, Nijerya’da olduğu gibi Gana’da da en çok bilinen ve sevilen takımımızdır sanırım. Uche ve Okocha gibi Nijerya’nın en önemli iki futbolcusunu geçmiş yıllarda kadrosunda barındıran Fenerbahçe, Gana’dan da Stephan Appiah, Samuel Johnson ve Yaw Preko gibi oyunculara bir dönem kadrosunda yer vermişti. Özellikle Stephan Appiah, Gana’da çok sevilen bir oyuncu ve inanılmaz saygı görüyor.

Gana, futbolcu yetiştirme konusunda Afrika’da Nijerya ve Kamerun ile birlikte en önemli ülkelerden biri. Avrupa’da parlayan Ganalı oyuncular genellikle Gana ligindeki takımlardan yetişmiş oluyorlar. Bu önemli bir nokta, çünkü son dönemde  Avrupa’da parlayan Afrikalı oyuncular azımsanamayacak sayıda Avrupa’ya göç etmiş Afrikalı ailelerin çocukları olabiliyor. Yani, bu oyuncular Avrupa’da doğuyor ve Avrupa takımlarının futbol okullarından yetişiyor. Bu şartlarda yetişen Ganalı oyuncular elbette ki var, ancak Gana Ligi ülke futbolu için hala ana kaynak durumunda. Okumaya devam et

Afrika’nın en iyisi “Emmanuel Adebayor”

Afrika Futbol Konfederasyonu (CAF) tarafından her yıl verilen “Yılın Afrikalı Futbolcusu” ödülü bu yıl Arsenal’İn Togolu futbolcusu Emmanuel Adebayor’a verildi. Adebayor bu ödülü alan ilk Togolu oyuncu olarak tarihe geçmiş. Zaten Togo’nun onun seviyesine dahi yaklaşabilen herhangi bir oyuncusu yok. Adebayor’un Dünya Kupası elemelerdeki müthiş performansı ile, 2006 Dünya Kupasına da katılan Togo, kupa sırasında Adebayor ile o dönemki milli takım hocalarının problem yaşaması sonucu, tarihine ilk kez katıldığı ve belkide uzun süre daha katılamayacağı Dünya Kupasında çok kötü bir performans sergilemişti. Okumaya devam et