Eriyip giden Portsmouth…

Premier Lig’in dibinde yer alan takim Portsmouth, cok degil bundan bir bucuk yil once muthis bir kadroya sahip olan ve ligin en disli ekiplerinden biri olan Pompey su an adeta yerlerde surunuyor. Endustriyel futbolun at kosturdugu Ingiltere de en mallastirilan kuluplerden biri Portsmouth. Surec Aralik 1998’de kulubun girdigi finansal krizle baslamis. O donemde unlu Sirp-Amerikan tefeci Milan Mandaric‘ten yardim alarak gecici olarak duze basan Pompey, Mayis 1999’da Mandaric’in yonetimine gecmisti. Mandaric’in Harry Redknapp’i goreve getirmesiyle yukselise gecen takim Championship’te sampiyon olarak Premier Lige yukselmis ve ardindan da Premier ligteki ilk sezonunda 13. olmustu. Ardindan gelen 15.lik ve 17.lik dereceleri sonrasi Mandaric ile anlasmazliga dusen Redknapp, Southamptan’in yolunu tutmustu. Ocak 2006’da ise kulubu Alexandre Gaydamak satin almisti. Israil asilli is adami kulube kisa zamanda buyuk yatirim yaparak kadroyu guclendirmisti. Kulup kadrosu guclendikce basarilar da gelmekte gecikmemisti. Portsmouth transferde en cok para harcayan kuluplerden biriydi ve kadroda bircok onemli oyuncu bulunduruyordu. Lakin, 2008 de kazanilan FA Cup ta kadronun kalitesinin gostergesi oldu.

26 Mayis 2009’da kulup bir kez daha el degistirdi ve Birlesik Arap Emirlikleri pasaportlu isadami Sulaiman Al Fahim’in kontrolu altina girdi. Al Fahim doneminde yasanan finansal sikintilar sebebiyle, Gaydamak zamaninda cok onemli oyuncular transfer edilerek kurulan kadro, dagitilmaya baslandi. Bu donemde takim bircok as oyuncusunu satarak kasaya para pompalamaya calisti. Transfer sezonunun kapanmasina gunler kala ise takim birkez daha el degistirdi ve Suudi Arabistanli isadami Ali Al-Faraj tarafindan satin alindi. Ancak soyle ki, Al-Faraj ve Al Fahim arasinda hala baglanti var ve ilginctir ki Gaydamak bile hala tam olarak kulupten kopmus degil.

Yakin gecmise bakacak olursak Portsmouth bu sezon ikinci kez maaslari odemek konusunda sikintiya dustu ve su an Premier ligin 20. sirasindalar. Bu pozisyondan kurtulup Premier ligde kalabileceklerine de kimse inanmiyor. Kaldi ki, bu sezon maas odemelerinde yasanan problemler, Pompey’e gelecek yil ceza olarak yansiyacaktir. Bu ligden dusurulme, puan silinmesi tarzi cezalar da olabilir. Su an kulubun menejeri endustriyel futbol babalarinin sag kolu Avram Grant. Kotu giden Portsmouth’u birde Afrika Kupasi tehlikesi bekliyor. Pompey kadrosundan 6 as oyuncu Afrika Kupasina gidecek ve bu donemde kadrosu zaten dar olan takim Premier ligde mucadelesine devam edecek.

Simdi hafizamizi bir yoklayip, bir bucuk yil icinde takimdan kimlerin(onemli olanlar) ayrildigini hatirlamaya calisalim. Defanstan basliyorum. Sol Campbell, su an kulupsuz ve Bosman hakkiyla kulupten ayrildi. Djimi Traore su an Monacoda oynuyor ve bedelsiz ayrildi. Sylvain Distin, sezon basinda 5 milyon sterlin karsiliginda Everton’a satildi. Ingiltere milli takiminin sag beki Glen Johnson sezon basinda 24 milyon sterlin karsiliginda Liverpool’un yolunu tuttu.

Ortasahadaki kayip daha da can yakici; Aralik 2008 de yaklasik 19 milyon sterline Real Madrid’e satilan Lassana Diarra su an  Galacticos II’nin en onemli oyuncularindan biri. Sulley Muntari ise Temmuz 2008’de Redknapp’in karsi cikmasina ragmen 15 milyon pounda Inter’e satilmisti. Agustos 2008de Portekizli ortasaha oyuncusu Pedro Mendes, 3 milyon sterline Rangers’in yolunu tutmustu. Ve ortasahaya son darbede transferin son gununde Harry Redknapp tarafindan vurulmustu. Tottenham, 2.5 milyon sterlin gibi komik bir bedelle Niko Kranjar‘i transfer etmis ve boylece Redknapp’ta Hirvat triosunu kurmustu.

Forvetdeki kayip kuskusuz can yakmaktan ote; Peter Crouch ve Jermain Defoe kulubun Tottenham’a geri iade yapmasi sonucunda takimdan ayrilmisti. Bu iki oyuncunun disinda 31 Ocak 2008 gunu transferin kapanmasina saatler kala o gun itibariyle Premier ligin gol krali Benjani Mwaruwari Manchester City’ye satilmisti.

Portsmouth bu donemde 100 milyon sterlinin uzerinde bir parayi kasasina koydu ancak finansal sikintilar hala asilamadi. Pompey erimeye devam ediyor ve su ana kadar da bunun onune gecilmis degil. Kurtar Portsmouth’u “Endustriyel Futbol”…

Reklamlar

Fildişi Sahillerinin şansı-sızlığı!

2010 Dunya Kupasi grup kuralari gectigimiz gunlerde cekildi bildiginiz uzere. Gruplardan herkes haberdardir, gereken tahminler bile yapilmistir diye dusunuyorum. Bir diger yandan da Turkiye’nin olmayacagi turnuvada, favori takimlara destek icin hafiften isinma turlari da baslamistir. Her zaman destekledigim Arjantin ve Hollanda’nin kupada boy gosterecek olmasi benim adima guzel. Ama onlardan ote, gercekten tutkuyla destekledigim bir milli takim var uzun zamandir: Fildisi Sahilleri. Bati Afrika’nin en guclu futbol ulkelerinden Fildisi Sahilleri G grubunda mucadele edecek. Grupta Brezilya, Portekiz ve Kuzey Kore de var. Kuzey Kore kagit uzerinde averaj takimi olarak gorulebilir. Ama tabi sahada bizi surprizlerin beklemedigini kim soyleyebilir ki?

Gelelim yazinin basliginda anlatilmak istenene. Kaseti 2006 Dunya Kupasina sararsak,  o turnuvanin olum grubunun hangisi oldugu aklimiza gelecektir. Almanya daki Dunya kupasinda olum grubu olarak adlandirilan C grubunda; Arjantin, Hollanda, Fildisi Sahilleri ve Sirbistan yer almisti. Benim adima olabilecek en kotu olaydi bu. Destekledigim 3 takimin ayni grupta yer almasinin verdigi his oldukca kafa bozucuydu. O grupta Fildisi Sahilleri muthis maclar cikarmasina ragmen Arjantin ve Hollandaya ilk maclarinda 2-1 yenilmis ve son macinda Sirbistan’i 3-2 maglup ederek, o kupada Afrika’nin gozbebegi olma sansini yitirmisti. Ama hatirlarsiniz ki, muthis bir futbol oynamislar ve erken ayrilislarina ragmen guzel izler birakmislardi.

2010 Dunya kupasinda ise Fildisi Sahilleri yine olabilecek en kotu kuralardan birini cekti. Grupta Guney Amerika’nin diger favori takimi Brezilya ve Avrupa’nin Brezilyasi Portekiz(kim kimin Portekizi ya da Brezilyasi  ya? Aslinda Brezilya, Guney Amerika’nin Portekizi tarihsel olarak :) ) ile ayni grupta yer alacak. Fildisi Sahilleri ustuste  katildigi iki Dunya kupasinda olabilecek en kotu gruplara dustu diyebiliriz ve ortada carcur olan muthis bir nesil var. Jean Marc Guillou’nun attigi adimlarla muthis ivme kazanan ulke futbolu, Academie JMG ve ASEC Abidjan takimlarindan kisa zamanda altyapilarin meyvesini toplamis ve bir anda muthis bir nesil yakalamisti. Avrupa’nin en onemli liglerinde onemli oyunculari olan Fildisi Sahilleri gecen turnuvadan bu yana bu futbolcularin uzerine fazlasini koyamadi. Yani yakalanan muthis kadroya, bir baska deyisle yeni oyuncular eklenemedi.

Fildisi Sahilleri milli takimi kadrosuna bakacak olursak neredeyse butun futbolcularin Academie JMG ve ASEC Abidjan patentli oldugunu gorebiliriz. Yani direkt olarak Jean Marc Guillou etkisi buyuk bu gelisimde. Su an bu nesilin yas ortalamasi 27-28lere yaklasti. Yani ust duzey bir turnuvada derece yapmak icin son sanslari olabilir bu. Cunku, arkadan gelen en onemli futbolculari: Gervinho ve Sekou Cisse. Onun disinda birkac yetenekli genc oyuncu daha var. Ozellikle Isvicre’nin Young Boys takiminin kadrosunda gelecekte Fildisi Sahilleri futbolu icin onemli olabilecek genc oyuncular bulunuyor.Ama ulke futbolundaki gelisimin Salamon Kalou’nun ardindan duraklamaya girdigini soyleyebiliriz.

Fildisi Sahilleri’nin sansi ya da sanssizligi da sudur ki; Dunya Kupasinda cok iyi dereceler yapabilecek bir nesilin, neredeyse hicbir sey yapamadan arenadan cekilme zamanina dogru yaklasmis olmasi. Bu nesil Afrika futbolunun uzun zamandir sahip olamadigi kadar kaliteli oyunculardan olusuyor ve yine zor sartlar altinda olacaklar. Ama  yol zor olsa da, gercekten iyi olduklarini kanitlamalari gerek. Bunun da ilk sarti bu gruptan cikmalari. Her maclarinda tutkuyla destek vermek icin Fildisi Sahilleri saflarinda olacagim…

[EDIT] Yaziyi yazdiktan sonra gordum. Cezasahasi blogunda daha once benim yazdiklarimla birlikte okunmasi gereken cok guzel bir yazi var. Ellerine saglik CezaSahasi…

Chelsea’ye kafa tutmak

 

Dün gece Şampiyonlar Ligi’nde grup maçları tamamlandı. D grubunda bir üst tura çıkma şansını daha önce yitiren Apoel bu kez ufak bir ihtimal de olsa Uefa Avrupa Ligi’ne katılmak için vitrinde son maçına çıktı. Apoel’in yoluna Avrupa Ligi’ne devam edebilmesi için Chelsea’yi Stamford Bridge’de yenmesi ve Atletico Madrid’in evinde Porto’ya kaybetmesi gerekiyordu. Nitekim Avrupa Ligi’nin eşiğinden döndüler. Atletico evinde Porto karşısında 3-0’lık bir hezimet yaşarken Apoel 1-0 öne geçtiği maçı 2-2 ile tamamladı. Her ne kadar Chelsea gruptan çıkmayı garantilediyse de bu maça as ve yedek oyunculardan oluşan bir onbirle çıktı. Zaten maçta golleri de bu as oyunculardan Essien ve Drogba kaydetti. İngiltere’de Chelsea’ye kafa tutmak her baba yiğidin harcı değil, ancak Şampiyonlar Ligi’ni böyle süprizlere sahne olduğu için bir o kadar daha seviyorum…

Bu beraberlikle D grubunda puanını Atletico ile eşitleyen Apoel ikili averajla son sırada kaldı. İki hafta önce Kıbrıs’ta Atletico’nun Simao’nun ayağından bulduğu beraberlik golünün bu kadar değerli olabileceğini kim bilebilir di ki?

Avrupa Kupaları’ndan elenmeyle birlikte Apoel kendi ligine döndü. Ligde 11’inci hafta geride kalırken 13 Aralıkta bir derbi maçı oynanacak. Lefkoşa’nın iki önemli takımı Apoel ve Omonia karşı karşıya gelecekler. Her iki takım da GSP Stadı’nı kendi sahaları olarak kullandıkları için taraftar faktörü bu maçta önemli olacak. İki ezeli rakip olmalarının yanında iki farklı görüşü savunan iki takımın mücadelesi olacak olan Omonia – Apoel maçı. Omonia’nın St.Pauli, Livorno gibi takımlar gibi endüstriyel futbola karşı bir takım olduğunu belirtelim… Bu iki takım arasındaki ezeli rekabeti bir başka yazımızda ayrıntılı anlatırız…

By justnbg

One comment #7 “Kıbrıs’ta golün fotoğrafı”

Hepimizin bildiği gibi Kıbrıs’ın güneyindeki futbolda herşey güllük gülistanlık. Her sezon başında Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi için ön elemeler oynanıyor, şans yaver giderse bu büyük organizasyonlarda takımlar yer alabiliyorlar. Omonia, Apoel gibi kulüplerin maçlarını oynadığı GSP Stadı’ndan yaklaşık 15 kilometre kuzeye geldiniz mi iş değişiyor tabi…

Spora fazla siyaset karıştırmayı seven birisi değilim. Sadece bu fotoğrafta aradaki farkı görmenizi istedim. Ambargolar nedeni ile bir türlü dışa açılamayan Kıbrıs Türk Futbolu, tabir yerindeyse kendi yağı ile kendi ciğerini kavurmakta. Adanın kuzeyindeki ligde 7’inci hafta geride kaldı. Geçtiğimiz cumartesi günü şampiyonluk iddiası devam eden iki takım olan Küçük Kaymaklı ile Türk Ocağı karşı karşıya geldi ve ev sahibi Kaymaklı maçı 5-2 kazandı.

Maçta Kaymaklı’nın genç futbolcusu Çağrı Kıral’ın (beyaz formalı) golü spor yazarı abimiz Engin Arca’nın objektifine böyle yansıdı. Stadyumda tribün yok sanmayın. Adanın kuzeyinde genelde stadların sadece bir tarafında uzun uzadıya tribünler olur. Görünen kısım tribün olmayan taraf. Futbolun her yerde futbol olduğunu ıspatlayan bu fotoğrafın yorumunu sizlere bırakıyorum. Böylelikle ufaktan adadaki futbolun perde arkasını da sizlere yavaş yavaş anlatmaya başlamış olduk…

By justnbg

One comment #6 “This is Zlatan. Can you beat this?”

Birkaç yıl önce Nike firmasının Joga Bonito konseptli reklamlarında Ibracadabra ve Cristiano Ronaldo aynı ekranda boy göstermişti. Eric Cantona’nın başı çektiği reklam serilerinden birisi olan bu reklamda, Eric Ronaldo’ya şöyle soruyor: “This is Zlatan. Can you beat this?” Ronaldo’da suratını ekşiterek kafasını sallıyor. Ardından birbirinden güzel hareketler ve vuruşlar geliyor.

Reklamın sonunda Cantona: “Who wins, I don’t know” diyerek tereddütünü ortaya koymuştu. Dün gece oynanan El Classico’dan sonra sanırım Cantona’nın tereddütü ortadan kalkmıştır. Attığı güzel gol ile kendisine ödenen paranın karşılığını vermenin yanında takımının derbiyi kazanmasına yardımcı oldu Ibra. Ronaldo’nun hakkını yememek lazım. Her ne kadar sakatlıktan çıkıp yeni yeni toparlandıysa da sahada 65 dakika iyi bile oynadı. Belki de 19’uncu dakikada kaçırdığı %100’lük pozisyonu gol olsa maçın seyri değişecekti ama sonuç Katalanların lehine oldu…

By justnbg

One comment #5 “Orada neler oluyor?”

Geçtiğimiz hafta Wigan’ı adeta hezimetle 9-1 yenen Tottenham, dün Aston Villa deplasmanındaydı. Maç 1-1 sonuçlandı. Wigan karşısında 5 gol bulan Defoe bu maçta öyle inanılmaz goller kaçırdı ki… Aslında kaçırdı da demek biraz yanlış olur… Ya çizgiden çıkarıldı ya da savunma son anda gol olmaması için müdahale etti… Küçük dev adam en az 2 tane gol atabilirdi.. Yukardaki karede Aston Villa adına topu ağlara gönderen Agbonlahor var… Tottenham savunmasını yerle bir etmiş, onlar da ne olacak diye çaresizce bakıyor… Fotoğrafı ilk gördüğümde “Orada neler oluyor?” diye sorasım geldi.. Olan oldu zaten, Aston Villa 1 Tottenham 1…

By justnbg

Anybody have seen my baby!

Neredeyse karanlik olmus durumda buralar… Bulutlarin arasindan azcik bir isik siziyor, onla yetinmeye calisiyorum. Bayrammis bugun. Hissetmek mumkun degil buralarda. O yuzden Baris Manco’dan “Bugun Bayram” sarkisinin videosunu degil de, bunu ekliyorum. Dinleyin demiyorum, izleyin diyorum. Benim yasadigim donemin sonlarinda youtube yasakliydi “Sansurler” ulkesine cevrilmeye calisilan Turkiye de. O yuzden Dailymotion linki ekliyorum. Umarim o aciliyordur.

Bu kadar los bir ortamda dinlenebilecek en guzel sarkilardan biri benim adima. Dinlemeyenin “Bayrami kutlu olsun.” Dinleyenler ise, hosgeldiler benim dunyama :)