OM-PSG

Fransa’da Classico gunu. -Sevmiyorum bu “El Classico” turetmelerini ama neyse…- Macin oynanmasi gereken tarih, yaklasik bir ay oncesiydi. Ama son zamanlarda dunyada trend belirleyici olan “domuz gribi” macin tarihinin ertelenmesine yol acmisti.Paris Saint-Germain’in genc oyuncularinda rastlanan domuz gribi macin ertelenmesine sebep olurken, aradan gecen zamanda bircok sey degisti. Ozellikle tum Avrupa’da gozleri Ligue 1’e ceviren bir 5-5 lik mac yasandi. Ligde puan durumuna bakildiginda bu macin aslinda zirveyi ilgilendiren bir yani yok an itibariyle. Marsilya ligde 8., PSG ise 12. sirada bulunuyor. Peki nedir bu macin tansiyonunun bu kadar cok olmasinin temelinde yatan… Evet iki takimda buyuk takimlar, sampiyonluklar vs. vs. Ama en onemlisi Fransa’da yapisal olarak birbirine tamamiyla zit iki sehirin takimlari oynayacak. Baskent Paris, gelenekci, sagci hatta fasiste kayan, yabancilari icine kabul etmeyen bir yapi icindeyken, guney yakasindaki Marsilya bir o kadar kozmopolit, solcu, yenilige acik bir yapi icerisinde…

Sezon oncesi iki takimin da antrenorlerini degistirmis olmasi pek faydali olmamisa benziyor. Stade Velodrome’da OM’nin 29 macta 18 galibiyeti var. Buna karsin PSG sadece 5 maci kazanabilmis.

Vergiler ulkesi Ingilterede TV lisansi’nin fiyati 150 pound olunca izlemiyor insan maclari. Bu senenin bana en buyuk darbesidir bu. Internetten izlerim kimsenin haberi olmaz diyemiyorum cunku adamlar bayagi IP falan kontrol ediyorlar. Neyse artik izleyenler yorumlarlar bize maci :) Herkese domuz gripsiz gunler dilerim…

Fransa’da transfer notları

Blogda yazın başlamasıyla birlikte duraklama evresine girdik, ama bunun sebebinin yaz sıcaklarıyla ilgisi olmadığını belirtmek gerek. Yoğun bir dönemde olmamdan dolayı blogu yeterince sık güncelleyemiyorum, umarım yakın bir zamanda bu yoğunluktan sıyrılmış olacağım. Geçelim, postun başlığında yer alan transferden notlara… Transfer sezonunun başlamasından bu yana Fransa liginden ayrılan çok önemli bir oyuncu olmadı, keza gelenler içinde de çok önemli bir oyuncu yok henüz. Özellikle Marsilya’da yaşanan yönetim krizi, onların transfer çalışmalarına önemli bir darbe vurmuşa benziyor.

İlk transfer haberimiz Le Mans’tan… Le Mans’ta sözleşmesi sona eren Yohann Pele henüz başka bir takıma imza atmış değil ancak Le Mans yönetimi onu yerini doldurmak için bu bölgeye takviyesini yaptı bile. Le Mans’ın yeni kalecisi Avrupa futbolunda pek bilinen bir isim değil. Afrika futbolunun yükselen ülkesi Gabon‘un kalecisi Didier Ovono, Gürcistan ligi takımlarından Dinamo Tbilisi’den transfer edildi. 26 yaşındaki Didier Ovono, takımı Dinamo Tbilisi ile 2007/2008 Gürcistan ligi şampiyonluğunu yaşamıştı.

Ligue 1’deki ilk sezonunda başarılı bir grafik çizen Grenoble’nin Japon sahipleri, Saint Etienne’in Japon oyuncusu Daisuke Matsui‘yi transfer etmek için çaba sarfediyor. Grenoble başkanı Pierre Wantiez, Matsui’nin kaliteli ve yaratıcı bir ortasaha oyuncusu olduğunu ve onu kadroya katmak istediklerini açıklamıştı. Matsui geçtiğimiz sezon 22 maçta St. Etienne formasını giymiş ve 1 de gol atmıştı.

Konu Japon oyunculardan açılmışken; eski Galatasaraylı Junichi Inamoto Rennes’e transfer oldu. Galatasaray sonrası, 2 yıl Eintracht Frankfurt forması giyen Inamoto’nun sezon sonuyla birlikte kontratı sona ermişti. Rennes’in yeni teknik direktörü Frédéric Antonetti ile daha önce Japonya’da Gamba Osaka’da birlikte çalışan Inamato, eski hocasıyla da yeniden buluşmuş oldu.

Türk takımlarının transfer gündemine pek düşemeden, Fransa’nın transfer gündeminde adı geçen Mevlüt Erdin(g)ç, transfer henüz resmiyete dökülmemiş olsa da, gelecek yıl PSG forması giyecek. Sochaux ile PSG arasında gerçekleşen pazarlıklar sonlanmış olacak ki, Mevlüt ile ilgili transfer söylentilerinin ardı arkası kesildi. Mevlüt’te Fransız medyasına 3 Temmuz’da başlayacak PSG sezon öncesi hazırlıklarında yer alacağını söylemiş. Mevlüt Erdinç, bu transferle  Fransa içinde basamak atlamış olacak ve kendisi için uygun bir takıma gidiyor.

Monaco’daki potansiyel…

Ligue 1 takımları arasında, potansiyeli en yüksek genç oyuncu topluluğuna sahip takımlardan biri, hatta birincisi Monaco. Geçtiğimiz yıllarda da altyapısından çok önemli oyuncuları Avrupa piyasasına sürmüşlerdi. Bunların arasında akla ilk anda gelecek isimler Thierry Henry, David Trezeguet, Jeremy Menez gibi önemli oyuncular olacaktır. Monaco 2004 yılında oynadığı Şampiyonlar ligi finalinden bu yana geri viteste bir takım görüntüsü çizdi. Geride kalan yıllarda Fransa’nın büyükleri arasında anıldıkları yılların çok uzaklarına düştüler. Monaco artık Fransa’nın orta sıra takımlarından biri, ancak tekrardan eski günlere dönmeleri için gerekli olan potansiyeli de ellerinde barındırıyorlar. Monaco’nun elinde Fransa liginin en yetenekli gençlerinin birkaçı bulunuyor. Bu sezon boyunca da bu genç oyuncular kadroda kendilerine yer buldular. Gelecek sezon öncesi bu durum onlar için önemli bir avantaj teşkil ediyor. Zira, takım kadrosunda yer alan genç oyuncular çaylak sezonlarında 20’nin üzerinde maça çıktılar ve gelecek sezon bu durumun olumlu yansımalarını mutlaka göreceğiz.

Monaco’daki bir diğer olumlu gelişme de; son iki yıldır Rennes takımını çalıştıran ve başarılı sonuçlara imza atan Guy Lacombe‘nin teknik direktörlük koltuğuna getirilmesi oldu. Guy Lacombe Rennes’in başındayken genç oyunculara sıkça takımda yer vermiş ve onları takıma entegre etmişti. Geçen yıl Monaco’yu çalıştıran Ricardo’nun da hakkını yememek gerek. Geçen yıl bu oyuncuların gelişiminde başlangıcı sağlayan o olmuştu ve şimdi bayrağı Guy Lacombe’ye devretti. Guy Lacombe’de Monaco’daki potansiyelin farkında ve yeni sezon öncesi bu duruma dikkat çekiyor. “Bu oyuncuların bir sonraki adıma geçiş yapma zamanları…” diyor Lacombe. Eğer Lacombe bunu sağlayabilirse bu oyuncularla birlikte Monaco’da yükselecektir.

Peki kimdir Monaco’nun genç yetenekleri? En önemlisi kuşkusuz geçen yıl Monaco kalesini bütün sezon boyunca koruyan Stephane Ruffier. 22 yaşındaki laleci geçen sezon Monaco kalesini 32 maçta korumuştu. Ruffier, Fransa’nın genç kuşaktaki en iyi kalecilerinden biri ve tek şanssızlığı milli takım yolunda önünde Steve Mandanda ve Hugo Lloris’in bulunması.

Monaco’nun defans pozisyonunda oynayan iki önemli genç oyuncusu da; Cédric Mongongu ve Nicolas Nkoulou… Bu iki oyuncuda bu sezon 20 maçın üzerinde takımda yer aldılar. özellikle Kamerunlu Nicolas Nkoulou gelecek vaadeden bir oyuncu. Defansın merkezinde, sağ bekte ve hatta defansif ortasahada oynayabilecek özelliklere sahip Nkoulou henüz 19 yaşında. Nicolas Nkoulou genç yaşına rağmen Kamerun milli takımında da oynayan bir oyuncu.

Ortasahada oynayan Juan-Pablo Pino ve Yohan Mollo‘da önümüzdeki yılın Monaco’sunda önemli işler yapacak oyuncular. Özellikle Pino, önümüzdeki birkaç yıl içinde önemli bir takımda yer bulabilir. Pino, sürekli bir gelişim içinde ve Kolombiyalı oyuncunun tekniği dikkat çekici. Fransa genç milli takımlarında oynayan Mollo ise kanatlarda oynayan bir oyuncu.

Monaco’nun forvet hattında oynayan Fredric Nimani ise 1988 doğumlu bir oyuncu. Geride bıraktığımız sezon 28 maçta kırmızı-beyazlı formayı giydi ve 6 gol attı. Nimani, 1.91’lik boyu ve güçlü fiziğiyle önümüzdeki yıllarda Fransa milli takımının da forvetteki önemli oyuncularından biri olabilir.

Monaco’da geçen sezon başında patlama yapması beklenen Serge Gakpe ve Djamel Bakar ise sezon boyunca yaşadıkları sakatlıklardan dolayı beklenen performansı gösteremediler. Özellikle Serge Gakpe önümüzdeki sezon takımı sırtlayan oyuncu olabilir. Freddy Adu ise, bu kadar potansiyeli yüksek oyuncu arasında sönmeye yüz tutmuş bir oyuncu olarak dikkat çekiyor. Adu şu an 14 yaşındayken yakaladığı popularitenin çok uzağında, over-rated bir oyuncu olmaya doğru ilerliyor.

Monaco yakın zaman içinde Jeremy Menez’i Avrupa futbol piyasasına sürmüştü. Menez, Monaco altyapısından yetişip, A takımda oynadıktan sonra Roma’ya transfer olmuştu. Monaco’da bu kez  birçok oyuncu eşzamanlı olarak seviyesini yükseltiyor. Doğru takviyelerle eski şaşalı günlerine dönen bir Monaco izleyebiliriz yakın bir gelecekte…

Juan-Pablo Pino incelemesi

Made in Bordeaux

Bordeaux’un şampiyon kadrosunun yaklaşık %50’si Bordeaux altyapısından yetişen oyunculardan oluşuyor. Bu yıl Laurent Blanc Bordeaux altyapısını çok iyi kullandı ve modern futbol düzeni içinde doğru bir politikayla takımını başarıya ulaştırdı.

Bu inceleme geçtiğimiz hafta içinde ligue1.com’da yayınlanmıştı. Çok iyi bir noktaya değinmişler. Bordeaux’da başarının en önemli anahtarlarından biri de altyapıdan gelen oyuncuların takıma entegre edilmesinde Laurent Blanc’ın cesurca davranmasıydı.

2008-09 yılında Bordeaux’un şampiyonluğa giden yolda parlayan oyuncuları Yoan Gourcuff, Souleymane Diawara, Alou Diarra, Fernando Cavenaghi ve Fernando gibi oyuncular olsa da arkaplanda müthiş işler yapan altyapı çıkışlı oyuncular vardı. Bordeaux kadrosundaki 24 oyuncudan 11 tanesi altyapı çıkışlı oyunculardan oluşuyordu. Kadronun neredeyse yarısının altyapıdan yetişen oyunculardan oluşması, takımın mental üstünlüğünün de ana sebebi olabilir.

Bordeaux kadrosu içinde altyapıdan gelen oyuncular da nesil nesil sıralanmış durumdalar. En yukarıda Marc Planus ve Marouane Chamakh bulunuyor. İkinci kademede takıma bu sezon müthiş katkısı olan Benoït Trémoulinas ve henüz takıma tam anlamıyla dahil olmayan Mathieu Valverde, Kévin Olimpa ve Pierre Ducasse bulunuyor. Bir sonraki nesil ise, Abdou Traoré, Henri Saivet, Gabriel Obertan ve Grégory Sertic’den oluşuyor. Sertic bu sezondan başlayarak takıma dahil olmaya başlamıştı. Keza Abdou Traoré de birkaç maçta oynamış ve yeteneğiyle dikkatimi çekmişti. Şu an Toulon turnuvasında Fransa kadrosunda bulunan Gabriel Obertan ise, sezonun ikinci bölümünü Lorient’te kiralık geçirmişti. Obertan kendi döneminin en iyi oyuncularından biri ve gelecek sezondan itibaren takımda daha çok süre alacaktır. Henri Saivet ise, sezonu sakatlık illeti sebebiyle neredeyse boş geçti. Küçük yaşlarda yüklenmeye bağlı yaşanan sakatlıklardan biri olduğunu umuyorum. Zira, Henri Saivet Fransa’da 15 yaşından beri konuşulan bir oyuncu.

Fransa’da en son altyapı-A takım entegrasyonunda en yüksek yüzdeyle şampiyon olan takım Monaco’ydu. Monaco’nun 1999-00 sezonundaki şampiyonluğunun baş mimarları David Trezeguet ve Jon-Arne Riise altyapıdan yetişmiş oyunculardı. O dönemki Monaco kadrosunda yer alan oyuncuların 28’de 13’ü altyapıdan yetişmiş oyunculardan oluşuyordu.

PSG Mevlüt’ü transfer etmek istiyor.

Bu yaz Mevlüt Erdinç’in adını transferde sık sık duyacağız gibi görünüyor. Belirtmek gerek; Fransız medyası Mevlüt Erdinç’in transfer olacağı takım konusunda PSG üzerinde odaklanmış durumda. Söylentilerin sıklığı da giderek artıyor. Mevlüt bu sezon Sochaux formasıyla 11 gol atmıştı ve ligde kalmayı son haftada başaran Sochaux’u kurtaran oyuncuların başında gelmişti. Mevlüt dün gece oynanan Fransa-Türkiye milli maçında sahadaydı. Futbol eğitimini aldığı ülkenin aksine, kökenlerinin dayandığı ülke de oynamayı tercih etmişti Mevlüt. Gerçi Fransa milli takımında da oynayamazdı kolay kolay… Türkiye milli takımındaki performansı da, bir türlü Fransa ligindeki performansı seviyesine gelemedi. Mevlüt Ligue 1’in önemli forvetlerinden biri şu anda ve haliylede büyük takımların transfer gündemlerinde yer alıyor.

PSG’nin Mevlüt’e olan ilgisi de biliniyor artık. Sochaux başkanı Alexandre Lacombe de Mevlüt’ü ucuza bırakmayacaklarının sinyallerini veriyor. “Mevlüt’ü takımda tutmak istiyoruz. Şu ana kadar ne PSG’den, ne de başka bir takımdan resmi bir teklif aldık. Eğer iyi bir teklif alırsak, ama bu teklif “çok iyi” olmalı, Mevlüt’ü satmayı düşünebiliriz.  Mevlüt’ü 10 milyon euro’nun altında bir paraya da satmayı düşünmüyoruz.”

Mevlüt’ün adı Marsilya ve Lyon ile anılsa da, en olası istikametin PSG olduğu görünüyor. İlerleyen günler Mevlüt için çok şeye gebe…

Fransa’da liglere yeni top

Fransa Profesyonel Futbol Liglerinde kullanılacak futbol topları için yeni sezon öncesinde Puma firmasıyla anlaşma yapıldı. Fotoğrafta gördüğünüz topların solundaki Ligue 1’de, sağındaki ise Ligue 2’de kullanılacak. Böylece takımların kendi sahalarında kullandıkları topların sponsorlara göre değişmesinin önüne geçilecek. Marsilya’nın yeni teknik direktörü Didier Deschamps, bu gelişmenin ligin kalitesini artıracağını düşünüyor. Genellikle Afrika ülkelerinin sponsoru olan Puma’nın, Afrikalıların yoğunlukta olduğu Fransa liglerine sponsor olması kulağa hoş geliyor. Ligin karakteristiği açısından da önemli bir adım olmuş bu. Pumaiki lig için yılda en az 12.000 top verecek.

Pablo Duarte Le Mans’ın yeni antrenörü

Le Mans takımının teknik direktörlük koltuğunda yıl boyunca yapılan trajikomik işleri FlyingDutchman çok iyi özetlemişti. Sezonu Arnaud Cormier ile tamamlayan Le Mans’ın Cormier bu sezonki üçüncü teknik direktörüydü. Cormier’den önce takımın başında Yves Bertucci ve Daniel Jeandupeux görev yapmıştı. Bu sezon ligden düşmekten son haftada kurtulan Le Mans yeni sezon öncesinde yine teknik direktör değişikliğine gitti. Le Mans yeni teknik direktörünü Afrika’dan buldu. Le Mans’ta teknik direktörlük görevine Portekizli  Pablo Duarte getirildi. Futbolculuk yıllarında 1988-2004 arasında Boavista, União de Leira, Salgueiros ve Maritimo gibi takımların formasını giyen Duarte, Burkina Faso milli takımının başında bulunuyordu ve sözleşmesinin sona ereceği 31 Mart tarihine kadar da bu görevini sürdürecek.

Burkina Faso’yu Dünya sıralamasında 111. sıradan 57. sıraya kadar yükselten 40 yaşındaki Duarte, Burkina Faso gibi fakir ve geri kalmış bir ülkenin milli takımını Afrika’da dişli bir takıma dönüştürmüştü. Onun yönetiminde Burkina Faso’lu forvet oyuncusu Moumouni Dagano milli takım formasıyla 7 maçta 9 gol atarak Afrika elemelerinin ilk turunda en golcü ismi olmuştu. Dünya Kupası Afrika elemelerinde Burkina Faso’yu son tura çıkaran Duarte’nin takımdaki en önemli oyuncuları Hamburg’da oynayan ve benim çok beğendiğim Jonathan Pitroipa ve Marsilya’nın genç ortasaha oyuncusu Charles Kabore olmuştu. Burkina Faso’ya yaşattığı dönüşüm sebebiyle Duarte’ye “Afrika’nın Mourinho’su” deniliyordu.

Bordeaux’nun bileşenleri…

Bordeaux’un Ligue 1’de 10 yıl aradan sonra kazandığı şampiyonluğu getiren faktörler neler olmuştu? Başarının ardındaki 5 faktörü şu şekilde sıralayabiliriz.Tahmin ettiğiniz üzere ilk sırada Yoann Gourcuff var…

1. Yoann Gourcuff

Attığı 12 gol ve yaptığı 8 asist onun Bordeaux adına yaptıklarını açıkca gösteriyor. Takıma müthiş bir katkısı oldu bütün sezon boyunca Gourcuff’un. Hatta takımı taşıyan adamdı Gourcuff. Bordeaux’ya gelmesinin ardından sadece 1 yıl geçmesine rağmen, Gourcuff takımın sembol isimlerinden biri oldu. Bu sezonki performansını sürdürebilirse eğer, kısa bir zaman içinde Bordeaux’un simgelerinden Zinedine Zidane ile karşılaştırılmaya başlanacaktır.

“Gurcuff ve Zidane topla birlikteyken birbirlerine çok benzer oyuncular. İkisininde müthiş top kontrolleri var. Umarım Yoann kendi kimliğini oluşturur ancak karşılaştırmaların son bulması imkansız görünüyor. ” demişti Laurent Blanc.

Yoann Gourcuff performansında bir düşüş yaşasa da, 29. hafta da yeniden takımını sırtlamaya başlamış ve son haftalarda üstüste attığı gollerle Bordeaux’un galibiyetlerinde önemli bir rol oynamıştı.

2. Laurent Blanc

Henüz teknik direktörlük kariyerinin ikinci yılındaki Blanc, 7 yıllık Lyon saltanatını çökerten adam oldu. “Başkan” lakaplı Blanc 10 yıldır şampiyon olan Bordeaux’un başarıdaki en önemli bileşenlerindendi.2009’un başlarında Blanc ile olan sözleşmesini 2 yıl daha uzatan Bordeaux, gelecek yıllar için de çok önemli bir adım atmış oldu.Barcelona’nın Guardiola tercihine benzer bir tercih olan Blanc tercihi ile Bordeaux tam isabet bir karar vermiş gibi görünüyor.

3. İç saha performansı

Bordeaux Ligue 1’de bu sezon kendi sahasında yenilmeyen tek takımdı. Les Girondins hatta Ekim 2007’den bu yana Chaban Delmas’ta yenilmiyor ve bu form başarılarında kilit rol oynuyor. Bordeaux’un iç saha performansını rakipleriyle karşılaştırdığımızda; Marsilya’nın kendi sahasında 22 ve Lyon’un da 19 puan kaybettiğini görüyoruz. Oysa, Bordeaux kendi sahasında sadece 10 puan kaybetti.

4. Mental üstünlük

Kaseti 21 Aralık 2008 Pazar gecesine sarıyoruz. Monaco’nun sahası Stade Louis II’de ilk yarı skoru Monaco: 3 – Bordeaux:0… İkinci yarıda sahada çok farklı bir Bordeaux var. Oyuna ikinci devrede giren Chamakh attığı 2 gol ve yaptığı asistle Bordeaux’un maçı olağanüstü bir şekilde 4-3 kazanmasında anahtar rol oynuyor.

Tüm sezona baktığımızda Bordeaux’un geriden gelerek birçok maçı kazandığını görüyoruz. Bu da takımın mental gücünün ne kadar yüksek olduğunu ortaya koyuyor.

5. Sakatlılardan doğan açıkları kapatabilmeleri

Bordeaux sezon boyunca Marsilya ile birlikte sakatlıklardan canı en çok yanan takımlardan biri oldu. Ancak Marsilya’nın aksine Bordeaux sakatlarla başa çıkabildi. Takımın önemli oyuncuları Jussie, Wendel ve Fernando Cavenaghi’nin aynı dönemlerde sakat olması bile, Bordeaux’un hızını kesmedi.

Cavenaghi mi sakat? Chamakh attığı kritik gollerle onun yerini fazlasıyla doldurdu. Hatta bu sıralamada 6. faktör Mauroune Chamakh’dır. Faslı oyuncu geçmiş sezonların çok üzerinde bir performans sergiledi. Wendel mi sakat? Altyapıdan yetişen Grégory Sertic onun yerini doldurdu. Hatta kariyerindeki 2. A takım maçında golünü dahi attı. Burada Bordeaux altyapısının işlevsel olması ve Blanc’ın cesur davranması da çok önemliydi.

Birbirini tamamlayan bileşenlerle 7 yıllık Lyon saltanatı yıkıldı. Bu o kadar basit değildi. Zaten bunu başarmanın ne kadar zor olduğunu Marsilya’nın yakaladığı avantaja rağmen, şampiyonluğu koparamamış olması açıklıyordur. Bordeaux için uzunyıllar unutulmayacak bir şampiyonluk hikayesi olacak bu…

Düşenin dostu olmaz!


Düşen takımların en iyi oyuncuları, takımların düşmeleriyle birlikte talan edilir. Diğer takımlar kadrolarını güçlendirmek için amiyane tabirle düşen takımlar üzerine “leş kargası” gibi saldırırlar. Düşen takımların en iyi oyuncuları paylaşılır. Ülkemiz takımları tarafından genellikle düşünülmese de Fransa’nın orta düzey takımlarından ligimizin kalitesini artıracak çok önemli oyuncular transfer edilebileceğini düşünüyorum. Bu yüzden düşen takımlara bir göz atıp, transfer edilebilecek oyuncularını ayrıştırmaya çalışacağım. Aralarından Türkiye ligine transfer edilen olursa, birlikte seviniriz ;)

Düşen takımlar arasında en iyi kadroya sahip takım Caen’di. Caen’in ligde tutunmayı başaramamış olması  ilginç çünkü ligde kalmayı başaran birçok takımdan -bireysel olarak bakıldığında- daha iyi bir kadroya sahiptiler. Caen’in en önemli oyuncusu kuşkusuz Steve Savidan‘dı. Onunla ilgili daha önce de yazmıştım. Savidan alt ve orta düzey takımlarda geçen kariyerinde, son birkaç yıldır gittiği her takımda “kurtarıcı” rolünü üstlendi. Sezonun ilk yarısında müthiş performansı, Domenech tarafından milli takıma kadrosuna seçilmekle ödüllendirilmişti. Ligimize transfer edilen yabancıların kaç tanesi Fransa milli takım kadrosuna seçilmiş oluyor ki? Savidan çok yüksek ihtimalle Ligue 1’de birçok takımdan transfer teklifi alacaktır. 31 yaşına geldikten sonra yurtdışına transfer olur mu bilinmez, ama onu transfer eden kim olursa, önemli bir golcü transfer etmiş olacak!

Caen kadrosundaki bir diğer önemli oyuncu ise Remi Gomis. Defansif ortasahada oynayan Gomis henüz 25 yaşında. Bu sezon 29 maçta Caen formasını giyen Gomis, 2 de gol attı. Ligimizin üst düzey takımlarında dahi ihtiyacı karşılayabileceğini düşündüğüm Gomis’in ligimizdeki ortasıra takımlarına ise müthiş güç katacağını düşünüyorum. Senegal asıllı Gomis, yere sağlam basan, atletik bir oyuncu.

Fahid Ben Khalfallah Caen’den alınabilecek bir diğer oyuncu. Genellikle sol kanatta oynamasına rağmen, sağ kanatta da rahatlıkla oynayabilecek bir oyuncu Tunus asıllı Fahid Ben Khalfallah. Takım seviyesinin çok üzerinde performans sergilediği bu sezonda, diğer takımların da dikkatini çekmiştir. Ligimize kolaylıkla transfer edilebileceğini düşünüyorum Fahid Ben Khalfallah’ın. (kabul etmek gerek değişik bir ismi var.)

Ricardo Faty

Caen’e nazaran daha güçsüz kadrolara sahip olan Nantes ve Havre’den de “transfer edilesi” birkaç oyuncu bulmak mümkün. Nantes’ta oynayan Ivan Klasnic kariyerindeki düşüşe rağmen hala iyi bir oyuncu. Almanya’daki günlerini bu kadar çabuk unutmamak gerekiyor. Nantes’tan transfer edilebilecek bir diğer oyuncu da Ricardo Faty. Henüz 22 yaşında olan Faty, Fransa U-21 takımının önemli oyuncularından biriydi. Hatta onun için “Yen Viera” yakıştırmaları da yapılmıştı. O dönemki performansı ile Roma’ya transfer olan Faty, oradan da Bayer Leverkusen’e kiralanmıştı. Sezon başında da Nantes’a transfer olan Ricardo Faty, beklenen gelişimi gösteremese de, onun adına hiçbir şey için geç değil henüz. Faty hala potansiyeli olan bir oyuncu ve fiziksel özellileri birebir Yaya Toure’ye benziyor.

Havre kadrosu, diğer takımların oldukça gerisinde bir seviyede. Bu sezon Ligue 1’de 32 maçta 10 gol atan Amadou Alasanne, ligimize orta düzey takımlarında iş yapabilir. Havre kadrosunda yer alan en önemli oyuncu ise, genç defans oyuncusu Loic Nestor. Onu ligimizden transfer eden çıkar mı bilinmez ama Fransa’nın önemli genç oyuncularından biri Loic Nestor. Sezon başında Fenerbahçe’nin transfer edeceği hatta ettiği konuşulan genç yetenek Gueida Fofana ise bu sezon hiçbir maçta Havre formasını giyemedi. O yüzden onun hakkında birşey söyleyebilmek mümkün değil.

Adı geçen oyuncuların dışında kalan birkaç oyuncu daha var elbet. Ancak düşen takımlarda en çok dikkatimizi çeken oyuncuları yazmaya çalıştım. Türkiye liginin orta düzey takımlarının bu oyunculardan bir tanesini olsun transfer etmesi umuduyla…

Düşenler…

Fransa’da son haftaya girilirken 5 takımın düşme ihtimali vardı. Son maçların oynanmasının ardından, düşen takımlar haftalar önce öngördüğüm takımlar oldu. Havre AC’nin ardından Nantes ve Caen’de Ligue 2’ye düştü. Geçen sezon Ligue 2’de şampiyon olarak birinci lige terfi eden Havre AC, sezona PSG’ye verdiği Hoarau’suz başlamıştı. Onun yerini dolduramadan başladıkları sezonda, çok silik bir performans sergilediler ve tam anlamıyla lige tutunamadılar. Ligue 1’e bu yıl terfi eden bir diğer takım olan Nantes ise, sezona Ivan Klasnic transferiyle başlamıştı. Lige kötü performansla başlayan Nantes, ligin sonuna kadar toparlanamadı ve geldiği gibi geri dönmüş oldu. Caen ise, Ligue 1’deki 2. sezonunu geçiriyordu. yoan Goufran’ın sezon başında Bordeaux’a satılmasının ardından takıma ligin bana göre hak ettiği değeri göremeyen forveti Steve Savidan’ı transfer etmişlerdi. Steve Savidan’ın attığı 14 gol onları kurtarmaya yetmedi. Gelecek yıl onlar da Ligue 2’de mücadele edecekler.

Sezon boyunca kötü bir performans çizen Saint Etienne ise, son hafta da ligde kalmayı başardı. İyi bir kadroya sahip olduğunu düşündüğüm Saint Etienne’in neden bu kadar kötü bir performans sergilediğini çözmek oldukça zor? Geçen sezon Lyon’u şampiyon yapan Alain Perrin’in bu sezon Saint Etienne ile düşmeme mücadelesi vermesi de ayrı bir muamma? Yeni sezon öncesinde Saint Etienne’in en önemli ihtiyacının iyi bir “golcü” olduğunu düşünüyorum. İyi bir golcü takviyesi Bafe Gomis’in de toparlanmasını sağlayabilir. Aksi halde Gomis “over-rated” oyuncular arasına adını yazdıracak.

Gelecek yıl Ligue 2’de Caen, Nantes, Havre, Strasbourg ve Metz kıran kırana bir mücadele yaşayacaklardır…

Bordeaux’nun şampiyonluk fotoromanı…

Yoann Gouffran’ın Bourdeaux’yu şampiyonluğa ulaştıran gol vuruşu… Goufrann bu golle yetiştiği takımın ipini çekti ve onları Ligue 2’ye gönderdi.

Golün ardından, Bordeaux’nun şampiyonluğunda çok önemli bir rol oynayan Mauroune Chamakh, yıllar önce teknik direktörleri Blanc’ın Barthez’in kafasını öptüğü gibi, Goufrann’ın kafasını öpüyor… Okumaya devam et

Şampiyon Bordeaux!

Bordeaux 10 yıldan sonra, 7 yıllık Lyon hegemonyasını yıkarak şampiyonluğa ulaştı. Ligue 1’de heyecan son haftaya kadar kalmıştı ve Bordeaux’un şampiyon olabilmesi için düşmeme mücadelesi veren Caen’i yenmesi onları şampiyonluğa ulaştıracaktı. 1-0 kazanarak şampiyonluğa ulaşan taraf oldu Bordeaux. Maç bir yandan şampiyonu belirlerken, bir diğer yandan da düşen takımlardan birini daha belirledi. Sahadan yenik ayrılan Caen, Bordeaux’un şampiyonluk kutlamalarının gölgesinde Ligue 1’e veda etmiş oldu.

Bordeaux’un golünü atan Yoan Gouffran Caen altyapısından yetişip, sezon başında Bordeaux’ya transfer olmuştu. Goufrann geçen sezon Caen’in en önemli oyuncusuydu. Bu sezon onun takımdan ayrılması Caen’i zaten olumsuz etkilemişti. Birde son maçta Goufrann eski takımının biletini kesmiş oldu.

Sahada oynanan futbolu konuşmanın pek bir anlamı yok. Ama söylenmesi gereken birşey var ki; Bordeaux yine sahayı domine eden taraf değildi. Maçı rahat kazandıklarını söylemek mümkün değil. Son 3 haftadır olduğu gibi, yine tek farkla kazandılar. Ama bu üstüste kazandıkları 11. maç oldu. Ligin sonuna doğru müthiş bir form tuturdular ve bu da onlara şampiyonluğu getirdi.  Bu son periyotta, Aralık ve Ocak ayındaki müthiş futboldan uzak bir görüntü sergileseler de, maçları kazanabilmeleri önemliydi ve bunu başardılar.

Bordeaux’un yükseliş trendine girdiği her iki dönemde de Yoann Gourcuff’un müthiş futbolu rastlantı değildi elbette. Takımın performans yükseltmesinde de, düşürmesinde de anahtar rol oynayan o oldu. Son 11 maçlık periyotta da takımı şampiyonluğa ulaştıracak sorumluluğu aldı. Bordeaux, Zidane’dan beri takımı bu kadar taşıyan bir oyuncu daha bulamamıştı ve Gourcuff’un bonservisinin de alınmış olması onları gelecek sezon için  bir adım öne çıkarıyor.

Bordeaux’un şampiyonluk hikayesine daha sonra gireceğimden; keskin bir dönüşle gol pozisyonuna geri dönelim. Goldeki Gourcuff’un akıl dolu pası ve Tremoulinas ‘ın şahane ortası en az gol kadar güzeldi. Özellikle Tremoulinas’ın bu sene takıma entegre olmayı başarması ve performansı çok etkleyiciydi. Tremoulinas örneğinin Türk futbolu için çok önemli mesajlar verdiğini düşünüyorum. Tabi görebilmek önemli olan!

Son şampiyonluktan bu yana 10 yıl geçmişti aradan ve Bordeaux son 10 yıla 1 şampiyonluk sığdırabildi. Ama bu şampiyonluğun, Lyon’u devirerek gelmesi ayrı bir değer taşıyor. Lyon giderayak Fransız futbolunun lokomotif takımı olmuştu ve onların şampiyonluk koltuğundan uzun süre daha indirilmeleri mümkün görünmüyordu. Sezon boyunca çok değişken bir puan sıralaması içinde tüm takımların yeri değişirken, Lyon hep zirvedeydi. Ligin son haftalarına doğru Lyon’u alta çeken Marsilya olmuştu. Marsilya’nın o dönemki formu da onların şampiyon oacaklarının habercisiydi adeta. Ancak Lyon, Marsilya’dan aldığı darbenin acısını fena halde çıkardı. Marsilya Velodrome’da oynanan Lyon maçı dışında şampiyonluk için herşeyi yapmış gibi görünse de, Bordeaux sessiz ve derinden gelip, ligin bitimine 2 hafta kala liderliği aldı ve şampiyonluğu kazandı.

Şahane bir sezondu!