OM-PSG

Fransa’da Classico gunu. -Sevmiyorum bu “El Classico” turetmelerini ama neyse…- Macin oynanmasi gereken tarih, yaklasik bir ay oncesiydi. Ama son zamanlarda dunyada trend belirleyici olan “domuz gribi” macin tarihinin ertelenmesine yol acmisti.Paris Saint-Germain’in genc oyuncularinda rastlanan domuz gribi macin ertelenmesine sebep olurken, aradan gecen zamanda bircok sey degisti. Ozellikle tum Avrupa’da gozleri Ligue 1’e ceviren bir 5-5 lik mac yasandi. Ligde puan durumuna bakildiginda bu macin aslinda zirveyi ilgilendiren bir yani yok an itibariyle. Marsilya ligde 8., PSG ise 12. sirada bulunuyor. Peki nedir bu macin tansiyonunun bu kadar cok olmasinin temelinde yatan… Evet iki takimda buyuk takimlar, sampiyonluklar vs. vs. Ama en onemlisi Fransa’da yapisal olarak birbirine tamamiyla zit iki sehirin takimlari oynayacak. Baskent Paris, gelenekci, sagci hatta fasiste kayan, yabancilari icine kabul etmeyen bir yapi icindeyken, guney yakasindaki Marsilya bir o kadar kozmopolit, solcu, yenilige acik bir yapi icerisinde…

Sezon oncesi iki takimin da antrenorlerini degistirmis olmasi pek faydali olmamisa benziyor. Stade Velodrome’da OM’nin 29 macta 18 galibiyeti var. Buna karsin PSG sadece 5 maci kazanabilmis.

Vergiler ulkesi Ingilterede TV lisansi’nin fiyati 150 pound olunca izlemiyor insan maclari. Bu senenin bana en buyuk darbesidir bu. Internetten izlerim kimsenin haberi olmaz diyemiyorum cunku adamlar bayagi IP falan kontrol ediyorlar. Neyse artik izleyenler yorumlarlar bize maci :) Herkese domuz gripsiz gunler dilerim…

Reklamlar

Fransa’da transfer notları

Blogda yazın başlamasıyla birlikte duraklama evresine girdik, ama bunun sebebinin yaz sıcaklarıyla ilgisi olmadığını belirtmek gerek. Yoğun bir dönemde olmamdan dolayı blogu yeterince sık güncelleyemiyorum, umarım yakın bir zamanda bu yoğunluktan sıyrılmış olacağım. Geçelim, postun başlığında yer alan transferden notlara… Transfer sezonunun başlamasından bu yana Fransa liginden ayrılan çok önemli bir oyuncu olmadı, keza gelenler içinde de çok önemli bir oyuncu yok henüz. Özellikle Marsilya’da yaşanan yönetim krizi, onların transfer çalışmalarına önemli bir darbe vurmuşa benziyor.

İlk transfer haberimiz Le Mans’tan… Le Mans’ta sözleşmesi sona eren Yohann Pele henüz başka bir takıma imza atmış değil ancak Le Mans yönetimi onu yerini doldurmak için bu bölgeye takviyesini yaptı bile. Le Mans’ın yeni kalecisi Avrupa futbolunda pek bilinen bir isim değil. Afrika futbolunun yükselen ülkesi Gabon‘un kalecisi Didier Ovono, Gürcistan ligi takımlarından Dinamo Tbilisi’den transfer edildi. 26 yaşındaki Didier Ovono, takımı Dinamo Tbilisi ile 2007/2008 Gürcistan ligi şampiyonluğunu yaşamıştı.

Ligue 1’deki ilk sezonunda başarılı bir grafik çizen Grenoble’nin Japon sahipleri, Saint Etienne’in Japon oyuncusu Daisuke Matsui‘yi transfer etmek için çaba sarfediyor. Grenoble başkanı Pierre Wantiez, Matsui’nin kaliteli ve yaratıcı bir ortasaha oyuncusu olduğunu ve onu kadroya katmak istediklerini açıklamıştı. Matsui geçtiğimiz sezon 22 maçta St. Etienne formasını giymiş ve 1 de gol atmıştı.

Konu Japon oyunculardan açılmışken; eski Galatasaraylı Junichi Inamoto Rennes’e transfer oldu. Galatasaray sonrası, 2 yıl Eintracht Frankfurt forması giyen Inamoto’nun sezon sonuyla birlikte kontratı sona ermişti. Rennes’in yeni teknik direktörü Frédéric Antonetti ile daha önce Japonya’da Gamba Osaka’da birlikte çalışan Inamato, eski hocasıyla da yeniden buluşmuş oldu.

Türk takımlarının transfer gündemine pek düşemeden, Fransa’nın transfer gündeminde adı geçen Mevlüt Erdin(g)ç, transfer henüz resmiyete dökülmemiş olsa da, gelecek yıl PSG forması giyecek. Sochaux ile PSG arasında gerçekleşen pazarlıklar sonlanmış olacak ki, Mevlüt ile ilgili transfer söylentilerinin ardı arkası kesildi. Mevlüt’te Fransız medyasına 3 Temmuz’da başlayacak PSG sezon öncesi hazırlıklarında yer alacağını söylemiş. Mevlüt Erdinç, bu transferle  Fransa içinde basamak atlamış olacak ve kendisi için uygun bir takıma gidiyor.

Monaco’daki potansiyel…

Ligue 1 takımları arasında, potansiyeli en yüksek genç oyuncu topluluğuna sahip takımlardan biri, hatta birincisi Monaco. Geçtiğimiz yıllarda da altyapısından çok önemli oyuncuları Avrupa piyasasına sürmüşlerdi. Bunların arasında akla ilk anda gelecek isimler Thierry Henry, David Trezeguet, Jeremy Menez gibi önemli oyuncular olacaktır. Monaco 2004 yılında oynadığı Şampiyonlar ligi finalinden bu yana geri viteste bir takım görüntüsü çizdi. Geride kalan yıllarda Fransa’nın büyükleri arasında anıldıkları yılların çok uzaklarına düştüler. Monaco artık Fransa’nın orta sıra takımlarından biri, ancak tekrardan eski günlere dönmeleri için gerekli olan potansiyeli de ellerinde barındırıyorlar. Monaco’nun elinde Fransa liginin en yetenekli gençlerinin birkaçı bulunuyor. Bu sezon boyunca da bu genç oyuncular kadroda kendilerine yer buldular. Gelecek sezon öncesi bu durum onlar için önemli bir avantaj teşkil ediyor. Zira, takım kadrosunda yer alan genç oyuncular çaylak sezonlarında 20’nin üzerinde maça çıktılar ve gelecek sezon bu durumun olumlu yansımalarını mutlaka göreceğiz.

Monaco’daki bir diğer olumlu gelişme de; son iki yıldır Rennes takımını çalıştıran ve başarılı sonuçlara imza atan Guy Lacombe‘nin teknik direktörlük koltuğuna getirilmesi oldu. Guy Lacombe Rennes’in başındayken genç oyunculara sıkça takımda yer vermiş ve onları takıma entegre etmişti. Geçen yıl Monaco’yu çalıştıran Ricardo’nun da hakkını yememek gerek. Geçen yıl bu oyuncuların gelişiminde başlangıcı sağlayan o olmuştu ve şimdi bayrağı Guy Lacombe’ye devretti. Guy Lacombe’de Monaco’daki potansiyelin farkında ve yeni sezon öncesi bu duruma dikkat çekiyor. “Bu oyuncuların bir sonraki adıma geçiş yapma zamanları…” diyor Lacombe. Eğer Lacombe bunu sağlayabilirse bu oyuncularla birlikte Monaco’da yükselecektir.

Peki kimdir Monaco’nun genç yetenekleri? En önemlisi kuşkusuz geçen yıl Monaco kalesini bütün sezon boyunca koruyan Stephane Ruffier. 22 yaşındaki laleci geçen sezon Monaco kalesini 32 maçta korumuştu. Ruffier, Fransa’nın genç kuşaktaki en iyi kalecilerinden biri ve tek şanssızlığı milli takım yolunda önünde Steve Mandanda ve Hugo Lloris’in bulunması.

Monaco’nun defans pozisyonunda oynayan iki önemli genç oyuncusu da; Cédric Mongongu ve Nicolas Nkoulou… Bu iki oyuncuda bu sezon 20 maçın üzerinde takımda yer aldılar. özellikle Kamerunlu Nicolas Nkoulou gelecek vaadeden bir oyuncu. Defansın merkezinde, sağ bekte ve hatta defansif ortasahada oynayabilecek özelliklere sahip Nkoulou henüz 19 yaşında. Nicolas Nkoulou genç yaşına rağmen Kamerun milli takımında da oynayan bir oyuncu.

Ortasahada oynayan Juan-Pablo Pino ve Yohan Mollo‘da önümüzdeki yılın Monaco’sunda önemli işler yapacak oyuncular. Özellikle Pino, önümüzdeki birkaç yıl içinde önemli bir takımda yer bulabilir. Pino, sürekli bir gelişim içinde ve Kolombiyalı oyuncunun tekniği dikkat çekici. Fransa genç milli takımlarında oynayan Mollo ise kanatlarda oynayan bir oyuncu.

Monaco’nun forvet hattında oynayan Fredric Nimani ise 1988 doğumlu bir oyuncu. Geride bıraktığımız sezon 28 maçta kırmızı-beyazlı formayı giydi ve 6 gol attı. Nimani, 1.91’lik boyu ve güçlü fiziğiyle önümüzdeki yıllarda Fransa milli takımının da forvetteki önemli oyuncularından biri olabilir.

Monaco’da geçen sezon başında patlama yapması beklenen Serge Gakpe ve Djamel Bakar ise sezon boyunca yaşadıkları sakatlıklardan dolayı beklenen performansı gösteremediler. Özellikle Serge Gakpe önümüzdeki sezon takımı sırtlayan oyuncu olabilir. Freddy Adu ise, bu kadar potansiyeli yüksek oyuncu arasında sönmeye yüz tutmuş bir oyuncu olarak dikkat çekiyor. Adu şu an 14 yaşındayken yakaladığı popularitenin çok uzağında, over-rated bir oyuncu olmaya doğru ilerliyor.

Monaco yakın zaman içinde Jeremy Menez’i Avrupa futbol piyasasına sürmüştü. Menez, Monaco altyapısından yetişip, A takımda oynadıktan sonra Roma’ya transfer olmuştu. Monaco’da bu kez  birçok oyuncu eşzamanlı olarak seviyesini yükseltiyor. Doğru takviyelerle eski şaşalı günlerine dönen bir Monaco izleyebiliriz yakın bir gelecekte…

Juan-Pablo Pino incelemesi

Made in Bordeaux

Bordeaux’un şampiyon kadrosunun yaklaşık %50’si Bordeaux altyapısından yetişen oyunculardan oluşuyor. Bu yıl Laurent Blanc Bordeaux altyapısını çok iyi kullandı ve modern futbol düzeni içinde doğru bir politikayla takımını başarıya ulaştırdı.

Bu inceleme geçtiğimiz hafta içinde ligue1.com’da yayınlanmıştı. Çok iyi bir noktaya değinmişler. Bordeaux’da başarının en önemli anahtarlarından biri de altyapıdan gelen oyuncuların takıma entegre edilmesinde Laurent Blanc’ın cesurca davranmasıydı.

2008-09 yılında Bordeaux’un şampiyonluğa giden yolda parlayan oyuncuları Yoan Gourcuff, Souleymane Diawara, Alou Diarra, Fernando Cavenaghi ve Fernando gibi oyuncular olsa da arkaplanda müthiş işler yapan altyapı çıkışlı oyuncular vardı. Bordeaux kadrosundaki 24 oyuncudan 11 tanesi altyapı çıkışlı oyunculardan oluşuyordu. Kadronun neredeyse yarısının altyapıdan yetişen oyunculardan oluşması, takımın mental üstünlüğünün de ana sebebi olabilir.

Bordeaux kadrosu içinde altyapıdan gelen oyuncular da nesil nesil sıralanmış durumdalar. En yukarıda Marc Planus ve Marouane Chamakh bulunuyor. İkinci kademede takıma bu sezon müthiş katkısı olan Benoït Trémoulinas ve henüz takıma tam anlamıyla dahil olmayan Mathieu Valverde, Kévin Olimpa ve Pierre Ducasse bulunuyor. Bir sonraki nesil ise, Abdou Traoré, Henri Saivet, Gabriel Obertan ve Grégory Sertic’den oluşuyor. Sertic bu sezondan başlayarak takıma dahil olmaya başlamıştı. Keza Abdou Traoré de birkaç maçta oynamış ve yeteneğiyle dikkatimi çekmişti. Şu an Toulon turnuvasında Fransa kadrosunda bulunan Gabriel Obertan ise, sezonun ikinci bölümünü Lorient’te kiralık geçirmişti. Obertan kendi döneminin en iyi oyuncularından biri ve gelecek sezondan itibaren takımda daha çok süre alacaktır. Henri Saivet ise, sezonu sakatlık illeti sebebiyle neredeyse boş geçti. Küçük yaşlarda yüklenmeye bağlı yaşanan sakatlıklardan biri olduğunu umuyorum. Zira, Henri Saivet Fransa’da 15 yaşından beri konuşulan bir oyuncu.

Fransa’da en son altyapı-A takım entegrasyonunda en yüksek yüzdeyle şampiyon olan takım Monaco’ydu. Monaco’nun 1999-00 sezonundaki şampiyonluğunun baş mimarları David Trezeguet ve Jon-Arne Riise altyapıdan yetişmiş oyunculardı. O dönemki Monaco kadrosunda yer alan oyuncuların 28’de 13’ü altyapıdan yetişmiş oyunculardan oluşuyordu.

PSG Mevlüt’ü transfer etmek istiyor.

Bu yaz Mevlüt Erdinç’in adını transferde sık sık duyacağız gibi görünüyor. Belirtmek gerek; Fransız medyası Mevlüt Erdinç’in transfer olacağı takım konusunda PSG üzerinde odaklanmış durumda. Söylentilerin sıklığı da giderek artıyor. Mevlüt bu sezon Sochaux formasıyla 11 gol atmıştı ve ligde kalmayı son haftada başaran Sochaux’u kurtaran oyuncuların başında gelmişti. Mevlüt dün gece oynanan Fransa-Türkiye milli maçında sahadaydı. Futbol eğitimini aldığı ülkenin aksine, kökenlerinin dayandığı ülke de oynamayı tercih etmişti Mevlüt. Gerçi Fransa milli takımında da oynayamazdı kolay kolay… Türkiye milli takımındaki performansı da, bir türlü Fransa ligindeki performansı seviyesine gelemedi. Mevlüt Ligue 1’in önemli forvetlerinden biri şu anda ve haliylede büyük takımların transfer gündemlerinde yer alıyor.

PSG’nin Mevlüt’e olan ilgisi de biliniyor artık. Sochaux başkanı Alexandre Lacombe de Mevlüt’ü ucuza bırakmayacaklarının sinyallerini veriyor. “Mevlüt’ü takımda tutmak istiyoruz. Şu ana kadar ne PSG’den, ne de başka bir takımdan resmi bir teklif aldık. Eğer iyi bir teklif alırsak, ama bu teklif “çok iyi” olmalı, Mevlüt’ü satmayı düşünebiliriz.  Mevlüt’ü 10 milyon euro’nun altında bir paraya da satmayı düşünmüyoruz.”

Mevlüt’ün adı Marsilya ve Lyon ile anılsa da, en olası istikametin PSG olduğu görünüyor. İlerleyen günler Mevlüt için çok şeye gebe…

Fransa’da liglere yeni top

Fransa Profesyonel Futbol Liglerinde kullanılacak futbol topları için yeni sezon öncesinde Puma firmasıyla anlaşma yapıldı. Fotoğrafta gördüğünüz topların solundaki Ligue 1’de, sağındaki ise Ligue 2’de kullanılacak. Böylece takımların kendi sahalarında kullandıkları topların sponsorlara göre değişmesinin önüne geçilecek. Marsilya’nın yeni teknik direktörü Didier Deschamps, bu gelişmenin ligin kalitesini artıracağını düşünüyor. Genellikle Afrika ülkelerinin sponsoru olan Puma’nın, Afrikalıların yoğunlukta olduğu Fransa liglerine sponsor olması kulağa hoş geliyor. Ligin karakteristiği açısından da önemli bir adım olmuş bu. Pumaiki lig için yılda en az 12.000 top verecek.

Pablo Duarte Le Mans’ın yeni antrenörü

Le Mans takımının teknik direktörlük koltuğunda yıl boyunca yapılan trajikomik işleri FlyingDutchman çok iyi özetlemişti. Sezonu Arnaud Cormier ile tamamlayan Le Mans’ın Cormier bu sezonki üçüncü teknik direktörüydü. Cormier’den önce takımın başında Yves Bertucci ve Daniel Jeandupeux görev yapmıştı. Bu sezon ligden düşmekten son haftada kurtulan Le Mans yeni sezon öncesinde yine teknik direktör değişikliğine gitti. Le Mans yeni teknik direktörünü Afrika’dan buldu. Le Mans’ta teknik direktörlük görevine Portekizli  Pablo Duarte getirildi. Futbolculuk yıllarında 1988-2004 arasında Boavista, União de Leira, Salgueiros ve Maritimo gibi takımların formasını giyen Duarte, Burkina Faso milli takımının başında bulunuyordu ve sözleşmesinin sona ereceği 31 Mart tarihine kadar da bu görevini sürdürecek.

Burkina Faso’yu Dünya sıralamasında 111. sıradan 57. sıraya kadar yükselten 40 yaşındaki Duarte, Burkina Faso gibi fakir ve geri kalmış bir ülkenin milli takımını Afrika’da dişli bir takıma dönüştürmüştü. Onun yönetiminde Burkina Faso’lu forvet oyuncusu Moumouni Dagano milli takım formasıyla 7 maçta 9 gol atarak Afrika elemelerinin ilk turunda en golcü ismi olmuştu. Dünya Kupası Afrika elemelerinde Burkina Faso’yu son tura çıkaran Duarte’nin takımdaki en önemli oyuncuları Hamburg’da oynayan ve benim çok beğendiğim Jonathan Pitroipa ve Marsilya’nın genç ortasaha oyuncusu Charles Kabore olmuştu. Burkina Faso’ya yaşattığı dönüşüm sebebiyle Duarte’ye “Afrika’nın Mourinho’su” deniliyordu.