Keep it up Hartson!

Her ne kadar kariyerinde 2 sezon Arsenal forması giymiş olsa da, tüm futbol dilencileri onu Celtic formasıyla hatırlarlar. Sırtına geçirdiği 10 numaralı forması ile futbolun Don Kişot’u olup, umarsız hedefler peşinde koşacak, onu bu hale sokanın ise futbolun Cervantes’i Martin O’Neill olduğunu hiçbir zaman inkar etmeyecekti.

Yıllar yılları kovaladı ve tribünlerin unutamadığı 10 numara, şimdiki Celtic antrenörü Mowbray ile birlikte West Brom’da da oynadı ve futbolu bıraktı.

2009 Temmuz’unda, yani geçen ay, Hartson’ın testis kanseri olduğunu ve kanserin beynine yayıldığını öğrendik. Ama o güçlüydü ve Celtic’liydi. Haberi alır almaz, binlerce Celtic taraftarı evinin önüne yığıldı, kartlar, çiçekler gönderdi, iyi dileklerini sundu.

Ve Hartson, kemoterapiye başladıktan sonra geçtiğimiz hafta geçirdiği iki beyin ameliyatından sonra, sevenlerine mesaj göndererek, ‘Kendimi çok iyi hissediyorum, herkese teşekkür ederim’ dedi. Doktorların ‘harika bir gelişme gösteriyor’ dedikleri Hartson için, Old Firm’ün iki yakası da geçmiş olsun dileklerini ihmal etmedi. Hastalığı öncesi The Sun gazetesinde köşe yazısı yazan Hartson’a bizde geçmiş olsun dileklerimizi sunuyor, ona güç ve sabır diliyoruz…

by deNNis

Reklamlar

Le Guen nereye?

Paul Le Guen’in PSG’deki görevine devam etmeyeceği daha sezon tamamlanmadan resmi ağızlardan açıklanmıştı. Paul Le Guen gibi isimli bir hocanın transfer döneminin, hemen başında boşa çıkmış olmasıyla, teknik direktör arayışı olan birçok takımla adı geçti. Aradan geçen zaman diliminde birçok takım, gelecek yıl öncesi teknik direktörlerini belirlerken Paul Le Guen boştaki antrenör olmaya devam etti. Le Guen’in adı uzun zamandır Lille ile anılsa da, bu transfer de henüz gerçekleşmedi. Lille söylentilerinin ardı arkası kesilmemişken, birkaç gündür başka bir takımla anılıyor Fransız hoca. Paul Le Guen’in  gelecek yıl Rusya’nın son dönemdeki en iyi takımı Zenit St. Pétersbourg ile görüşmelerde bulunduğunu yazıyor Fransız medyası. Ne Lille söylentileri, ne de Zenit söylentileri bir sonuca varmış değil henüz. Le Guen yurtdışındaki başarısız Rangers deneyiminin ardından, ikinci yurtdışı macerasına Zenit’te başlayabilir. Zenit’in ona sunacağı finansal olanaklar da elini güçlendirecektir. Lille tercihi yapması halinde de daha mütevazi finansal olanaklarla, Fransa’da Lille’in her zaman yaptığı gibi başa güreşmesi gerekecek.

Öte yandan Lille’in başında başarılı işler çıkaran Rudi Garcia var. Lille’in bu noktada nasıl bir yol izleyeceği çok önemli. Zira, Paul Le Guen’in teknik direktörlüğe getirilmesi takımda küçük çapta bir revizyon anlamına gelecektir. Zenit’teki ortamın Le Guen’e çekici gelip- gelmeyeceğini merak ediyorum doğrusu? Çünkü, Ruslar ona çok sağlam bir petrodolar transfer bütçesi sunacaktır. Bu durum da, Le Guen’in ikinci yurtdışı denemesini kolaylaştırabilir.

Marsilya’nın gündemi

Marsilya’da Didier Deschamps’ın istekleri doğrultusunda transfer gündemi de şekilleniyor. Sözleşmeleri sona eren Renato Civelli ve Boudewijn Zenden ile yola devam edilmedi ve serbest kaldılar. Yaşı kemale ermiş Zenden’in bu sezon takıma birçok kez katkısı olmuştu. Ama yola devam etmemek doğru karar Marsilya için. Civelli ise, seviyesinin çok üzerinde bir takımda ve ligde en önemli haftalarda oynama fırsatı bulmuştu. Son yılların en dar kadrosuyla mücadele eden Marsilya’da Civelli 14 maç oynamıştı. Hakkını yememek gerekiyor, ortalamanın üzerinde bir performans sergilemişti. Ancak sözleşmesinin tamamlanmasıyla yola onunla devam edilmedi. Bu Marsilya’nın defansın merkezine birden çok transfer yapacağının göstergesi. Zaten defansa gerekli takviyeler yapılmazsa gelecek yıl Marsilya’yı zor günler bekleyecektir.

Marsilya’da sözleşmesi sona ererek ayrılan oyuncular sadece Zenden ve Civelli değil. Sezon sonunda takımdan ayrılacağını çok önceden açıklayan Modeste M’Bami ve kiralık sözleşmeleri sona eren Sylvain Wiltord ve Tyrone Mears’da sezonun tamamlanmasıyla takımdan ayrıldılar.

Gidenlerle birlikte kadrosu iyice daralan Marsilya’da ilk hedef Juventus’ta oynayan Tiago. Deschamps’ın geçen yıl Juventus’da 15 maçta forma giyen Tiago’yu kadrosuna katmak istediği konuşuluyor.

Marsilya’nın forvetteki eksikliği ise, Sunderland kirasından dönen Djibril Cisse ile kapanacak gibi duruyor. Deschamps’da daha önce Fransa’da oynamak istediğini açıklayan Cisse ile telefonda görüşmüş ve onun Marsilya’da kalacağını düşündüğünü söylüyor. Niang – Cisse ikilisi Marsilya’nın hücum hattını oldukça iyileştirecektir. Ortasahaya ise Tiago’ya nazaran daha mücadeleci bir oyuncu almaları daha akılcı görünüyor.

Fransa’da liglere yeni top

Fransa Profesyonel Futbol Liglerinde kullanılacak futbol topları için yeni sezon öncesinde Puma firmasıyla anlaşma yapıldı. Fotoğrafta gördüğünüz topların solundaki Ligue 1’de, sağındaki ise Ligue 2’de kullanılacak. Böylece takımların kendi sahalarında kullandıkları topların sponsorlara göre değişmesinin önüne geçilecek. Marsilya’nın yeni teknik direktörü Didier Deschamps, bu gelişmenin ligin kalitesini artıracağını düşünüyor. Genellikle Afrika ülkelerinin sponsoru olan Puma’nın, Afrikalıların yoğunlukta olduğu Fransa liglerine sponsor olması kulağa hoş geliyor. Ligin karakteristiği açısından da önemli bir adım olmuş bu. Pumaiki lig için yılda en az 12.000 top verecek.

FIFA’dan “doğru” karar…

FIFA’nın Bahamalar’ın başkenti Nassau’da düzenlenen  kongresinde, gelecek yıl Avrupa ligi maçlarının 5 hakemle yönetilmesi kararı dışında çok önemli bir karar daha alındı.FIFA, pasaportunu taşıdığı bir ülkenin genç milli takımında forma giymiş birden çok ülke vatandaşı olan futbolcuların, A milli takım tercihindeki yaş sınırını kaldırdı. Şu zamana kadarki kurala göre çift pasaport taşıyan ve gençler seviyesinde milli olmuş bir futbolcu, A milli takım tercihini ancak 21 yaşına kadar değiştirme hakkına sahipti. Yeni kural ise herhangi bir A milli takımda oynamamış ve çift pasaport taşıyan bir oyuncunun, istediği zaman milli takım seçmesine olanak tanıyor. Yani bir ülkenin genç milli takımlarında oynamış çift pasportlu bir oyuncu 21 yaşından sonra, A milli takım tercihini yapabilecek.

Bundan önceki kural, Fransa, Hollanda, Belçika, İsviçre gibi “devşiren” ülkelere büyük avantaj sağlıyordu. Genç takımlarda sadece birkaç kez oynatılan çifte vatandaşlığı olan oyuncular 21 yaşını geçmelerinin ardından, kökenlerinin dayandığı ülkelerde forma giyme şanslarını yitiriyordu. Bu kuralın değişmesi için başvuruda bulunan ülke ise, Fransa tarafından futbol anlamında hala sömürülen Cezayir oldu. “Futbol Sömürgesi: Cezayir” yazımda bu olayı ele almış ve FIFA tarafından bu duruma bir çözüm bulunması gerektiğini şöyle belirtmiştim;

“Bu konuda FIFA nın daha sağlam bir düzenleme yapması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü çift uyruğa sahip genç oyunculara küçük yaşlarda cazip gelen büyük ülke milli takımları, onları kullanıp daha sonra bir kenara atıyor. Böylece o oyuncular hem futbol hayatlarının sonuna kadar Fransız milli takımı futbolcu havuzunda kalıyor, hem de Fransa tarafından kullanılmamasına rağmen , Cezayir tarafından da değerlendirilemiyor.”

Bundan birkaç önce yazdığım sorun için FIFA yeni bir düzenleme yaparak durumu iyileştirmeye gitmiş görünüyor. Tabi büyük ülkelerin yine de çift pasportlu genç oyuncuların seçim aşamasında avantajlı taraf oldukları bir gerçek.

Cezayir’in başvuru sebebi ise, yine yazıda adı geçen Lazio’lu Mourad Meghni için olmuştu. Fransa’da doğan Cezayir kökenli Meghni, Fransa Milli Takımı’nın 17 ve 21 yaş altı takımlarında oynamış, ancak Fransa Milli Takımı formasını giymemişti. 21 yaşını geçmesiyle birlikte de Cezayir milli takımında oynama hakkını yitiren Meghni, amiyane tabirle uluslararası futbol için kullanışsız hale gelmişti.

Bu karar özellikle Afrika ülkeleri için büyük bir önem taşıyor. Yeni kararla birlikte Afrika kökenli birçok oyuncunun önü açılmış olacak. Sadece Cezayir için bile, Meghni dışında milli takım yolu açılan birçok oyuncu saymak mümkün. Türkiye için ise, Ersun Yanal döneminde milli takımda oynaması gündeme gelen ve 21 yaş sınırını geçtiği için bu hakkını yitiren Önder Turacı için Türk Milli Takımı’nda oynama fırsatı belirdi. Bu karar özellikle Afrika ülkeleri için gelecek günlerde önemli yarar sağlayacaktır. FIFA bu alanda doğru bir karar alarak, büyük ülkelerin avantajına az da olsa darbe vurmuş oldu.

“Futbol Sömürgesi: Cezayir”

Fransa:0 – Nijerya:1

2010 Dünya Kupasına ciddi bir sorumlulukla hazırlanan iki takımın karşılaşmasında kazanan Nijerya oldu. İki takımın üzerindeki sorumluluk geçen Dünya Kupasında yarattıkları hayalkırıklığından ileri geliyor. 2006 Dünya Kupasında Fransa hayal kırıklığı yaratmış, Nijerya ise Afrika elemelerinden kupaya dahi katılamamıştı. 2010 Dünya kupasında iki takım da yer almak zorunda. Afrika’nın en büyük futbol ülkesi Nijerya, ayaklarına kadar gelen organizasyona katılamazsa, bunu bedelleri onlar açısından ağır olacaktır.

Maça geri dönecek olursak; Nijerya 12 maçtır Fransa karşısında galip gelemiyordu. Ancak bu kez Saint Etienne’de oynanan karşılaşma da sahadan galip ayrılan taraf onlar oldular. Nijerya’nın golünü Belçika Liginde oynayan Akpala kaydetti. Fransa takımının gol ayakları maç boyunca Vincent Enyeama’yı geçemedi. Domenech Fransa’sı karşılaşmada çokta iyi sinyaller vermemiş Fransız medyasına. Türkiye karşısında kazanmak zorundalar.

Maçtaki kadrolar şöyle:

Fransa: Mandanda; Fanni, Squillaci, Escué, Evra; Vieira(c), Diarra (Toulalan 46); Rémy, Ribéry (Govou 70), Benzema (Gourcuff 46), Anelka (Gignac 46)

Nijerya: Enyeama; Adefemi, Sodje (Nwaneri 60), Adeleye, Echiejilé; Odemwingie (Eneramo 88), Olofinjana, K. Uche (Etuhu 72); Kanu (c)(Yussuf 46); I. Uche, Akpala (Nsofor 74)

Fransız oyuncular maç öncesinde Atlantik okyanusu üzerinde kaybolan uçaktaki yolcular için saygı duruşunda bulundular. Fransa formasındaki futbolcu isimleri de Braille Alfabesi ile yazılmış. Görme engellilerin alfabesi olan Braille’i bulan, Louis Braille’in doğumunun 200. yılı nedeniyle Fransız futbolcular dünkü maçta olduğu gibi, Türkiye maçına da Braille alfabesi ile yazılmış formalarla çıkacak. Bu organizasyonla ilgili golatankaleye blogunda daha detaylı bir haber yayınlanmıştı.

Ligue 1’in “yenileri” belli oldu.

Ligue 2’de dün gece oynanan son maçların ardından terfi eden takımlar belli oldu. Birkaç hafta önce Ligue 1’e terfi etmesi kesinleşen ilk takım Lens olmuştu. Lens’in ardından Ligue 1’in çaylakları son maçlar sonucunda belli oldu. Gelecek yıl Ligue 1’de mücadele edecek olan diğer takımlar Montpeiller ve US Boulougne oldu. Ligue 2’de uzun bir süre tepede olan Strasbourg ve Metz takımları da ligin sonuna doğru girdikleri düşüş trendinin bedelini ağır ödediler. Onların düşüşte oldukları haftalarda kazanan Montpeiller ve US Boulougne takımları mutlu sona ulaşmış oldular.

Son hafta maçlarında Montpeiller kendi sahasında Strasbourg’u 2-1 yenerek onları iyice yaklaştıkları Ligue 1’in dışına ittiler. Strasbourg son maçta Montpeiller ile berabere bile kalsa, Ligue 1’e terfi edecekti. Neredeyse bütün sezonu ilk 3 takım içerisinde sürdüren Metz ise, son 8 haftada aldığı 5 beraberlik ve 2 mağlubiyetle işin sonunu getirememiş oldu. Son hafta Guingamp karşısında kazanmış olmaları da hiç birşeyi değiştirmedi.

Strasbourg ise son 8 maçında 4 mağlubiyet 1 beraberlik almıştı. Bundan 8 hafta önce ligden çıkma ihtimali bu kadar yüksek olan bir takımın, böyle bir düşüş yaşayarak bu hakkı son haftada kaybetmesi onlarda şok etkisi yaratmıştır. Strasbourg kaybederken, son 11 maçını 9 tanesini kazanan US Boulogne’de Ligue 1’e koştu adeta…

Ligue 1’in yenilerinden olacak olan Montpeiller ise, Ligue 1’de en çok görmek istediğim takımlardan biriydi. Montpeiller 90’lı yılların sonlarına doğru Ligue ‘in en dişli takımlarından biriydi. O dönemde takımı sırtlayan Ibrahim Bakayoko‘da o dönemlerde en çok sevdiğim futbolculardandı. Bakayoko’nun Marsilya’ya gitmesinin ardından kadrosu zayıflayan Montpeiller 2003 yılında bir alt lige düşmüştü. Şimdi ise geri dönüyorlar ve yine iyi bir golcüyle… Bakalım Ligue 1’de Victor Montano onları sırtlayabilecek mi?