Ingiltere’den Dunya Kupasi izlenimleri

Kesinlikle farkli bakis acilari var Ingilizlerin futbola… Aslinda farklilik onlarin eglence anlayisindan kaynaklaniyor. Belki de bu durumdur holiganizmi doguran. Neyse… bu konulara girmenin hicbir alemi yok. Basligin da anlatacagi uzere Ingiltere’den Dunya Kupasi izlenimlerim. Peki Ingiltere’nin neresinden derseniz? Sunderlend. Kuzey-dogu Ingiltere. Peki bunu neden soyluyorum. Sunun icin. Buralar Londra’ya ya da Ingiltere’nin guney tarafina pek benzemiyor. Bilen bilir. Burasi Ingiliz yogunlugunun hissedildigi bir alan. Yabanci sayisi oldukca az ve bu durumda onlari biraz daha milliyetci hatta bazen irkci yapiyor.

Neyse dunun ikinci maci olan Nijerya-Arjantin macini universitenin maclari yayinladigi salonda izlemek icin Arjantin formasiyla yola ciktim. Onceki yazilarimi hatirlarsaniz, Afrika futboluna olan bagliligimi bilirsiniz. Ama kupa genelinde Arjantin’i destekledigimden bu durum kacinilmazdi. Bu yuzden kendi icimde Nijerya’yi esit oranda destekleyordum. Ama birazda Nijeryali arkadaslari kizdirmak icin cektim uzerime formayi. Maci izledigimiz salonda yaklasik 30 Nijeryali arkadas vardi ve neredeyse tamamini taniyordum. Beni gorduklerinde verdikleri tepki icin Nijerya Ingilizcesiyle tanismaniz gerek oncelikle =)

Macin hemen basinda Heinze’nin muthis goluyle Nijeryali kalabaligin icinde Arjantin formasiyla iyice dikkat cker konuma geldim. Ilk yaridaki zevksiz futbol, ikinci yarida yerini daha izlenilebilir bir futbola birakti. Ancak Nijerya takiminin ofansif oyuncularinin tamami cok kotuydu. Obasi, Obinna, Yakubu adeta sahada yoktular. Lagerback’in Martins, Uche ve Odemwingie hamleleri de seyri degistiremedi. Hele Uche’nin kafasi guzeldi bilmiyorum ama adeta kabus gibiydi. Tabi Nijeryali arkadaslara takilmamak olmazdi! Viktor Ikpeba kadroda mi? Kanu hala futbol oynayabiliyor mu? tarzinda sorularla onlari iyice kizdirmak isin tadiydi. Unutmadan, Manager oyunlarinin efsane kalecisi Enyeama da, oyun database’ini haksiz cikarmayacak bir performans gosterdi. Turnuva sonrasi Israil’de kalmaz diye dusunuyorum. Macin ilerleyen dakikalarinda Messi ve Tevez ile baski kuran Arjantin’in ikinci golu bulacagindan herkes emindi neredeyse. Nijeryalilar, kendi oyuncularina “use your body” diye bagirdikca millet guldu :)

Sozun ozu, Nijerya bu kadroyla bundan fazlasini oynamali ve Arjantin bundan iyisini oynamazsa, kupayi kazanamaz.

Gecelim gunun son macina. Ingiltere-ABD macinda atmosferi daha derin hissedebilmek icin Pub’a gitmeye karar verdik. Alkol konusunda Ingilizlerin tavan yaptiklari saatlerdi. Sokaklarda sacma sapan yuruyen insanlar. Kicini gostermek icin elinden gelen herseyi yaparcasina giyinmis kadinlar… Derken tam Pub’in kapisindan iceri girerken Gerard’in golu geldi ki, ne oldugumu anlayamadim. Sozde Ingiltere’yi destekleyecektik macta ortama ayak uydurmak icin ama beklemedigim anda gelen golle sadece etrafta olup biteni izlemekle yetindim. Ilerleyen dakikalarda artik onlardan biriydim ama bir yanim ABD’yi de desteklemiyor degildi hani.

Ilk yari oynanan futbol o kadar ayrintisizdi ki… Alkolunda etkisiyle kiz arkadaslarinin kicina temasta bulunabilmek icin sacma sapan hareketler yapan Ingilizleri her yerde gormek mumkundu. Elinden icki siselerini dusurenler, siseyi birakmamak icin olacak ki butunuyle yere dusenler… =) Ingilizlerin uyanmaya ihtiyaci vardi ve onuda kaleci Green yapti. Alda at dercesine gelen topu, alamadi ama atti. Ingilizler sok icerisindeydiler. Devre arasinda millet maca uyanmisti. Bende bu arada mekani degistirdim. Baska bir Pub’a gecis yaptim devre arasinda… Yeni gittigim pub (Varsity, bilenler olabilir) Heskeysevmezgillerden olusuyodu ki bende tam yerine gitmisim. Ingiltere milli takimi bir kalecisizlikten, birde forvetsizlikten cok cekiyorda… yine de Heskey’den iyileri var yani. Adam Owen’in parladigi yillarda milli takimda oynuyordu, Owen gitti, Heskey hala orda… Ikinci yari zaman zaman hareketlensede oyun zevksiz bir macti butunuyle. Ingiliz taraftarlar Heskey’den, James Milner’den hep sikayet ettier mac boyu… ABD tarafinda ise Onyewu’nun ve Altidore’un performanslari etkileyiciydi. Onyewu, neredeyse tamamini sakat gecirdigi sezonun ardindan oldukca iyi bir futbol oynadi.

Benim adima gunun en kotu olayi ise, fotograf makinesiz evden cikmis olmamdi. O yuzden bu yaziya fotograf ekleyemiyorum. Ama bir sonraki izlenimler yazisi mutlaka bol fotografli olacak.

Reklamlar

One comment #8 Lampard: “Her yol mübahtır”

İngilizlerin sansasyonel gazetelerinden The Sun’da bugün Lampard’ın ağzıdan bir açıklama var. Mavilerin tecrübeli oyuncusu Thierry Henry’nin Fransa’ya topa elle müdahalesi sonrası Dünya Kupası vizesi aldırmasına özenmiş olacak, İngiltere’yi Dünya Kupası finaline taşıyacaksa bende aynı şeyi yaparım demiş.

Dünya Kupası’nı sadece 1 kez kazanabilen ve 1966 yılından beridir bu kupaya hasret olan İngilizler 44 yıldır sadece bir kez yarı finale kadar yükseldi. Onda da mağlup olup 3’üncülük maçı oynadılar. İtalyanlara 2-1 yenildiklerinden beri Dünya Kupalarına tatil amaçlı gittiler. Belli ki “Henry’nin Eli” örneğiyle “Amaca giden her yol mübahtır” düşüncesini benimsemeye başlamışlar. İşin ilginç tarafı haberi veren The Sun’da Henry’nin topu elle düzelttiği fotoğrafın altında “SHAME… Henry” yazmış… Olmayacak iş mi? İngilizler aynı şekilde tur atlar veya finale kalırsa The Sun yine böyle yazabilir mi acaba?

Fildişi Sahillerinin şansı-sızlığı!

2010 Dunya Kupasi grup kuralari gectigimiz gunlerde cekildi bildiginiz uzere. Gruplardan herkes haberdardir, gereken tahminler bile yapilmistir diye dusunuyorum. Bir diger yandan da Turkiye’nin olmayacagi turnuvada, favori takimlara destek icin hafiften isinma turlari da baslamistir. Her zaman destekledigim Arjantin ve Hollanda’nin kupada boy gosterecek olmasi benim adima guzel. Ama onlardan ote, gercekten tutkuyla destekledigim bir milli takim var uzun zamandir: Fildisi Sahilleri. Bati Afrika’nin en guclu futbol ulkelerinden Fildisi Sahilleri G grubunda mucadele edecek. Grupta Brezilya, Portekiz ve Kuzey Kore de var. Kuzey Kore kagit uzerinde averaj takimi olarak gorulebilir. Ama tabi sahada bizi surprizlerin beklemedigini kim soyleyebilir ki?

Gelelim yazinin basliginda anlatilmak istenene. Kaseti 2006 Dunya Kupasina sararsak,  o turnuvanin olum grubunun hangisi oldugu aklimiza gelecektir. Almanya daki Dunya kupasinda olum grubu olarak adlandirilan C grubunda; Arjantin, Hollanda, Fildisi Sahilleri ve Sirbistan yer almisti. Benim adima olabilecek en kotu olaydi bu. Destekledigim 3 takimin ayni grupta yer almasinin verdigi his oldukca kafa bozucuydu. O grupta Fildisi Sahilleri muthis maclar cikarmasina ragmen Arjantin ve Hollandaya ilk maclarinda 2-1 yenilmis ve son macinda Sirbistan’i 3-2 maglup ederek, o kupada Afrika’nin gozbebegi olma sansini yitirmisti. Ama hatirlarsiniz ki, muthis bir futbol oynamislar ve erken ayrilislarina ragmen guzel izler birakmislardi.

2010 Dunya kupasinda ise Fildisi Sahilleri yine olabilecek en kotu kuralardan birini cekti. Grupta Guney Amerika’nin diger favori takimi Brezilya ve Avrupa’nin Brezilyasi Portekiz(kim kimin Portekizi ya da Brezilyasi  ya? Aslinda Brezilya, Guney Amerika’nin Portekizi tarihsel olarak :) ) ile ayni grupta yer alacak. Fildisi Sahilleri ustuste  katildigi iki Dunya kupasinda olabilecek en kotu gruplara dustu diyebiliriz ve ortada carcur olan muthis bir nesil var. Jean Marc Guillou’nun attigi adimlarla muthis ivme kazanan ulke futbolu, Academie JMG ve ASEC Abidjan takimlarindan kisa zamanda altyapilarin meyvesini toplamis ve bir anda muthis bir nesil yakalamisti. Avrupa’nin en onemli liglerinde onemli oyunculari olan Fildisi Sahilleri gecen turnuvadan bu yana bu futbolcularin uzerine fazlasini koyamadi. Yani yakalanan muthis kadroya, bir baska deyisle yeni oyuncular eklenemedi.

Fildisi Sahilleri milli takimi kadrosuna bakacak olursak neredeyse butun futbolcularin Academie JMG ve ASEC Abidjan patentli oldugunu gorebiliriz. Yani direkt olarak Jean Marc Guillou etkisi buyuk bu gelisimde. Su an bu nesilin yas ortalamasi 27-28lere yaklasti. Yani ust duzey bir turnuvada derece yapmak icin son sanslari olabilir bu. Cunku, arkadan gelen en onemli futbolculari: Gervinho ve Sekou Cisse. Onun disinda birkac yetenekli genc oyuncu daha var. Ozellikle Isvicre’nin Young Boys takiminin kadrosunda gelecekte Fildisi Sahilleri futbolu icin onemli olabilecek genc oyuncular bulunuyor.Ama ulke futbolundaki gelisimin Salamon Kalou’nun ardindan duraklamaya girdigini soyleyebiliriz.

Fildisi Sahilleri’nin sansi ya da sanssizligi da sudur ki; Dunya Kupasinda cok iyi dereceler yapabilecek bir nesilin, neredeyse hicbir sey yapamadan arenadan cekilme zamanina dogru yaklasmis olmasi. Bu nesil Afrika futbolunun uzun zamandir sahip olamadigi kadar kaliteli oyunculardan olusuyor ve yine zor sartlar altinda olacaklar. Ama  yol zor olsa da, gercekten iyi olduklarini kanitlamalari gerek. Bunun da ilk sarti bu gruptan cikmalari. Her maclarinda tutkuyla destek vermek icin Fildisi Sahilleri saflarinda olacagim…

[EDIT] Yaziyi yazdiktan sonra gordum. Cezasahasi blogunda daha once benim yazdiklarimla birlikte okunmasi gereken cok guzel bir yazi var. Ellerine saglik CezaSahasi…

Aramizdaki Cezayirliler!

Cezayir’in Dunya Kupasina katilacagini duyan bircok kisi bu habere sevinmistir. Benim icin Afrika’dan Dunya Kupasinin olmazsa olmazlari Fildisi Sahilleri, Nijerya ve Kamerun’dur. Ama Cezayir’in kupaya katilacak olmasi da kulaga hos gelen bir hadise idi. Fransa’nin Irlanda’nin hakkini yiye yiye Dunya Kupasi vizesi almasi isleri iyice degistirdi. Bircok insan simdi Cezayir ile Fransa’nin ayni gruba dusmesini diliyor. Cezayir acisindan tarihin rovansi, bizler icin ise Fransa’nin basina gelebilecek en kotu sey olabilir Fransa’nin Dunya Kupasinda Cezayir tarafindan alt edilmesi. Ha bu senaryo tutar mi? Bunu kestirmek cok guc. Bir onceki Dunya Kupasinda Angola ve Portekiz ayni gruba dusmus ancak istenen olmamisti. Ama Fransa yola Domenech ile devam ettigi surece herseyin mumkun oldugunu soyleyebiliriz. Aslinda Raymond Domenech kariyeri acisindan bu kadar kolay tartisilabilecek hatta hice sayilabilecek bir teknik direktor degil. Ancak an itibariyle inanilmaz basarisiz, ne yaptigini kendi bile bilmeyen, vasifsiz bir teknik direktor profili ciziyor Domenech.

Meksika 1986’dan bir Cezayirli taraftar portresi

Blog yazarlarindan dennis’in her gece yatmadan ayni gruba dusmeleri icin dua ettigi Cezayir ve Fransa arasindaki futbol anlamindaki en buyuk hadise kuskusuz: Cezayir asilli bir adamin Fransa futbol tarihine yon vermesidir. Adamin adini soylemeye gerek yok zaten. Fransa’yi ondan once, ondan sonra diye ayirmak yanlis olmayacaktir. Fransa Platini’yi  bu kadar aramamistir. Fransa’nin onsuz neler yaptigini, hatta yapamadigini, olduramadigi icinde nelere basvurdugunu Henry cok guzel anlatti aslinda. Fransa’nin sasali gunlerinden kalan tek adam belki de Henry. Ve son dokunusu da o yapti Fransa icin. Bircoklarimizi tiksindiren bir hareketti ve aramizda hatirisayilir bir Cezayir taraftar kitlesi yaratmaya yetti de artti bile.

Cezayir en son Dunya kupasina arka arkaya 1982 ve 1986 yillarinda katilmis. Ispanya 1982 de gruptaki ilk macinda Bati Almanya’yi 2-1 yenen Cezayir, ardindan Sili’yi de 3-2 yenerek grupta 2 puanlik sistemde 4 puan toplamis. Grup maclari tamamlandiginda 4’er puanli 3 takimin zirvede oldugu grupta ilk ikiyi averajlar belilemis ve Cezayir 3. olarak eve donmustu. Meksika 1986 da ise Brezilya ve Ispanya gibi devlerle ayni grupta yer alan Cezayir sadece Kuzey Irlanda ile berabere kalabilmis ve yine grup maclari sonrasi evin yolunu tutmustu.

Aradan gecen 24 senenin ardindan Cezayir yine Dunya Kupasina gidiyor. O gunlerden farkli olarak Fransa’nin ulke uzerinde uyguladigi futbol somurusunun dozu artmis bir sekilde. Kimler mi var su sasali Fransa milli takiminda Cezayir asilli? Karim Benzema ve Samir Nasri… En buyuk iki ismi verdim, geriye kalanlari aylar once yazdigim yazida okursunuz isterseniz. Hem kaseti geriye sarmis oluruz :)

One comment #2

Fransa Milli Takımı sempatimi 1998 ve 2000’de elde ettiği başarılarla kazanmıştı. Gençliğin en ergen dönemlerinde kanıma girmeyi başardılar doğal olarak. Tabi geçen yılların ardından hiç şüphesiz Fransa eski Fransa değil. Dünya Kupası’na kalabilme yolunda Play-off oynamak zorunda kalan horozlar kendileri ile aynı kaderi paylaşan bayan meslektaşları ile Clairefontaine’de buluşmuşlar. Ülkenin her iki Milli Takımı’nı bekleyen zor maçları var. İlk maçta İrlanda Cumhuriyeti’ni 1-0’la geçmenin avantajını elde etseler de erkekleri bekleyen zor maç var. Aynı şekilde bayanlar da 2011 Dünya Kupası’na kalabilmek için Sırbistan ile Play-off oynayacak. İşte her iki takım buluşup anı fotoğrafları çektirmiş. İçlerinden bana en ilginç gelen bu kare. Baksanıza, Henry sanki Zidane’lı, Petit’li, Djorkaeff’li günlerinden bir anısını bayan meslektaşlarına anlatır gibi…

By justnbg

Gabon: Kara panterler yükseliyor.

gabon_togo

Batı Afrika ile Orta Afrika’nın kesiştiği noktada yer alıyor Gabon. Geniş bir yüzölçümüne sahip olmasına karşın Afrika’nın az nüfuslu ülkelerinden biri. Ülke 1471 yılında Portekizli denizciler tarafından keşfedilmesinin ardından, 18. ve 19. yy’ları köle ve fildişi ticaretinin önemli merkezlerinden biri olarak geçirmiş. 1886’da Fransız himayesi altına giren Gabon, bağımsızlığını kazandığı 1960 yılına kadar bu ülkenin sömürgesi olmuş. 1960  yılında kurulan cumhuriyet ve çok partili sisteme geçişle  birlikte Afrika’nın modern ülkelerinden biri olan Gabon, ekonomik koşullar bakımından da kıtanın en iyi koşullara sahip olan ülkelerinden biri…

Afrika’da  futboluyla pek gündeme gelmeyen Gabon’un bugüne kadar milli takım forması altında en çok gol atan oyuncusu şu sıralar Hull City’de oynayan  yarı-Fransız Daniel Cousin olmuş. Lens ve Rangers gibi takımların formasını da giyen Daniel Cousin’ın milli formayla 37 maçta 28 golü var. Ülke futbolu FIFA Dünya sıralamasında  en yüksek derecesini 1996 Ocak ayında 45. lik ile elde etmiş. Şu an ise 48. sıradalar ve son dönemde ülke futbolunda yaşanan gelişmeler, çok yakın bir zamanda bu derecenin üstüne çıkacaklarının habercisi…

Gabon  şu an Dünya Kupası Afrika elemeleri 3. turunda yer alıyor ve bu bile ülke futbolu için tarihi bir başarıyken, onlar grupta 2 maçta topladıkları 6 puanla grupta liderler. Daha da ilginç olan Gabon’un grupta geride bıraktığı rakipleri. Gabon, geçen Dünya Kupasına katılan Togo, Fas ve Kamerun‘u geride bırakmış durumda;

Grup A
Takım MP W D L GF GA Pts
Gabon 2 2 0 0 5 1 6
Togo 2 1 0 1 1 3 3
Fas 2 0 1 1 1 2 1
Kamerun 2 0 1 1 0 1 1

Dünya Kupası Afrika elemeleri 3 tur üzerinden oynanıyor. En çok takımın katıldığı 2. turda 12 grupta 48 takım mücadele ediyor. 2010 Dünya kupası öncesi bu turda 12 grubun 2 tanesi  3’er takımdan oluştu. Yani 46 ülke takımı mücadele etti.Bunun sebebi Eritre ve Etiopya’nın diskalifiye edilmesiydi. Bu turda 12. grubun birincileri ve en iyi 8 grup ikincisi bir üst tura yükseliyor. Bu turda 5. Grupta yer alan Gabon, Gana ve Libya 12’şer puan topladılar. Grup sonuncusu Lesotho ise 6 maçta 0 puan toplayarak grubu sonuncu bitirdi. Grupta averajla 1. olan Gana’nın ardından, Gabon’da en iyi 8 grup ikincisinden biri olarak 3. tura çıkmaya hak kazanmıştı.

Stade Omnisport, Gabon

3. turdaki grupta kağıt üzerinde en zayıf takım görüntüsünde olan Gabon, henüz yolun başında tepeye oturdu. Daha oynanacak çok maç var ve grupta sıralamalar birçok kez değişecektir. Ancak Gabon şu ana kadarki performansıyla, 2010 Dünya Kupası’na katılan sürpriz takımlardan biri olabileceğini hissettiriyor. Gabon gruptaki ilk maçında, deplasmanda Fas’ı 2-1 yenmiş ve 2. maçında da Togo karşısında 3-0’lık farka gitmişti. Grupta Gabon’un kırılma noktası yaratabileceği maç 20 Haziran’da Gabon’un başkenti Libreville’de oynanacak. Rakip Afrika’nın en güçlü takımlarından Kamerun. Gabon bu maçı da kazanırsa 3’te 3 yaparak tepeye oturmuş olacak. Dünya Kupası Afrika elemelerinin son turunda 5 grubun birincileri Güney Afrika’daki kupaya katılmaya hak kazanacak. Ev sahibi kontenjanından da Güney Afrika’nın kupada boy göstereceğini düşünürsek, kupada 6 Afrika ulusal takımı olacak.

Roguy Meye, Ankaraspor

Gabon’un şu ana kadar elemelerdeki en iyi oyuncusunu da çok yakından tanıyoruz. Ankaraspor’da oynayan Roguy Meye, Gabon’un oynadığı son 7 maçta rakip takımların kalelerine 4 gol atmış. Ankaraspor‘a geçtiğimiz Ocak ayında Macaristan 1. Lig takımlarından Zalaegerszegi TE‘den transfer olmuştu.Gabon kadrosunda dikkat çeken diğer iki oyuncu da Catilina, Pierre-Emerick ve Willy Aubameyang kardeşler. Milan altyapısından yetişen üç kardeş, gereken seviyelere gelemedikleri için sürekli diğer takımlara kiralanmışlarve ardından da Milan’dan ayrılmışlardı. Milan’da olma sebebleri de, Milan gözlemcisi olan babaları Pierre Aubameyang‘di. Babalarının kontenjanı sayesinde Milan kadrosunda yer alan Aubameyang kardeşlerin en büyüğü Catilina şu an 25 yaşında ve Fransa’nın AC Ajaccio takımında oynuyor. Ortanca kardeş Willy ise, bu sezon Milan’dan Avellino takımına kiralanmıştı. Artık 22 yaşına glen Willy’nin Milan’dan bu yaz ayrılması muhtemel zira, ilerleyen yıllarda Milan’da oynayacak kapasiteye sahip değil. En küçük kardeş Pierre-Emerick ise 1989 doğumlu ve sezon başında Milan’dan Fransa 2. lig takımı Dijon’a kiralanmıştı. Dijon formasını giydiği 33 maçta 8 gol atan Pierre-Emerick Lille‘in dikkatini çekmiş olacak ki, sezon tamamlanır tamamlanmaz, gelecek yıl için Milan’dan satın alma opsiyonuyla kiralandı. Lille’in geçmiş yıllarda oyuncuların basamak atladığı bir takım olduğunu düşünürsek, Pierre-Emerick’in doğru yerde olduğunu söyleyebiliriz.

Gabon milli takım kadrosunda yer alan oyuncuların bir çoğu ya Ligue 1 takımlarının yedek oyuncuları ya da Ligue 2’de forma giyen oyunculardan oluşuyor. Kadroda 12 takımlı Gabon liginde forma giyen oyuncular da var. Gabon’da geçen yıl şampiyon olan Stade Mandji takımından sadece bir oyuncu Gabon kadrosunda bulunuyor. Bunun dışında diğer takımlardan da birkaç oyuncu kadroya dahil edilmiş. Teknik direktörlüğünü 2006’dan bu yana, uzun yıllar Bordeaux’da oynayan Alain Giresse‘nin yaptığı Gabon’un bu yükselişi sona kadar gider mi bilinmez? Ancak 2010 Dünya kupasında bu kadar zor bir gruptan sıyrılarak, katılmayı başarırlarsa onları uzaklardan destekleyen birçok kişi olacaktır.

Sebastien Bassong & Kamerun milli takımı

Kamerun milli takımının 7 Haziran’da Fas ile oynayacağı Dünya kupası eleme maçı öncesi, Kamerun teknik direktörü Otto Pfister tarafından milli takım kadrosu açıklandı. Kadroya daha önce Fransa U-21 milli takımında da oynayan  Sebastien Bassong da çağrıldı. Paris doğumlu Sebastien Bassong’un kökenleri Kamerun’a dayanıyor. Bassong daha önce Fransa U-21’inde oynadıktan sonra Fransa A milli takımına çağrılmamıştı. Bu noktada Bassong kariyeri açısından doğru kararı vermiş görünüyor. Bassong daha önce Fransa A milli takımı için oynamamış olması da hem onun için, hem de Kamerun için bir şans. Çünkü Mavilerin formasını giymiş olsaydı, Kamerun’da oynama şansı ortadan kalkacaktı ve muhtemelen Fransa milli takımında da düşünülmeyecekti. Oysa Bassong’un şimdi 2010 Dünya Kupasında oynama fırsatı var.

Blogu okuyanlar benim bu devşirme konularındaki düşüncelerimi bilirler. Sebastien Bassong’un Kamerun’da oynayacak olmasına bir Kamerunlu kadar sevindim açıkcası. Elbette ki, Bassong üzerinde onu yetiştiren Fransa’nın Kamerun’dan daha çok hakkı var yetişmesinde. Ancak Fransa bazen ne kendine, ne de başkasına yar ediyor. Ayrıca, Kamerunlu anne ve babanın çocuğu olan Sebastien Bassong’un Kamerun’da oynaması daha doğru olur [edit]. Bassong’un Fransa’nın Clairefontaine altyapısından yetiştiğini söylemek gerekiyor. Clairefontaine‘den yetişen oyunculara baktığımızda, pek karavana olan oyuncuya rastlamıyoruz. Bu bile Sebastien Bassong’un potansiyeli ne kadar yüksek bir oyuncu olduğunun kanıtı.

Sebastien Bassong, bu sezon Premier ligden düşen Newcastle United’ta 30 maçta forma giymişti. Futbolun şifrelenmesi sebebiyle Bassong’u izleyemedim bu sezon. Bu sezonki performansı hakkında bilgi sahibi olanlar, bizleri aydınlatırsa sevinirim. Çünkü 22 yaşında Premier ligde 30 maçta oynamak önemli bir başarıyken, oynadığınız takımın da ligden düşmüş olması ayrı bir soru işareti bir yandan!

Kamerun kadrosuna çağrılan bir diğer sürpriz isim de Ajax’ta oynayan Eyong Enoh. Eyong Enoh bundan birkaç yıl önce Kuzey Kıbrıs liginde oynayan bir oyuncuydu. Şu an Ajax’ta oynuyor. Gelişime dikkatinizi çekmek isterim. Buralarda top oynayıpta, en ileri giden oyuncu oldu Enoh.

Kamerun  Afrika’nın en önemli futbol ülkelerinin başında geliyor. Fas maçı için belirlenen kadroda Türkiye liginde top koşturan 4 oyuncu bulunuyor. Trabzonspor’dan Rigobert Song, Kayserispor’dan kaleci Souleymanou Hamidou ve Alioum Saidou, Gaziantepspor’dan Deumi ligimizde top koşturan ve Kamerun milli takımında oynayan oyuncular. Ligimizdeki birçok takımın Afrika üzerinde faaliyetler geliştirmesi onlara müthiş yararlar sağlayacaktır.

Kamerun milli takım kadrosuna en çok futbolcuyu ise beklendiği gibi Fransa ligi veriyor. Kamerun kadrosunda Ligue 1’de top koşturan 7 oyuncu yer alıyor. Fransa’da oynayan Kamerunlular arasında en önemli isimler Jean Makoun, Stephane Mbia ve Modeste Mbami. Bu 3 oyuncunun da ortasaha oyuncusu olması raslantı değil sanırım.

Meraklısı için kadronun tamamı yazının devamında…

Okumaya devam et