Chelsea’ye kafa tutmak

 

Dün gece Şampiyonlar Ligi’nde grup maçları tamamlandı. D grubunda bir üst tura çıkma şansını daha önce yitiren Apoel bu kez ufak bir ihtimal de olsa Uefa Avrupa Ligi’ne katılmak için vitrinde son maçına çıktı. Apoel’in yoluna Avrupa Ligi’ne devam edebilmesi için Chelsea’yi Stamford Bridge’de yenmesi ve Atletico Madrid’in evinde Porto’ya kaybetmesi gerekiyordu. Nitekim Avrupa Ligi’nin eşiğinden döndüler. Atletico evinde Porto karşısında 3-0’lık bir hezimet yaşarken Apoel 1-0 öne geçtiği maçı 2-2 ile tamamladı. Her ne kadar Chelsea gruptan çıkmayı garantilediyse de bu maça as ve yedek oyunculardan oluşan bir onbirle çıktı. Zaten maçta golleri de bu as oyunculardan Essien ve Drogba kaydetti. İngiltere’de Chelsea’ye kafa tutmak her baba yiğidin harcı değil, ancak Şampiyonlar Ligi’ni böyle süprizlere sahne olduğu için bir o kadar daha seviyorum…

Bu beraberlikle D grubunda puanını Atletico ile eşitleyen Apoel ikili averajla son sırada kaldı. İki hafta önce Kıbrıs’ta Atletico’nun Simao’nun ayağından bulduğu beraberlik golünün bu kadar değerli olabileceğini kim bilebilir di ki?

Avrupa Kupaları’ndan elenmeyle birlikte Apoel kendi ligine döndü. Ligde 11’inci hafta geride kalırken 13 Aralıkta bir derbi maçı oynanacak. Lefkoşa’nın iki önemli takımı Apoel ve Omonia karşı karşıya gelecekler. Her iki takım da GSP Stadı’nı kendi sahaları olarak kullandıkları için taraftar faktörü bu maçta önemli olacak. İki ezeli rakip olmalarının yanında iki farklı görüşü savunan iki takımın mücadelesi olacak olan Omonia – Apoel maçı. Omonia’nın St.Pauli, Livorno gibi takımlar gibi endüstriyel futbola karşı bir takım olduğunu belirtelim… Bu iki takım arasındaki ezeli rekabeti bir başka yazımızda ayrıntılı anlatırız…

By justnbg

Reklamlar

Marca: “Bir komik Atlético”

Futbolcuların sahaya çıkarken fonda çalan Şampiyonlar Ligi müziğini duymak, orta yuvarlakta dalgalanan turnuva logosunu görmek tıpkı çölde bir avuç suya hasret kalmış birisi gibi biz futbol dilencilerinin istediği en fazla şey olsa gerek.

Geçtiğimiz akşam GSP Stadı’nda oynanan ve 1-1 sonuçlanan Apoel – Atl. Madrid maçı gerek atmosfer gerekse mücadele yönünden görülmeye değer bir karşılaşmaydı. Taraftar baskısının ne kadar etkili olduğunun bir örneğini Atl. Madrid’in her topu kazandığında kulakları tırmalarcasına ıslıklamasında bir kez daha gördüm.

Yıllarca televizyon ekranlarında izlediğim Şampiyonlar Ligi’nin maç öncesi, esnasında ve sonrasında ne kadar önemli bir organizasyon olduğunu doyasıya yaşamanın yanında basın mensuplarının işini en iyi şekilde yapabilmesi için görevlilerin özverili çalışmaları gözlemlediğim perde arkası noktalar.

Saat 21.45’te başlayacak maç için 20.15’te stadyumdaydık. Atmosferi görmek ve maç öncesi futbolcular gibi kendimizi mental açıdan hazırlama adına gayet uygun bir vakitti. Akreditasyon kartlarımızı aldıktan sonra basın mensuplarının maç başlayana kadar gerekli hazırlıklarını yapabileceği “Press Room”da İspanyol ve Rum basın mensupları ile bir süre oturduk. Maça 45 dakika kala basın tribününde, kuş bakışı maçı rahat bir şekilde görebileceğimiz yerlermize gittiğimizde stadın hemen hemen dörtte üçlük kısmı dolmuş, taraftarlar tezahüratlara başlamıştı bile. İlginç bir nokta da İspanyol taraftarların maça ilgi göstermemesiydi. Heralde takımlarının ligde ve Avrupa Kupaları’nda iyi gidememesinin bir sonucuydu bu.

Oyuncular ısınmaya çıktığında kulak tırmalayan cinsten ıslıklarla karşılandı Madrid. Yedek kalan oyunculara baktığımızda Maxi, Reyes ve Pongolle gibi oyuncular kenarda topla oynamakla yetinirken ilk 11 ısınma çalışmalarını gerçekleştirdi. Teknik sorumlu Quique Sanchez Flores hastalığını atlatmış olacak, takımı ile Kıbrıs’taydı. Apoel’de önemli oyunculardan Charalambides ve Zewlakow maça yedek başlayan isimler.

Isınma bitip oyuncular soyunma odasına gittiğinde artık maç başlasa diye sabırsızlanmaya başladım. Fon müziği ile orta yuvarlaktaki ŞL logosu dalgalanmaya başladığında, oyuncular seremoni için sahadaki yerlerini aldılar.

 

Gözüm tabi ilk 11’deki Forlan, Agüero gibi oyuncularda. De Bleeckere’nin ilk düdüğünün çalması ile Apoel’in Mirosavljevic’in attığı gol ile 1-0 öne geçmesi arasında sadece 5 dakika var. İlk atak ve gol. Stoper oynamaya alışmış Ujfalusi’nin sağ bekte maça başlaması ve yenilen ilk golde ağır kalarak rakibinin yerden topu altı pasa kesmesi göze çarpanlar. Bu dakikadan sonra panik atak olurcasına gelişen cılız Madrid atakları vizyonda. Apoel’in savunma ve oyun anlayışını tıpkı Euro 2004’teki Yunanistan’a benzettim. Defans ve ortasahayı iki blok halinde kendi yarı sahalarında sıkıştırdılar ve Madrid’in pas yapmasına izin vermediler. Forlan ne kadar çabalarsa çabalasın çok top kayıpları yaptı, Agüero maçın içinde yok sanki. Apoel’de göze çarpan isim sağ kanadı iyi kullanan Kosowski.

Böyle tamamlanan devrenin ardından ikinci devrede artan Atl.Madrid atakları ile geçen 15 dakikanın ardından ilk kez iş yapan Agüero sağdan çizgiye indi, altı pasa topu çıkardı. Kaleci Chiotis’in çeldiği top kaptan Simao’nun önünde kaldı ve gol.

Skora denge gelince sanki her iki takıma bu skor yetermiş gibi bir oyun ile kalan 30 dakika devam etti. Flores değişiklikleri oyunun bitmesine 15 dakika kala yaptı. Sanki “Taa İspanya’dan geldik, bari Maxi ve Reyes’de oyuna girsin” dercesine bu adamları son dakikalarda oyuna sürdü, onlar da pek etkili olamadı.

 

Maçın bitiş düdüğü ile birlikte Apoel taraftarları takımını ayakta alkışladı. Belli ki sonuçtan çok takımlarının böylesi büyük bir organizasyonda oynamasından keyif alıyorlar.

Maç sonunda Flores’in basın toplantısında yer aldık. Geçtiğimiz hafta yakalandığı domuz gribinden her ne kadar kurtulduysa, yıpranmış bir hali vardı. İspanyolca söyledikleri Rumcaya çevrildiği için bir şey anlamasak da adamın yüzünden kötü gidişatın izleri okunuyordu. Takımı bir an önce toparlaması gerek. Çünkü sahaya yansıttıkları oyunda, olumsuz etkilenen psikolojilerini anlamak hiç de zor değil. Marca gazetesinin attığı başlıkta söylediği gibi “Bir komik Atletico” güzel bir benzetme olmuş. Kadrodaki oyunculara bakın. Kim bu oyuncuları takımında görmek istemez ki? Elinizdeki kaliteli oyuncuları kullanamayınca, güç bakımından kendinizden kat kat düşük bir takıma puan kaybedince basının eline kolayca düşüyorsunuz.

Uefa Avrupa Kupası’na kalma adına avantaj Atl.Madrid’te. 3 puanla 3’üncü sıradalar. Apoel’in son maçta Chelsea deplasmanına gideceğinden sanırım biraz rahat olacaklar ama kendilerini zor bir Porto maçı bekliyor. Bir mucize ile eğer Apoel Avrupa Kupalarına kalırsa (ki Avrupa’da devam etme şanşları bana göre gerçekten mucizeye bağlı) bu tür maçları sizler için yakından takip etmeye devam edeceğim…

By justnbg

Var olma maçı: Apoel – Atletico Madrid

Dananın kuyruğunun kopabileceği bir maç bizi bekliyor. Yarın Şampiyonlar Ligi’nde Apoel evinde Atletico Madrid’i ağırlayacak. Eğer Apoel yenilirse Avurpa Kupası defteri son oynayacakları prestij maçında, yani Londra’da kapanacak. Eğer Apoel yenerse son maça kadar Uefa Avrupa Ligi’ne kalma şansları devam edecek.

Son lig maçları

Her iki takım için galibiyetin çok önemli olduğu bu maçta öncelikle her iki takımın oynadıkları son maçlara bir göz atalım. Atletico Madrid, Deportivo ile oynadığı son lig maçından yine puan çıkaramadı. Maçta ilk dakikalarda Aguero ile öne geçseler de kalelerinde gördükleri iki gol ile maçtan 2-1 mağlup ayrıldılar. Atletico’nun ligde son aldığı galibiyet 3 Ekim’de Zaragoza’yı 2-1 yendikleri maç ve bana göre bu ilginç bir istatistik. Bir buçuk aydır ligde galibiyete hasret bir konumdalar. Bu da hiç şüphesiz futbolcular üstünde bir baskı oluşturmakta. Aldıkları sonuçlar neticesinde ise 20 takımlı ligde 18’inci sırada bulunuyorlar

Apoel son lig maçını geçtiğimiz yılın Şampiyonlar Ligi kapısını aralayan ekibi Anortosis’e karşı oynadı ve bu maçtan 2-0 galip ayrıldı.  Apoel cephesi bu galibiyetle moral ve motivasyon açısından iyi bir seviyede. Ligdeki puan durumuna bakıldığında Apoel lider Omonia’nın 6 puan gerisinde 4’üncü sırada bulunuyorlar.

Sakat raporu

Atletico Madrid, kötü gidişatın yanında sakat oyuncularının bulunması ile bir hayli sıkıntılı. Trafik kazası geçiren Pernia Kıbrıs’a getirilmedi. Aynı şekilde bileğinde birinci dereceden burkulma tespit edilen Raul Garcia maç kadrosunda yok. Geçtiğimiz hafta domuz gribi olduğu için evinde istirahat eden Quique Sanches Flores’in Kıbrıs’a gelmeyeceği basında yer alıyor.

Apoel’e baktığımızda sakat olan Paulo Jorge iyileşti ve takımının Anorthosis maçında doksan dakika oynadı. Bunun yanında önemli bir oyuncu olan Zewlakow’un sakatlığı devam ediyor.

Atletico oyuncusu Juanito’nun Apoel maçının önemine değindi dün. Juanito Şampiyonlar Ligi’nde oynamanın çok güzel birşey olduğunu belirtirken Apoel’i yenip Uefa Avrupa Ligi’nde yollarına devam etmek istediklerini vurguladı. Juanito gibi durumun önemine değinen bir diğer isim de Atletico Başkanı Enrique Cerezo. Başkan işlerin iyi gitmediğinin farkında ve futbolcuların da bu durumdan rahatsız olduğunu belirtirken en kısa zamanda yapmaları gereken şeyin Apoel, Espanyol ve Xerez maçlarını galibiyetle kapatmak olduğunu dile getirdi.

Değerlendirme

Yarın oynanacak bu maçta bende tribünde basın mensubu olarak yerimi alacağımdan heyecanlıyım. Her iki takım için galibiyetin ne denli önemli olduğunu belirtmiştim. Tabi galibiyete daha da ihtiyacı olan taraf bana göre Apoel. Bu maçın biletlerini geçtiğimiz hafta sonu satışa çıkaran Apoel, biletlerin büyük bir bölümünü satmış durumda. Sıkıntı yaşayan Atletico’yu, her zaman belirttiğim ve zor bir deplasman olduğunun altını çizdiğim Kıbrıs’ta zor bir maç bekliyor. Forlan, Aguero, Maxi gibi isimleri canlı izleyebilmek güzel olacak. Apoel’in ve Atletico’nun galibiyet için bütün potansiyellerini sahaya yansıtmasını beklediğim maçta ayrıca bol gol olacak kanaatindeyim. Bakalım var olma maçında gülen taraf kim olacak?

Maç sonrası izlenimler artık perşembeye…

By justnbg

Whose need a miracle?

Dun gece Sampiyonlar liginde 1-1 biten Lyon-Liverpool macinin ardindan Rafael Benitez bundan sonrasi icin ‘We need a miracle’ demis. Lyon’un 10, Fiorentina’nin 9 puanda ilk iki sirayi paylastigi grupta, kagit uzerindeki lider Liverpool 4 puanla bu yil icin SL perdesini kapatmis gibi gorunuyor ve son iki maclarinda  mucizeden fazlasina ihtiyaclari var. Premier ligte de “Big Four” icindeki yerini Manchester City’ye devreden bir Liverpool var. O yuzden Rafael Benitez! “You need a miracle!” demek daha dogru olacaktir bundan sonrasi icin… Liverpool da hoca degisikligi yakindir. Taraftarin Rafa Benitez’e olan buyuk destegi yavas yavas tersine donuyor. Liverpool transfer donemlerini bircok basarisiz hamleyle kapattikca, takim geriliyor. Bennayoun iyi bir orta saha oyuncusu olabilir ama asla bir kanat oyuncusu degil. Voronin ise degil bu takimin, Premier ligin topcusu degil. Savunmadaki problemler de henuz asilabilmis degil ama en onemlisi ve herkesin dilindeki sey Xabi Alonso’nun yerinin doldurulamayisi. Sahi gecen yil Gareth Barry’yi transfer edebilmek icin, Xabi Alonso’yu satmaya calismiyormuydu Liverpool!

Vitrinden Out Let’e

apoelporto2

Sen kalk sezon başı bırak canım Arjantini tut Portekiz’in yolunu… Ligde attığın gollerle kısa zamanda taraftarın gönlüne taht kur, sonra Şampiyonlar Ligi’nde oynama fırsatını iyi değerlendir ve takımına attığın gol ile turu getir. Daha ne olsun? Falcao dün akşam 84’te attığı gol ile ne kadar doğru bir transfer olduğunu ispat ederken Apoel’in rüyadan uyanarak gerçek dünyaya gelmesini de sağladı.  Bu maçı görmeyi çok isterdim ancak kısmet olmadı. Falcao, Hulk gibi oyuncuları görmek gerekirdi 20 km yakınıma geldikleri için ama olmadı.

Gelelim maça. Maçtan önce yazı yazsaydım Apoel’in bu maçı almak ve rüyayı devam ettirmek için elinden geleni yapacağını söylerdim. Çünkü alınacak 3 puan Porto’yu yerinde durduma ve bir sonraki Atletico Madrid maçına daha amaçlı çıkma anlamına geliyordu.

Maç vakti kadroya baktığımda Zewlakov ve Kosowski’yi kadroda görmeyince işlerin Charalambides’in üzerinde odaklanacağını düşündüm. Tabi bunu ben düşünmüşsem Porto Teknik Direktörü Ferreira da aynı şekilde düşünmüş ve önlemini almıştır derken maç içinde nitekim de öyle oldu. Sahada 61 dakika kalan Charalambides Porto oyuncuları tarafından etkisiz hale getirildi. 84’te ceza yayı üzerinde topla buluşan Falcao maç berabere bitecek derken yerden güzel bir şut çıkardı ve yan ağları öyle güzel bir yordamla sevdi ki GSP de eminim soğuk ve sessiz bir gece yaşanmasına sebep olmuştur bu gol. Sonuç Apoel 0 Porto 1… Vitrinde yüksek fiyattan satılan bir ürün gibi alıcısı olmayınca out let reyonuna indi açıkcası Apoel.

Gruptaki puan durumuna baktığımızda Chelsea ve Porto’nun işi bitirdiğini görüyoruz. Kalan maçlara baktığımızda iki hafta sonra Chelsea Portekiz yolcusu, Madrid de Kıbrıs’a gelecek. Son sırada 1 puanla Apoel ardından 2 puanla Atletico var. Bu şu demek; Atletico yenerse Uefa Avrupa Ligi bileti sağ ceplerinde olacak. Eğer Apoel yenerse rakibinin 2 puan üstüne geçecek.

Apoel’in son maçı Londra’da ve Chelsea’ye karşı. O maçta puan alacaklarını zannetmediğimden Uefa Avrupa Ligi’ne kalmak adına Atletico maçının önemi bir hayli artıyor. Tabi Atletico yenildiği taktirde son maçına gruptan çıkmayı garantilemiş Porto karşısına daha istekli çıkacaktır. Olur da yenemezlerse işte Apoel’in 2010 baharında Avurpa kupalarında mücadele eden ilk Kıbrıs takımı olma ünvanını alarak geçen yıl Anorthosis’in elde ettiği başarıyı gölgede bırakacak bir başarı elde etmiş olur.

Atletico Madrid ile Apoel’in GSP Stadı’nda karşılaşacağı maçta basın mensubu olarak tribünlerde olacağım. Heyecanı ve hedefi olan iki takımın mücadelesini görecek olmamın yanında Agüero, Forlan, Maxi gibi oyuncuları görmek de güzel olacak. Maçın ayrıntılı analizi ile birlikte maç sonu basın toplantılarındaki izlenimlerimi de sizlerle derinlemesine paylaşacağım…

Justnbg

Kıbrıs’a da bekleriz!

apoel

Şampiyonlar Ligi’nde oynanan 3’üncü karşılaşmalar sonrası çok enteresan sonuçlar çıktı karşımıza. Rangers evinde Unirea’dan 4 tane yedi, Liverpool kendi evinde Lyon’a boyun eğdi, Barcelona yolu tutan Rubinliler galibiyetle döndü. Inter Kiev ile yenişemezken bir gün sonra baktık Milan Real’in köküne kibrit suyu dökmüş Milano’nun yolunu tutmuş. Gerçekten pes dedirtecek cinsten bir hafta yaşadık ŞL’nde…

Bizim bu ana başlık içerisinde esas konumuz Porto – Apoel alt başlığı. Maçtan önce yazmayı çok istedim ancak bir türlü işlerden fırsat bulamadığım için yazamadım.

Maç sonu skor tabelasına Porto’nun 2-1’lik üstünlüğü yansıdı. Maçı canlı izleyemediğimden gece özetleri bekledim. Sabri Ugan’ın birkaç cümlesi Apoel’in pek de etkili oynayamadığını özetler gibiydi: “Dragao’da Apoel bir de gol bulmuş!”

Her ne kadar galip gelemeseler de özetleri gördüğümde maçta şans faktörü ortadaydı. İlk yarıda Apoel’in ilk ciddi atağı zaten Pereira’nın kendi kalesine attığı gol ile sonuçlandı. Her ne kadar 22’nci dakikada atılan bu gol Porto taraftarlarında soğuk duş etkisi yaratsa da kaleci Chiotis’in şans melekleri 38’inci dakikaya kadar yanında oldu.

Chiotis’in geri pasa yaptığı vuruşta Apoel oyuncusu orta sahada geriye doğru bir pas verince araya giren Porto’lular bindirme yapan Hulk’un önüne topu yuvarladı. Hulk sadece topu kaleye göndererek skora denge getirdi.

İkinci devrenin henüz başında evlere şenlik bir penaltı yapan Apoel savunması rakibine yine Hulk’un ayağından 2-1’lik üstünlüğü hediye etti. Maç sonuna kadar Porto beceriksizliğinden gol atamayıp bir de Mariano’nun kırmızı kart görmesi ile bu sonuca razı oldu.

Bu maç Apoel’in deneyimsizliği ve basit hataları yüzünden kaybettiği puanlar olarak özetlenebilir. Çünkü bana göre Porto çok da ahım şahım bir oyun oynamadan puanları hanesine yazdırdı.

Grupta oluşan puan durumunda Atletico Madrid’i 4-0 ile deviren Chelsea 9 puanla lider. Ardından 6 puanlı Porto geliyor. Üçüncü sırada 1 puanlı Apoel ve son sırada “şaka gibi” Atletico Madrid.

Ntvspor’da Ersin Düzen bu grupta çıkacak olan takımların (Chelsea ve Porto) hemen hemen belli olduğunu söyledi ancak ben bu görüşe katılmıyorum. Çünkü Apoel gibi kapalı kutu diyebileceğimiz takımların ne yapacağı belli değil.

Apoel’in kalan son üç maçından ikisi kendi evinde. Hem de Porto ve Atletico ile karşılaşacaklar. Son maç Londra’da Chelsea ile. Chelsea’den puan koparamayacaklarını biliyorum ancak diğer iki maçtan 6 puan çıkarırlarsa şaşırmam. Çünkü daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi Kıbrıs’a gelen takımlar sanki kendi özlerinden arınıp farklı bir kimliğe bürünüyorlar. Bunu geçtiğimiz sezon Anorthosis örneği ve bu yıl Chelsea’nin tek gol atarak galip gelmesinden anlayabiliriz.

4’üncü maçta Apoel Porto’yu yenecek nitelikte. Keza Atletico bu oyun düşüncesi ile devam ederse Chelsea’yi yenemeyecektir. Eğer Porto karşısında Apoel galip gelir ve 5’inci maçta Atletico’yu da yenerse bir anda 7 puana ulaşacak. Herşey’i Porto-Chelsea maçı belli edecek. Apoel ilk kez katıldığı Şampiyonlar Ligi’nde gruptan çıkma adına bana göre şansı devam ediyor. En azından D grubunu 3’üncü sırada tamamlayabilecek kapasitedeler.

Kıbrıs’taki atmosferi ve oyuncuların böylesi büyük maçlara daha iyi motive olduklarını da hesaba kattığımda tek söyleyebileceğim “Kıbrıs’a da bekleriz” cümlesi…  Çünkü Kıbrıs deplasmanı küçümsenmemesi gereken bir deplasman …

by justnbg

Vitrinde ikinci perde: Apoel – Chelsea

apoelchelseaŞampiyonlar Ligi başladı başlayacak derken ikinci maçlara geldik. Kıbrıs Adası bu akşam yine bir Avrupa büyüğünü konuk edecek. Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi Apoel kapalı kutu, Chelsea ise bu kupayı en çok almak isteyen takımlardan.

Şimdi ilk etapta her iki takımı kıyasladığımızda Chelsea’nin maçı kesin alacağını açıkça söyleyebiliriz. Zaten IPL’ye baktığımızda 7 maçta 6 galibiyet ve 1 mağlubiyetle Man U ile zirveyi paylaşıyorlar. Gerçi geçtiğimiz hafta sonunda Wigan karşısında aldıkları mağlubiyet takımın moralini bir nebze bozsa dahi söz konusu Şampiyonlar Ligi olunca mavilerin bu mağlubiyetle gözlerinin açıldığını, bu maça daha ciddi çıkacaklarını düşünüyorum.

Ancelotti eğer geçtiğimiz yılki Anorthosis’in evinde oynadığı maçları seyrettiyse süpriz yaşamamak için işi sıkı tutacaktır. Dün maçın oynanacağı GSP stadında sakat olan Ashley Cole’un çalışmaya katılmasının sevindirici olduğunu belirtiyor İtalyan. Ama oynayıp oynamayacağı maç saatinde belli olacak yorumunu yapmadan da edemiyor.

Maç öncesi basın toplantısında yer alan Malouda Apoel’i Madrid maçında seyrettiğini ve kazanmak için oynayan bir takım olduklarını belirtti. Şampiyonlar ligi maçı kazanmanın kolay olmadığını belirten futbolcu her takımın Chelsea’yi yenmek istediği için hiçbir zaman kolay maçımız olmadı yorumunu yaptı.

Ev sahibi Apoel’e baktığımızda ilk maç geçtiğimiz yılki geleneği bozmadılar ve Atletico Madrid deplasmanından 1 puanla döndüler. Tıpkı Anorthosis’in Bremen deplasmanında aldığı puan gibi. Apoel öyle bir takım ki böylesi avrupadaki vitrin maçlarına motivasyon seviyesi üst düzeye çıkıyor. Daha sonra oynadıkları lig maçlarında beklenmedik puan kayıpları yaşayabiliyorlar. Buna en güzel örnek Fc Kobenhavn’ı eleyerek gruplara kaldıklarından sonra ligde APOP’tan 4-3 mağlubiyeti tatmış olmaları. Yine Atletico deplasmanında 1 puanı kopartıp ligde beraberlik yaşayabilen bir takım.

Yerel şartlara baktığımızda adadaki hava şartları gündüz sıcak olurken akşamları hafif serin oluyor. Havadan bahsetmemdeki sebep daha önce gittiğim birçok Avrupa Kupası maçında konuk takımların bu gibi şartlardan etkilendiğidir. Bunun yanında taraftar desteğini bir kez daha vurgulamam gerek çünkü maça günler kala biletler tükendi.

Michael Ballack ve John Obi Mikel Kıbrıs’a getirilmemiş. Muhtemel kadrolar şöyle verilmiş:

APOEL: Chiotidis, Jorge, Poursatidies, Charalambides, Kosowski, Zewklakow, Pinto, Kontis, Morais, Haxhi, Michail
CHELSEA: Hilario, Ivanovic, Terry, Carvalho, A.Cole (Zhirkov), Deco (Belletti), Essien, Lampard, Malouda, J.Cole, Anelka

Chelsea’nin bu savunması gol yermi? Bence yemez. Gruplar belli olduğundan beridir Apoel taraftarının bu maçı beklediğini ek bir bilgi olarak belirtmek isterim. Ayrıca Chelsea’nin favori olduğu maçta yine altını çizerek söylüyorum atmosfer ve taraftar bakımından Chelsea’nin öyle rahat bir galibiyet alacağını düşünmüyorum.

by justnbg