Toulon Turnuvası 2009

Tournoi_de_Toulon_1967

Toulon Gençler Turnuvası 2009 yarın başlıyor. Bu sezon 3 -12 Haziran arası oynanacak turnuvanın yukardaki fotoğrafta gördüğünüz ilk afişi. Görüldüğü üzere 5 kulüp takımı katılmış 1967’deki ilk Toulon turnuvasına. İlk organizasyonun şampiyonu Anderlecht takımı olmuştu. 1967-1974 yılları arasında ara verilen turnuvaya, 1974 yılında yeni bir çehreyle yeniden başlanmıştı. Turnuvanın 1974 ayağına 8 takım katılmış ve bunların dördü ülke, diğer dördü de kulüp takımı olmuştu. 1974 Toulon turnuvasına Polonya, Macaristan, Çekoslavakya, Brezilya milli takımlar olarak; Derby County, Anderlecht, Nimes and B.Mönchengladbach’ta kulüp takımları olarak katılmıştı. 1975 yılında ise kulüp takımları tamamen turnuvanın dışında bırakılmış ve yola genç milli takımlarıyla devam edilmeye başlanmıştı. Tamamı ülke milli takımlarından oluşan 1975 turnuvasına 8 ülke (Arjantin, Fransa, İtalya, Meksika, Çekoslavakya, Macaristan, Polonya and Portekiz) katılmıştı. 1974 turnuvasını kazanan Polonya‘nın ardından, 1975’te Arjantin şampiyonluğu kazanmış ve kupayı Güney Amerika’ya götüren ilk takım olmuştu.

1974’ten bu yana kesintisiz devam eden turnuvayı Fransa 11 kez kazanarak ev sahibi olmanın avantajını kullanmıştı. 2004-07 arasında şampiyonluğa ambargo koyan Fransa genç milli takımı bu sezonun da favorilerinden biri. Turnuva geçtiğimiz yıllarda birçok genç yıldızın parladığı ilk yer olmuştu. Geçmiş turnuvalarda; Zinedine Zidane, Alan Shearer (gol kralı 1991) , Thierry Henry (en iyi oyuncu ve gol kralı 1997), Juan Román Riquelme (en iyi oyuncu 1998), David Ginola (en iyi oyuncu 1987), Hristo Stoitchkov, Djibril Cissé (gol kralı 2001), Cristiano Ronaldo (2003),Sebastian Giovinco (en iyi oyuncu 2008)  gibi sonraki yıllarda Avrupa futboluna damgasını vuracak oyuncular parlamıştı.

Toulon 2009’a 8 genç milli takım katılacak. Turnuvada bu yıl boy gösterecek genç milli takımlar şöyle;

GRUP A
Arjantin
Mısır
Rep. Tchèque Birleşik Arap Emirlikleri
Hollanda
GRUP B
Şili Chili
Fransa
France
Portekiz
Katar
Pays-Bas

Maçlar iki grupta oynanan maçlarla oynanmaya başlanacak ve 12 Haziran’daki finalle son bulacak. Turnuvanın geçen seneki ayağına hatırlanacağı gibi Türkiye’de katılmış ve gruplarda elenmişti. Geçen sezonki turnuvanın şampiyonu İtalya olmuştu. İtalya finalde Şili’yi 1-0 yenerek kupaya uzanmıştı. Benim turnuvada çok beğendiğim Fildişi Sahilleri ise turnuvayı üçüncü sırada bitirmiş ve turnuvanın gol kralı da Fildişi Sahilleri’nden 5 golle Sekou Cissé olmuştu. Toulon 2008’in “en iyi oyuncusu” da Juventus’ta oynayan Sebastian Giovinco olmuştu. En iyi kaleci de yine İtalya’dan Davide Bassi olmuştu.

Toulon kenti,  Fransa’nın günyinde Region du Var bölgesinde bulunuyor. Bu bölge içerisindeki 5 stadyumda oynanan maçlar Toulon’un Mayol Stadyumundaki final maçıyla son bulacak. Toulon 2009’da, geçen yılın şampiyonu İtalya olmayacağı için, en önemli favoriler Fransa, Arjantin ve Şili olacaktır. Turnuvanın maçlarını son yıllarda olduğu gibi yine Eurosport yayınlayacak. Turnuvanın ilk gününde saat 19:30’da Mısır- B.A.E ve günün kapanış maçında 21:45’te Arjantin-Hollanda karşılaşacak. Fransa’nın Toulon’daki takımı hakkında da birşeyler yazacağım. Liglerin tamamlanmasının ardından izlenmesi çok zevkli bir turnuva bizleri bekliyor. Futbolla yatıp, futbolla kalkmaya devam ediyoruz…

Toulon 2009’un maç programı

Reklamlar

U-17 Avrupa Şampiyonası 2009

UEFA U-17 Şampiyonası, bugün itibariyle başladı. Turnuvaya Almanya evsahipliği yapıyor. Dörder takımdan oluşan, iki grupta oynanacak maçlar 6-18 Mayıs tarihleri arasında, Almanya’da 12 farklı stadyumda oynanacak. Turnuvaya Avrupa’nın gençler düzeyinde en önde gelen ülkeleri olan;  Fransa, Almanya, İspanya,  Hollanda, İtalya, İngiltere ve Türkiye katılıyor. Bu 7 takımın dışında, turnuvadaki diğer takım İsviçre. Hem A milli takım düzeyinde, hem de gençler düzeyinde büyük bir atılım içindeki İsviçre, gençler turnuvalarında görmeye alıştığımız Portekiz’in yerini almış görünüyor.

U-17 Şampiyonasında maçlar Eurosport kanalından yayınlanacak. Turnuvada gruplar şöyle;
Grup A: İspanya -Fransa – İtalya – İsviçre
Grup B: Almanya – Türkiye – Hollanda – İngiltere

Bugün oynanan maçlarda ise şu sonuçlar alındı:

Tarih Grup
06/05 Grp B İngiltere 1-1 Hollanda
06/05 Grp A İspanya 0-0 Italya
06/05 Grp A Fransa 1-1 İsviçre

Gençler turnuvalarının her zaman ki iddialı takımlarından olan Fransa, turnuvayı en son 2003/2004 sezonunda kazanmıştı. Son iki sezondur turnuvanın şampiyonu olan İspanya, kupanın bu seneki en büyük favorisi. Türkiye ise kupayı 2004/05 sezonunda ikinci kez  kazanmıştı.

[edit]

Rennes Altyapısı

13716

Fransa futbolcu yetiştirmek konusunda Avrupa’nın en önde gelen ülkelerinden biri. Ülkedeki neredeyse tüm takımların çok iyi sistemlerle çalışan altyapıları var. Verim üst düzeyde… Fransa, Avrupa’nın en iyilerinden biri iken, Fransa’nın kendi içinde de bir en iyisi var. Bu ne Lyon, ne Bordeaux, ne de Marsilya’nın altyapısı… Rennes takımının altyapısı son 3 yıldır ülkenin en iyi altyapısı seçiliyor ve son 5 yıldır altyapıya çok önemli bir öncelik veren Rennes takımı bunun meyvelerini ufak ufak alıyor.

Rennes akademisinden yetişen en dikkat çekici oyuncu, şu anda Fransa Ligue 1’in en gözde oyuncularından Yoann Gourcuff… Okumaya devam et

Adam olacak çocuk…

u17s

Fotoğraf 2004 yılında düzenlenen UEFA 17 yaş altı Avrupa Şampiyonasından. Görüldüğü üzere Fransa U-17 takımı şampiyonluğa ulaşmış. Fotoğraftaki bebeler ise; Karim Benzema, Hatem Ben Arfa ve Samir Nasri… Adam olacak çocuk elindeki kupadan belli oluyor demek ki… İlginç bir nokta; Benzema ve Nasri Cezayir asıllı, Ben Arfa ise Fas asıllı… Şampiyon Fransa mı demiştim ben???

Şampiyonaya Türkiye de katılmıştı. Türkiye kadrosunda;Cafer Can Aksu, Güven Güneri, Gürhan Gürsoy, Oğuz Sabankay, Volkan Babacan ve Ergin Keleş gibi oyuncular vardı. Bizim kadromuzdan neredeyse kimse basamak atlayamadı. Fransızların ise nerelere geldiklerini söylememe gerek yok sanıyorum… Okumaya devam et

Romaric – Sessegnon – Samassa

romaric

Bugün kafayı üçlemelere taktım sanırsam. Bu kez yazdığım üçlünün ortak noktası sezon başında Le Mans takımından, daha büyük takımlara transfer olmuş olması. Üçlüye bakarsanız Le Mans ‘ın şu anda ligde düşmeye oynadığını düşünebilirsiniz. Ancak Le Mans her zaman olduğu orta sıralarda… Bu üç adamın yerine de çok önemli ve maliyetli transferler yapmadan…

Bizim takımlarız üzerinden bir değerlendirme yapacak olursak; Fenerbahçe’nin Aurelio ‘yu kaybettikten sonra yaşadığı zaafları düşünmek yetiyor. Belki Le Mans takımı şampiyonluğa oynamıyor olabilir, bu Fenerbahçeyle arasındaki çok önemli bir farktır ancak potansiyel ve maddi olanaklar bakımından da  Le Mans, Fenerbahçenin hayli gerisinde…

Okumaya devam et

Cantona – Kitambala – Mexes

Yukardaki üçlü arasında bir tane çürük elma var. Çürük elmayı bulmanız çok zor olmayacaktır. Evet! Çürük elma Kitambala! Bu üç oyuncunun bir ortak noktası var. Üçüde Auxerre altyapısından yetişti. Auxerre hem Cantona ‘nın oynadığı dönemde, hemde Mexes ‘in oynadığı dönemde çok başarılı bir takım oldu. Ancak Kitambala ‘nın oynadığı veya oyanayacağı dönem için aynı şeyleri söylemek pek mümkün görünmüyor.

Auxerre takımının performansında, altyapısının önemi her zaman büyük oldu. Cantona’nın Auxerre de oynadığı dönemde Fransa’nın etkili takımları arasına giren takım, tarihinin ilk ve tek şampiyonluğunu kazandığı 1995-96 sezonunda da yine altyapısından yetiştirdiği; Alain Goma, Bernard Diomède ve Lilian Laslandes gibi önemli oyuncularla başarıyı yakaladı. 1998-99 yılları arasında ise Auxerre altyapısı tavan yaptı. O yıllarda altyapıdan Djibril Cissé, Olivier Kapo ve Philippe Mexès yetişti. Bu oyuncuları ile Avrupa kupalarında ve Fransa liginde başarılı performanslar sergileyen Auxerre, yetiştirici takım kimliğine uyup bu oyuncuları Avrupa’nın büyük kulüplerine sattı. Cisse, Liverpool’a, Kapo Juventus’a ve Mexes Roma’ya satıldı. Auxerre bu isimlerden sonra Bacary Sagna gibi çok iyi bir oyuncu daha çıkardı ve onu da Arsenal takımına sattı.

Okumaya devam et

Ortasaha: Charles KABORE

Charles KABORÉ,  hakkında çok fazla bilgi sahibi değilim. Onu birkaç kez izleyebildim. Ancak Marsilya menejeri Eric Gerets, takımın oynadığı 11 maçta toplam 317 dakika ona forma vermiş. 9 Haziran 1988 doğumlu Kaboré, Burkina Faso’da doğmuş ve 18 yaşına kadar ülkesinin takımlarında forma giymiş. Ligue 2 takımı, FC Libourne St-Seurin’in onu transfer etmesiyle Fransa serüveni başlamış. Ardından Aralık 2007’de Marsilya’ya geçiş yapmış. FC Libourne St-Seurin takımının , Marsilya’nın pilot takımı olduğu için bu transfer bu iyi ilişkiler çerçevesinde gerçekleşmiş.

Kendini geliştirebilirse, birkaç sezon içinde Avrupa’nın büyük takımlarına transfer olabilir. Kaboré, 1.81 boyunda ve 75 kilo… Uzun boyuna rağmen izlediğim maçlarda oldukça atletik bir oyuncu izlenimi verdi bana. Kaboré, orta sahanın sağ iç ve kanat bölgesinde de görev yapabiliyor. Özellikle sağ kanattan yaptığı bindirmeler dikkat çekici. Süre aldığında yaptığı güzel ortalarla, Marsilya’nın sağ kanattan ekili olmasını sağladı. Defansif özellikleri yanında, ofansif özelliklerinin de gayet gelişmiş olması onun gelecek vaadetmesi için önemli göstergeler. İzleyelim ve görelim diyorum.