CHANGES IN CELTIC (Mowbray-Kalli)

Dün sabah işyerinde, ilk kez Twitter’a girme durumları içindeyken, Celtic View’i takip ediyordum ki, Kamara’nın sezon sonuna kadar kiralandığını öğrendim. Dedim tamam, herhalde en son bu adamı alıp Rangers ile oluşan (bir maç eksik) 10 puanlık farkı kapatmaya çalışacağız. Ama gece eve geldiğimde, Celtic ekibinin ‘Haldun Üstünel’leri öyle bir hamle yaptı ki, artık şampiyon olmasak da olur.

Keane transferini irdelemeden önce, Celtic’de gelişen süreci biraz irdelemek gerek. Buraya tıklayarak ulaşabileceğiniz sayfada gösterildiği üzere, sezon başı Tony Mowbray’in takımın başına gelmesi ile birlikte bugüne kadar takımdan toplam 25 oyuncu ayrılmış, ki bunların 12 tanesi Ocak ayı içinde gerçekleşmiş. Özellikle İskoç doğumlu oyuncuların ara transferde bir bir takımdan ayrılması, ben başta olmak üzere bir çok kişinin tepkisini çekmişti.

Artık İskoçya’da yaşamadığım için yerel basın sadece internet ortamında kısıtlı ve ‘fısıltı’ diye tabir edilen haberleri alma şansı da az. Fakat Celtic forumlarından birinde okuduğum habere dayanarak, Gordon Strachan döneminde Celtic içinde eskiden Galatasaray’da da rastladığımız kutuplaşma olayının yaşandığını farkettim. Buna göre takım içindeki yaş itibarı ile büyük abiler ile Strachan’ın çok kuvvetli bağları vardı ve kimilerine göre son sezon gelen başarısızlık bu nedendendi. Aynı Feldkamp’ın gelişinde startı verilen ve günümüze kadar devam eden Galatasaray içindeki temizlik operasyonu şu an Celtic için de başlamış durumda. Ondan dolayı Gary Caldwell ve Stephen McManus’un takımdan gönderilmesi (son olarak da McDonald) bu bağlamda teoriyi güçlendiren hareketler. Ayrıca geçen sezon McGeady ile kavga eden Strachan, genç oyuncuyu az kalsın Birmingham’a gönderecekken, şu anda Mowbray “Herkes satılıktır ama o değil” mesajını apaçık vererek, oyuncusuna olan güvenini gösteriyor. Transfer döneminde takımdan ayrılan 25 oyuncu içinden 5 tanesinin M’Boro’ya gitmesi, Strachan’ın geleneklerine ne kadar bağlı olduğunu da anlatıyor sanırım.

Sevgili Ali Ece ile Tony Mowbray’i tartışırken, eminim o da bu temizlik operasyonundan haberdar değildi fakat yine de Mowbray’i desteklemeyi sürdüyordu. Aslına bakarsanız ben de Mowbray’i eleştirirken hiçbir zaman Starchan’ı övmedim, bilen bilir. Ayrıca, ara transferde takımdan ayrılan (sezon başı 1.5 m Euro) Danny Fox ise Burnley’e 2.5 m Euro’ya satıldı ki bu da takımın sadece temizlik operasyonu değil, aynı zamanda ekonomi de yaptığını gösteriyor.

Son olarak sezon başından bugüne kadar kadroya katılan 15 oyuncunun 3 tanesi altyapı oyuncusu, bir tanesi de takımdan ayrılan Fox. Sonuç olarak elde 11 oyuncu kalıyor ki bu bile az bir rakam değil. Bu oyuncuların hepsine toplam ortalama 10-11 m Euro harcayan Celtic, sattığı oyunculardan ise takımına 9 m Euro’luk bir katkı sağladı.

Şu anda elde 4 tane kiralık oyuncu bulunyor. Kamerunlu orta saha N’Guemo, Kamara, Bayern’den gelen Braafheid ve KEANO… Bu oyuncuların sanırım tümünün opsiyonu da Celtic’de…

Olaya genel anlamda bakarsak, iki teknik adamın vizyon farkını da görüyoruz. Yapılan açıklamalarda Strachan’ın scoutlar ile çalışmayı sevmediği ve her zaman ya kariyeri düşüşte olan veya İskoçya içinden genç oyuncuları takıma kattığı yönündeydi. Şimdi başına geçtiği M’Boro’ya da Celtic’ten takıma kattığı 5 oyuncu yine buna iyi bir örnek olarak gösterilebilir.

Gelelim son hamle olarak Robbie Keane’e, nam-ı diğer KEANO’ya… Her İrlandalı çocuk gerek Dublin’de, gerekse County Cavan’da veya başka bir şehirde doğsun, kalbine giren ilk futbol takımı deniz ötesinde bulunan Celtic’dir. Bu değişmez bir kural gibi yıllardır devam etmektedir. Örnekleri çoktur, verme gereği şu an için yoktur. Fakat şu anda Premier Lig’de oynayan İrlandalı tüm oyuncular bir gün o formayı giymek isterler. Bir Katalan için Barcelona ne ise, genellikle bir İrlandalı için de odur. O nedenledir ki, Parkhead Stadında kafanızı kaldırıp yukarı baktığınızda, İskoçya’nın St. Andrews bayrağının yanında Republic of Ireland bayrağı her zaman gururla dalgalanır. Britanya bayrağı ise o sahada bulunmaz.

Keane’in hayat hikayesini burada anlatmayacağım. O işlerin ustası, üstadı her zaman Ali Ece’dir ve biz çıraklara bu yolda bunu yapmak yakışmaz. Ama abisinin ne kadar efsanevi bir futbolcu olduğunu bilmeyen yoktur. Benim ve birçok kişinin gözünde abi Keane her zaman daha iyi bir futbolcuydu (edit: Kardes degiller! Benden inanilmaz bir hata geldi). Ona rağmen, abi Roy Keane bile futbolu bırakmadan o yandan çizgili yeşil-beyaz formayı sırtına geçirdi, bir sezon bile olsa.(edit2: Neyse abi derken, aralarinda yas farkini kastetmis olalim)

Henrik Larsson’dan sonra takım içinde kimseye efsane gözü ile bak(a)mamaktan kaleci Boruc dahil, Samaras, McDonald gibi, her ne kadar iyi oynayıp, Celtic felsefesi ile yaşasalar da, efsane olma konusunda Larsson ile aşık atamayacak kalibrede oyunculara tribünler şarkılar, marşlar yazmaya başlamıştı. İşte tam o sırada, takım dibe vurmaya hazırlanırken, iki tarafın da çıkarları örtüştü ve Keano imzayı attı. 7 Numaranın McDonald’dan sonra artık gerçek bir sahibi var ve sanırım bu o ağırlığı kaldırabilecek bir oyuncu.

Sözü çok fazla uzatmadan Keane’i bu sezon içinde canlı göz ile Parkhead’de izlemek dileğimin üst seviyelerde olduğunu belirterek, sezonun şu anda yeni başladığını ve Rangers’a verdiğimiz avaraj’ı kapatmaya bugünden başlayacağımızı da umuyorum.

WELCOME TO YOUR NATIVE LAND KEANO!!!

by McDennis

Reklamlar

9 thoughts on “CHANGES IN CELTIC (Mowbray-Kalli)

  1. Benim bildiğim kadarıyla Roy Keane ve Robbie Keane’in en ufak bir kan bağı yok.Herkes böyle bir yanılgıya düşer ancak ikisi kardeş değildir diye biliyorum.Belki de ben yanılıyorumdur.
    Celtic Keane’i alarak gerçekten çok büyük iş başardı.Ancak Scott McDonald gibi kaliteli bir ismi 4 milyon euroya bırakmaları akıl alır gibi değil.Mali yönden zayıf olması oyuncularını sudan ucuz bir meblağaya bırakmasını gerektirmez.Celtic bence ona bir şans daha tanımalıydı.Beğendiğim bir isimdi.Keşke yolu ülkemizden geçseydi.Fenerbahçe Gökhan Ünal’a verdiği rakamın 500 yüz bin eurocuk üstüne çıkarak böyle bir golcüye sahip olabilirdi.Hazır Carlos’un gitmesiyle yabancı kontenjanı da boşalmışken.Keane’in transferine çok sevindim gerçekten.Samaras’la mükemmel bir ikili olacaklardır.Yedekten de Fortune gibi ismin katkısıyla da 10 puanlık fark pekala kapanabilir.Üstelik bir maç eksiği de var.Celtic sezon sonunda Keane’in bonservisini alır,stopere de güzel bir oyuncu alırsa önü açılır diye düşünüyorum.Bu arada Keane ve Braafheid’in opsiyonları ne kadar?Bir bilgin var mı ?

  2. Super bir hata yapmisim, kardes degiller ama inaniyorum bir kan bagi var…
    Scott McDonald’i cipLak gozLe de defaLarca izLemis biri oLarak, son zamanlarda inaniLmaz kiLo aLdigini, yavasLadigini, ve isteksiz oLdugunu soyLeyebiLirim. Tamam son oLd firm’de goL atmis oLabiLir ama Samaras-Fortune ikiLisi aLtinda eziLmis oLdu bu sene…
    Onun icin bu bonservis fiyati bana cok iyi biLe geLdi acikcasi. Birtek Danny fox’un gidisine uzuLdum.
    Opsiyon konusunda detayLi biLgiyi aratirip cevap verecegim. Ama SkySports’da boyLe birsey duydum.

  3. Takımda temizlik işini baya bir abarttılar artık bence. Sene başında ki en iyi transferleri olan Fox’u satmaları beni hayal kırıklığına uğrattı. Çok yararlıydı şimdi Braafheid alışana kadar bi o kadar sevmediğim Lee Naylor’a kaldılar.
    Dün oynanan maçın sadece özetini gördüm ama Kilmarnock gibi düşmemeye oynayan bi rakibe yenilmek takımın daha birbirine alışamadığını ve bu sezon işlerin zor olduğunu gösteriyor. Bu maçta Samaras’ın yedek olduğunu ve yeni transferler Ki Sung Yueng, Jos Hooiveld, Kamara ve Keane ‘in ilk 11 de oyunda olduğunu da ekleyeyim.

  4. Danny Fox bence sezonun en iyi transferi idi. Fakat yarım sezonda onun üzerinden 1 milyon Euro kar yaptılar, İskoçya Milli takımına bir oyuncu kazandırdılar. Ben de üzüLdüm gitmesine.
    Dünkü maçla ilgili olarak Mowbray gidişattan öylesine sıkılmış olacak ki, herkese 11’de şans verdi. Kazanılan fırsatları atamadılar, golü atan Kilmarnock üstüne yattı ve maç bitti.
    Neyse gelecek seneyi düşünmeye başladık. Ama Keane takımda kalırsa tabii..

  5. ‘ANA VATAN’ olarak da denilebilir. Celtic takımının köklerinin İrlanda’ya dayanmasından dolayı Celtic stadında maç öncesi ‘Let the People Sing’ isimli şarkı çalınır. Şarkı sözlerinin içinde ‘Let the people sing, their stories and the songs, and the music from their Native Land’ sözleri vardır. Keane’in asıl NAtive Land’ı İrlanda olmasına rağmen, Celtic’i de onun bir evi gibi varsayarak bu sözü yazdım.

  6. Çok teşekkür ederim… Keano’yla da galiba I, Keano oyununa vurgu yaptın?

  7. Sadece ben değil, İskoçya’da herkes KEANO diyor kendisine. Ama sanırım oyunla ilgili bağlantısı da vardır. Greatest Warrior KEANO.. Ama o Roy Keane için yazılmış değilmiydi?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s