Shortie #4

– Uzun bir ara oldu… Tekrar merhaba…

– Şu son dönemde hayatımda önemli bir değişiklik oldu. Artık güzel bir evde kalıyorum. Bayramda Kıbrıs’a gittim, ki bu da ayrı bir başlık konusu, sonra annem-babam bana ev taşımada yardım etmeye geldiler. Öyle bir yardım ettiler ki, haklarını ödeyemem. Deyim yerindeyse “seksi” bir evim var artık. Herşey yolunda giderse uzun bir süre burda kalırım heralde.

– Evimin salonunu, mutfağını ve banyosunu çok beğendim. Hatta evde olduğum zamanlar bazen salonu özleyip oraya gidiyorum, bazen mutfağı özlüyorum. Mantıklı birşey değil ama öyle işte.

– “Deyim yerindeyse”. Saçma bir cümleymiş. Yani “ben saçma birşey söyleyebilirim, siz idare edin” gibi bir cümle. Güvensiz.

– Damned United. İnanılmaz tatlı bir film. İngiliz filmlerine ve aksanlarına hastayım. Çok doğal ve gerçekçi oluyorlar. Harika bir hikaye, zaten ‘based on a true story’ olması ayrı bir keyif katıyor filme. Bu filme birlikte İskoçya’yı ziyaret etmemin vakti geldiğini anladım. Daha döneli 4 ay oldu fakat çok özledim.

– Arkadaşlar ile Karşıyaka – Kocaeli maçına gittik geçen hafta. Maç Alsancak Stadında. Bütün açık tribünü sadece bir kişinin geçebileceği kapılardan alıyorlar. İnanılmaz bir amatörlük. İnanılmaz kötü bir uygulama. Söyleyecek kelime bulamıyorum. Böyle iş olmaz demek geliyor içimden. İnsanı futboldan soğutur bu meymenetsizler. Neyse 24. dakikada maça girebildik. İlk golü kaçırdık tabii. Tribünler sahaya çok yakın, ‘mükemmel bir klişe geliyor!’ bilenler için söylüyorum, biz deniz tarafı olan kale değil, diğer kaleye yakın oturduk. Serdar Topraktepe’yi gördü girer girmez. O ne göbek lan öyle, salmış adam resmen. 2. Sergen dedim içimden, hatta içimden değil, bayağı bayağı dışımdan söyledim.

– Karşıyaka taraftarı inanılmaz. Harika tezahüratlar var. Çok orjinal. Kanım ısındı Kaf-Sin-Kaf’a. Ama dediğim gibi, ben fazla alışmışım şu Britanya futbolu izlemeye. Burda kimse oturmayınca, koltuk numarası tarzı bir kültür de olmayınca insanın morali bozuluyor netekim. Arkadaşlar bana ‘Artık alış oğlum buna… Bitti artık insan gibi maç izlemek’ dediler, haklılar da….

– Bizim burada, Bornova’da ‘Kıbrıslılar Halı Saha Ligi’ başladı. Haber ve fotoları buraya koyacağım zamanla…

– Kızlar çok yavaş çekim ama bir o kadar da göze hoş futbol oynuyorlar. İzlemek keyif veriyor.

– ‘Anne beni halı sahaya gönder’

– Sinemaya gitmem gerek, önerisi olan. New Moon diyenin ağzına biber süresim geliyor.

– Yunanlılar geldi geçen. Bizim şirketle iş yapmaya. Adamları Alsancak-Deniz Restoran diye bir yere götürdük. Gayet güzel bir balıkçı. Hayatımda yediğim en güzel 2. balığı yedim. Yunanlı adam ile bir ara iş konuşmayı bıraktık, futbola kaydık. Onunla AEK’yı, Pana’yı, PAOK’u ve Aris’i tartıştık. Olimpiakos’lu kendisi. ‘Sizin başkan mafyaymış’ dedim. AEK’nın eski başkanı Demis’e ne oldu dedim. PAOK tişört ve bardağımı anlattım. Çok şaşırdı ve sevindi. ‘Ben bir Yunanlı ile bile bu kadar güzel fubol sohbeti yapmadım’ dedi, ben de sevindim.

– Yan masada ise Yıldırım Demirören vardı. Öyle bir görgüsüzüz yani. Adamın suratından korkarsın. Ben BJK’li olsam tırsardım ve ‘Yeter Demirören’ diye bağıramazdım hani. Kodumu oturtur bir tipi var.

– Hayatımın en güzel balığını ailemle birlikte Kıbrıs’ın en uç noktası Karpaz’daki Apostolos Andreas Kilisesinin hemen arkasında, kelime anlamı ile Kıbrıs’ın en en uç noktasındaki derme çatma bir balık restoranında yedim. Adam resmen balığı 3 saniye önce tutmuş, aşağıda kesiyordu. ‘O’ balığı sipariş ettik. Offf, off… Nasıl bişeydi o… Anlatamam tatman gerek…

– Hayatımdaki bütün “en”leri ailem ile birlikte yapmışım. Onları seviyorum. Bu nedenle isimlerini vücudumda taşıyorum. Hastasıyım onların.

– Duygusala bağlamadan elveda. Görüşenzi…

by deNNis

Reklamlar

3 thoughts on “Shortie #4

  1. “deveye boynun eğri demişler,nerem doğru ki demiş!” neredeyse hiçbir şeyin iyi,doğru,güzel yapılmadığı bu ülkede tabi ki tribünlere girebilmek ya da girebilip de maçı insan gibi seyredebilmek de iyi,doğru ya da güzel olmuyor..
    insanın evini özlemesini bırak evdeyken odalarını özlemesi müthiş :) acaba seksi olduğu için mi=)yoksa sempatik olsaydı da yine özler miydin bu kadar =P

  2. hocam sız kıbrıslılarda nıye bu kadar ıngılız megalomanlıgı var anlamıyorum ozunuzu bulun azcık ya ben 4 bucuk sene daü de okudum ve herkezte bole bısey var ve turklerı sevmıyosunuz senı ayrı tutyorum cunku tanımıyorum ama sende bılırsınkı var bole bısey ınkar etmezsın heralde

  3. Baris Merhaba.. Oncelikle soylemeliyim ki benim daha once yazilarimi okuduysan benim Ingilizleri aslinda hic sevmedigimi cikarabilirsin. Beni bilen bilir. Benim olayim daha once hayatimin bir donemini gecirdigim Iskocya. Simdi de Izmir’de calisan bir kisi olarak Turkiyeliler hakkindaki yorumlarina katilamayacagim. 3-5 kisi ustunden ne biz, ne de sen genelleme yapmalisin. Bir de ozumuze donelim deyince, Kibris’in 1571 yilinda Osmanlilar tarafindan fethedilip, daha sonra 1878’de Ingilizlere kiralandigini, 1914’te de tamamen Ingiliz kontrolune gectigini ve bu durumun 1960 yilina kadar devam ettigini bilmeni isterim. Bu nedenle Ingilizlerin kulturu de, yasam tarzi da bu insanlar icine asimile olmustur ister istemez..
    Saygilar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s