Why do all good things come to an end?

Nakamura…

Büyük sol ayak…

Bugün Espanyol ile 2 yıllık anlaşmaya vardı… Madem ki ülkene dönmeyecektin, ne diye İspanya’nın basit bir takımına gittin ki? Artık soruların bir değeri yok…

Güle güle büyük adam… 25 numara hep seni hatırlatacak bize… Kim giyerse giysin…

Tribute to Nakamura

by deNNis

Fransa’da transfer notları

Blogda yazın başlamasıyla birlikte duraklama evresine girdik, ama bunun sebebinin yaz sıcaklarıyla ilgisi olmadığını belirtmek gerek. Yoğun bir dönemde olmamdan dolayı blogu yeterince sık güncelleyemiyorum, umarım yakın bir zamanda bu yoğunluktan sıyrılmış olacağım. Geçelim, postun başlığında yer alan transferden notlara… Transfer sezonunun başlamasından bu yana Fransa liginden ayrılan çok önemli bir oyuncu olmadı, keza gelenler içinde de çok önemli bir oyuncu yok henüz. Özellikle Marsilya’da yaşanan yönetim krizi, onların transfer çalışmalarına önemli bir darbe vurmuşa benziyor.

İlk transfer haberimiz Le Mans’tan… Le Mans’ta sözleşmesi sona eren Yohann Pele henüz başka bir takıma imza atmış değil ancak Le Mans yönetimi onu yerini doldurmak için bu bölgeye takviyesini yaptı bile. Le Mans’ın yeni kalecisi Avrupa futbolunda pek bilinen bir isim değil. Afrika futbolunun yükselen ülkesi Gabon‘un kalecisi Didier Ovono, Gürcistan ligi takımlarından Dinamo Tbilisi’den transfer edildi. 26 yaşındaki Didier Ovono, takımı Dinamo Tbilisi ile 2007/2008 Gürcistan ligi şampiyonluğunu yaşamıştı.

Ligue 1’deki ilk sezonunda başarılı bir grafik çizen Grenoble’nin Japon sahipleri, Saint Etienne’in Japon oyuncusu Daisuke Matsui‘yi transfer etmek için çaba sarfediyor. Grenoble başkanı Pierre Wantiez, Matsui’nin kaliteli ve yaratıcı bir ortasaha oyuncusu olduğunu ve onu kadroya katmak istediklerini açıklamıştı. Matsui geçtiğimiz sezon 22 maçta St. Etienne formasını giymiş ve 1 de gol atmıştı.

Konu Japon oyunculardan açılmışken; eski Galatasaraylı Junichi Inamoto Rennes’e transfer oldu. Galatasaray sonrası, 2 yıl Eintracht Frankfurt forması giyen Inamoto’nun sezon sonuyla birlikte kontratı sona ermişti. Rennes’in yeni teknik direktörü Frédéric Antonetti ile daha önce Japonya’da Gamba Osaka’da birlikte çalışan Inamato, eski hocasıyla da yeniden buluşmuş oldu.

Türk takımlarının transfer gündemine pek düşemeden, Fransa’nın transfer gündeminde adı geçen Mevlüt Erdin(g)ç, transfer henüz resmiyete dökülmemiş olsa da, gelecek yıl PSG forması giyecek. Sochaux ile PSG arasında gerçekleşen pazarlıklar sonlanmış olacak ki, Mevlüt ile ilgili transfer söylentilerinin ardı arkası kesildi. Mevlüt’te Fransız medyasına 3 Temmuz’da başlayacak PSG sezon öncesi hazırlıklarında yer alacağını söylemiş. Mevlüt Erdinç, bu transferle  Fransa içinde basamak atlamış olacak ve kendisi için uygun bir takıma gidiyor.

Monaco’daki potansiyel…

Ligue 1 takımları arasında, potansiyeli en yüksek genç oyuncu topluluğuna sahip takımlardan biri, hatta birincisi Monaco. Geçtiğimiz yıllarda da altyapısından çok önemli oyuncuları Avrupa piyasasına sürmüşlerdi. Bunların arasında akla ilk anda gelecek isimler Thierry Henry, David Trezeguet, Jeremy Menez gibi önemli oyuncular olacaktır. Monaco 2004 yılında oynadığı Şampiyonlar ligi finalinden bu yana geri viteste bir takım görüntüsü çizdi. Geride kalan yıllarda Fransa’nın büyükleri arasında anıldıkları yılların çok uzaklarına düştüler. Monaco artık Fransa’nın orta sıra takımlarından biri, ancak tekrardan eski günlere dönmeleri için gerekli olan potansiyeli de ellerinde barındırıyorlar. Monaco’nun elinde Fransa liginin en yetenekli gençlerinin birkaçı bulunuyor. Bu sezon boyunca da bu genç oyuncular kadroda kendilerine yer buldular. Gelecek sezon öncesi bu durum onlar için önemli bir avantaj teşkil ediyor. Zira, takım kadrosunda yer alan genç oyuncular çaylak sezonlarında 20’nin üzerinde maça çıktılar ve gelecek sezon bu durumun olumlu yansımalarını mutlaka göreceğiz.

Monaco’daki bir diğer olumlu gelişme de; son iki yıldır Rennes takımını çalıştıran ve başarılı sonuçlara imza atan Guy Lacombe‘nin teknik direktörlük koltuğuna getirilmesi oldu. Guy Lacombe Rennes’in başındayken genç oyunculara sıkça takımda yer vermiş ve onları takıma entegre etmişti. Geçen yıl Monaco’yu çalıştıran Ricardo’nun da hakkını yememek gerek. Geçen yıl bu oyuncuların gelişiminde başlangıcı sağlayan o olmuştu ve şimdi bayrağı Guy Lacombe’ye devretti. Guy Lacombe’de Monaco’daki potansiyelin farkında ve yeni sezon öncesi bu duruma dikkat çekiyor. “Bu oyuncuların bir sonraki adıma geçiş yapma zamanları…” diyor Lacombe. Eğer Lacombe bunu sağlayabilirse bu oyuncularla birlikte Monaco’da yükselecektir.

Peki kimdir Monaco’nun genç yetenekleri? En önemlisi kuşkusuz geçen yıl Monaco kalesini bütün sezon boyunca koruyan Stephane Ruffier. 22 yaşındaki laleci geçen sezon Monaco kalesini 32 maçta korumuştu. Ruffier, Fransa’nın genç kuşaktaki en iyi kalecilerinden biri ve tek şanssızlığı milli takım yolunda önünde Steve Mandanda ve Hugo Lloris’in bulunması.

Monaco’nun defans pozisyonunda oynayan iki önemli genç oyuncusu da; Cédric Mongongu ve Nicolas Nkoulou… Bu iki oyuncuda bu sezon 20 maçın üzerinde takımda yer aldılar. özellikle Kamerunlu Nicolas Nkoulou gelecek vaadeden bir oyuncu. Defansın merkezinde, sağ bekte ve hatta defansif ortasahada oynayabilecek özelliklere sahip Nkoulou henüz 19 yaşında. Nicolas Nkoulou genç yaşına rağmen Kamerun milli takımında da oynayan bir oyuncu.

Ortasahada oynayan Juan-Pablo Pino ve Yohan Mollo‘da önümüzdeki yılın Monaco’sunda önemli işler yapacak oyuncular. Özellikle Pino, önümüzdeki birkaç yıl içinde önemli bir takımda yer bulabilir. Pino, sürekli bir gelişim içinde ve Kolombiyalı oyuncunun tekniği dikkat çekici. Fransa genç milli takımlarında oynayan Mollo ise kanatlarda oynayan bir oyuncu.

Monaco’nun forvet hattında oynayan Fredric Nimani ise 1988 doğumlu bir oyuncu. Geride bıraktığımız sezon 28 maçta kırmızı-beyazlı formayı giydi ve 6 gol attı. Nimani, 1.91’lik boyu ve güçlü fiziğiyle önümüzdeki yıllarda Fransa milli takımının da forvetteki önemli oyuncularından biri olabilir.

Monaco’da geçen sezon başında patlama yapması beklenen Serge Gakpe ve Djamel Bakar ise sezon boyunca yaşadıkları sakatlıklardan dolayı beklenen performansı gösteremediler. Özellikle Serge Gakpe önümüzdeki sezon takımı sırtlayan oyuncu olabilir. Freddy Adu ise, bu kadar potansiyeli yüksek oyuncu arasında sönmeye yüz tutmuş bir oyuncu olarak dikkat çekiyor. Adu şu an 14 yaşındayken yakaladığı popularitenin çok uzağında, over-rated bir oyuncu olmaya doğru ilerliyor.

Monaco yakın zaman içinde Jeremy Menez’i Avrupa futbol piyasasına sürmüştü. Menez, Monaco altyapısından yetişip, A takımda oynadıktan sonra Roma’ya transfer olmuştu. Monaco’da bu kez  birçok oyuncu eşzamanlı olarak seviyesini yükseltiyor. Doğru takviyelerle eski şaşalı günlerine dönen bir Monaco izleyebiliriz yakın bir gelecekte…

Juan-Pablo Pino incelemesi

EL Celtic

Tony Mowbray ayağının tozuyla ilk kez ziyaret etti dün kulübü… Yaptığı açıklamada standartlarını daha ilk günden çok yüksek tutmuşa benziyor. ‘Barcelona tarzı futbol oynatmak istiyorum’ demiş ve ‘Bu sene herkes Messi, Iniesta ve Xavi gibi oyuncuların nasıl oynadığından bahsetti, onlar gibi oynamak istiyoruz’ diye de ekledi. Kadroda köklü değişikliklerden ziyade, takım felsefesini değiştirmeye uğraşacağını da söyledi.

Bu açıklamalardan sonra Celtic’in İspanyol orta saha oyuncusu Marc Crosas da kendini bir hayli mutlu hissetmiş. Tony Mowbray ekibinin önemli bir parçası olması düşünülen İspanyol, Barcelona çatısı altında geçirdiği 8 yıl ve Cruyff altında oynayan Hagi, Stoickhov ve Romario gibi oyuncuları canlı izleme fırsatı bulması, ona ekstradan yetenekler katmış. ‘Barcelona futbolun tüm gereklerini yerine getiriyor ve onlar gibi oynamaya çalışacak olmak bile heyecan verici’ demiş. ‘Her maç oynayamayacağımı biliyorum ama kendimi geliştirmek için en önemli sezon geliyor’ diyen Crosas, gelecek sezon tüm maçlarını dolu tribünler önünde oynamak istediklerini de belirtmiş.

Crosas, yeni gelen hoca Mowbray’e de bir öneride bulunarak, eski Mallorca’lı ve geçen sezon West Brom’da forma giyen eski öğrencisi Borja Valero’yu da renklerine bağlarlarsa, çok iyi bir orta saha hattı oluşturacaklarını da söyledi. Nakamura tarzında bir oyuncu olan Valero, Japon’un boşluğunu doldurmak için potansiyeli olan bir alternatif…

by deNNis

The Wembley CUP

24 Temmuz ve 26 Temmuz günlerinde 4 takımın katılımı ile gerçekleştirilecek olan bir futbol şölenine hazırım… Bugün itibarı ile, babam, eniştem, can dostum Ali ve ben, ikinic gün maçlarını izlemek için 26 Temmuz’da efsanevi Wembley’de alacağız soluğu…

Pazar günü maç programı saat 13.15’te FC Barcelona – Al Ahly maçı ile başlarken, hemen arkasından 16.00’da Celtic FC – Tottenham Hotspurs maçı ile sona erecek… Aynı gün hem Barcelona, hem Celtic, hem de Tottenham’ı izleme şansını bulacağız… Al Ahly’yi de tabii..

Wembley’in ikinci sırasından aldık biletlerimizi… Önemli olan atmosferi yaşamak diye düşünüyorum… Umarım hava güzel olur, zira şu anda Glasgow sağnak yağmurlu…

by deNNis

Celtic’ten Barcelona Taktiği

Sezonun bitişinden itibaren Celtic’ten başka bir şey yazmadık… Çok sessiz bu aralar zaten İskoçya… Olmadık, kulaktan duyma haberleri de yazmak istemiyorum. Dün gece, bugün geleceğini yazmıştık Tony Mowbray’in… Bugün imzayı attı…

Haber sitelerinde, Celtic’in eski bir oyuncu olan Mowbray’i takımın başına getirerek, Barcelona taktiği uygulamaya çalıştığı yazılıp çiziliyor. 15 Ağustos’da başlaycak olan SPL’de Celtic ilk maçını deplasmanda Aberdeen karşısında oynayacak… O güne kadar işleri yoluna koyması için hayli zamanı var Mowbray’in… Transfer için de tabii…

Hayırlısı olsun. Celtic’in önü açık olur umarım…

by deNNis

Servet Çetin & Marsilya uyumu?

Birkaç gündür hem Türk medyası, hem de Fransız medyası Servet Çetin’in Marsilya transferini kesin olarak bitirdi. Ancak bu transfer resmi kaynaklarca henüz doğrulanmadı. Olay resmiyete dökülmese de, Marsilya’ya yakınlığıyla bilinen La Provence‘de de bu haberler çıktı. Bu da, bu transferin yakın zamanda resmiyete dökülme ihtimalini iyice güçlendiriyor.

Marsilya sezon boyunca birçok pozisyonda kadro derinliğinin yetersizliği yüzünden sıkıntı yaşadı. Devre arasına neredeyse forvetsiz girdiklerinden, önceliği de bu pozisyona verdiler ve Brandao ve Wiltord transferlerini gerçekleştirdiler. Forvet transferi Marsilya’nın ocak transfer döneminde hem zamanını, hem de finansal olanaklarını tüketti. Hal böyle olunca da, ikinci yarıya bu bölgedeki eksiklik göz ardı edilerek girildi. Aslında ocak transfer döneminde de Servet Çetin transferi konuşulmuştu, ancak bu iddiaların arkası gelmemişti.

Bir önceki paragrafın son cümlesini biraz açarsak; Marsilya’nın Servet Çetin’e uzun zamandır süren ilgisi vardı. Bunun birincil sebebi de Eric Gerets’di. Sezon sonunda Gerets’İn takımdan ayrılmasının ardından, Marsilya’da teknik direktörlük koltuğuna Didier Deschamps oturmasına rağmen, Marsilya Servet’ten vazgeçmemiş görünüyor. Bu da, bu transferin biraz da O’M yönetiminin tassarufu olduğunu ve Servet’in uzun zamandır izlendiğinin göstergesi… Servet transferi için konuşulan bonservis bedeli 7-10 milyon euro arasında değişiyor. Her haliyle oldukça iyi bir para bu. Sonuçta 28 yaşında gelmiş bir defans oyuncusunun transferinden bahsediyoruz.

Bu transfere iki takım açısından da bakmak gerekiyor. Marsilya’nın stoper bölgesindeki eksikliği için Servet’in ideal tercih olduğunu düşümüyorum. Servet mücadeleci, hırslı, güçlü yapısının yanında yavaş ve tekniği zayıf bir oyuncu. Konu Fransa ligi olunca Servet’in yeterince çabuk bir defans oyuncu olmaması önemli bir zaaf. Örneğin, Servet Çetin ile Rennes forveti Jimmy Briand’ın eşleşmesi halinde, Servet çok zor anlar yaşayacaktır. Fransa liginde, fuleli ve hızlı forvetlerin sayısı oldukça fazla. Bu yüzden Marsilya Servet tercihini bir daha gözden geçirmeli… Marsilya’nın elinde daha iyi seçeneklerin olabileceğine inanıyorum.

Marsilya’nın sezonun özellikle ikinci yarısını Civelli gibi vasat sayılabilecek bir oyuncuyla geçirdiğini düşününce de, Servet her haliyle oynar Marsilya’da diye düşünmemek elde değil. Civelli’nin de serbest bırakılmasının ardından, Marsilya’nın elinde kalan defans oyuncuları Zubar(23), Hilton(31) ve sakatlıktan dönen Rodriguez(31). Yani bir başka deyişle, Marsilya’nın defansta oynayacak oyuncusu yok. Sadece Servet takviyesi Marsilya’Ya yetmeyecektir. Bu bölgeye birden fazla oyuncunun transfer edilmesi gerekiyor.

Galatasaray açısından ise, oldukça yararlı bir transfer olabilir bu. Servet Çetin’in bonservisinden elde edilecek para, transferde suskun olan Galatasaray’ın elini oldukça güçlendirecektir. Özellikle iç pazarda Galatasaray güçlü bir konuma gelecektir. Zira, Fenerbahçe iç pazara şu ana kadar oldukça iyi bir para harcadı ve İsmail Köybaşı, Murat Ceylan, Eren Güngör, Orhan Şam gibi oyuncuların transferinde çok ısrarcı olmayacaktır. Bir diğer yandan da, Galatasaray 6 ay içinde bir diğer 30 yaşına yaklaşmış defans oyuncusunu 6 milyon euro’nun üzerinde bir bedelle yurtdışına satmış olacak ki, tüm Türk takımları için örnek bir model bu. Futbolcu ihracatında neredeyse hiç para kazanamayan takımlarımız için, ilginç bir yol açılabilir bu transferle. Özellikle büyük takımlarımızın gelir-gider dengelerini sağlamak açısından, artık oyuncu ihracatına da, ithalatı kadar önem vermeleri gerektiğini düşünüyorum.

Celtic bugün açıklıyor…

Artık kabak tadı vermeye başlayan, geldi, gelecek, ha kapıdan girdi, bir arkadaşa bakıp çıkacak hikayelerinden sonra, Tony Mowbray bugün Celtic’in yeni teknik direktörü olarak basına resmen açıklanacak…

Futbolculuk kariyerinde 4 sene boyunca Celtic’te oynaması, onu diğer teknik direktörlerden bir adım öne taşıdı açıkcası. Son sezon istenmeyen adam ilan edilen Stratchan’dan sonra, taraftarlar onu bağrına basmaya hazırlanıyor. Daha önce de belirttim, lig için elverişli ama Avrupa Kupaları için tehlikeli bir tercih. Tabii ne olacağı da belli olmaz, belki de Celtic’in Avrupadaki parlak günleri çok yakındır…

İlk işinin Steven Fletcher’e saldırmak olacağı söyleniyor… Saldırmak derken, takıma kazandırmak anlamında… Man Utd’daki kardeşinin aksine forvet mevkisinde görev yapan ufak kardeş, 2004 yılında profesyonel olduktan beridir Hibernian forması giyiyor. 155 maçta 43 golü var ve 22 yaşında. 1.85 boyundaki golcü, İngiltere doğumlu olmasına rağmen İskoçya milli takım formasını taşıyor.

by deNNis

Anthony Mounier

Lyon’un sönük performansında parlayan nadide genç yeteneklerden biriydi Anthony Mounier. Beklenmedik bir şekilde takıma dahil oldu ve iyi sayılabilecek bir oranda takımda yer buldu. Oynadığı 18 maçta 2 gol, 1 de asist yaptı Mounier. Lyon’un kanatlarda oynayacak oyuncu sayısının fazlalığı, aslında daha fazla oynamasını engelledi. Gelecek yıl da Lyon’un bu mevkide seçenekleri fazla olacaktır. Mounier’in bu kalabalıktan sıyrılıp, takımın as oyuncularından biri olması kariyeri açısından ona eşsiz bir ivme kazandırabilir. Ancak Mounier’in yaşı artık 21 ve bir yandan da sürekli oynayabileceği bir takıma gitmesi daha akıllıca olabilir. Zira, önümüzdeki sezon bu sezonkinin en az iki katı kadar sahada olması gerekecektir. 21 yaş genç sayılabilecek yaşların son demi neredeyse, Mounier’in o yüzden doğru tercihi yapması gerekiyor.

Yeni sezon öncesinde  PSG,Nice, Toulouse ve Lens, Mounier’i kadrolarına katmak istiyorlar. Fransız medyasında son birkaç gündür dolaşıyor bu haberler ve Mounier’in en yakın olduğu takımın Nice olduğu konuşuluyor. Geçen sezon başında, Lyon’un bir diğer genç yeteneği Loic Remy, Nice’in yolunu tutmuş ve gayet doğru bir adım atmıştı. Mounier’in Nice isteğinde de bu örnek etkili olabilir. Ayrıca Nice ile Lyon arasında Ederson transferinden bu yana yakın ilişkiler var. Lyon, Mounier’i PSG ve Toulouse yerine Nice vermeyi yeğleyecektir ileriyi düşünerek…

Mounier’in Lyon’dan kesin olarak ayrılıp-ayrılmayacağı da bilinmiyor. Ancak şöyle bir şey var ki; Lyon genç yeteneklere eskisi kadar şans verebilen bir takım değil, çünkü mücadelenin kalibresi iyice yükseldi.  Örneğin, Benzema’nın veliahtı olarak görülen Yanis Tafer bu sezon sadece 3 maçta oynayabildi. Oysa Benzema onun yaşındayken, takımın Şampiyonlar ligi maçlarında ilkonbirdeydi. Lyon yönetimi de 21 yaşına gelmiş Mounier’i, oyuncunun da isteği olursa bırakabilir. Ancak ilerleyen yıllarda pişman olmaları pek muhtemel…

Le Guen nereye?

Paul Le Guen’in PSG’deki görevine devam etmeyeceği daha sezon tamamlanmadan resmi ağızlardan açıklanmıştı. Paul Le Guen gibi isimli bir hocanın transfer döneminin, hemen başında boşa çıkmış olmasıyla, teknik direktör arayışı olan birçok takımla adı geçti. Aradan geçen zaman diliminde birçok takım, gelecek yıl öncesi teknik direktörlerini belirlerken Paul Le Guen boştaki antrenör olmaya devam etti. Le Guen’in adı uzun zamandır Lille ile anılsa da, bu transfer de henüz gerçekleşmedi. Lille söylentilerinin ardı arkası kesilmemişken, birkaç gündür başka bir takımla anılıyor Fransız hoca. Paul Le Guen’in  gelecek yıl Rusya’nın son dönemdeki en iyi takımı Zenit St. Pétersbourg ile görüşmelerde bulunduğunu yazıyor Fransız medyası. Ne Lille söylentileri, ne de Zenit söylentileri bir sonuca varmış değil henüz. Le Guen yurtdışındaki başarısız Rangers deneyiminin ardından, ikinci yurtdışı macerasına Zenit’te başlayabilir. Zenit’in ona sunacağı finansal olanaklar da elini güçlendirecektir. Lille tercihi yapması halinde de daha mütevazi finansal olanaklarla, Fransa’da Lille’in her zaman yaptığı gibi başa güreşmesi gerekecek.

Öte yandan Lille’in başında başarılı işler çıkaran Rudi Garcia var. Lille’in bu noktada nasıl bir yol izleyeceği çok önemli. Zira, Paul Le Guen’in teknik direktörlüğe getirilmesi takımda küçük çapta bir revizyon anlamına gelecektir. Zenit’teki ortamın Le Guen’e çekici gelip- gelmeyeceğini merak ediyorum doğrusu? Çünkü, Ruslar ona çok sağlam bir petrodolar transfer bütçesi sunacaktır. Bu durum da, Le Guen’in ikinci yurtdışı denemesini kolaylaştırabilir.

Robert Larsson

Celtic efsanesi Henrik Larsson, o sıralar İsveç milli takımı ile Danimarka deplasmanındaydı… Maç sonrası kötü haberi eşi Magdalena verdi King Henrik’e… Kardeşi, 34 yaşındaki Robert Larsson, İsveç’in Helsinborg şehrindeki apartman dairesinde ölü olarak bulunmuştu…

Bu genç yaşta Robert’i ölüme sürükleyen olayın cinayet olmadığı kabul edilmiş durumda… Polisten yapılan açıklamada, ölümün ‘şüpheli’ olarak araştırılmadığını ama kesin sonucun otopsi sonrası ortaya çıkacağından birşey söylemenin mümkün olmadığı belirtildi.

Celtic ise internet sitesinden yaptığı açıklamada, eski oyuncuları efsane Henrik ve ailesine başsağlığı dileklerinde bulundular.

Rest ın Peace Robert… The thoughts and prayers of everyone at Celtic are very much with Henrik and the entire Larsson family at what will be an extremely difficult time, following the tragic passing of Robert.

by deNNis

Gabon: Kara panterler yükseliyor.

gabon_togo

Batı Afrika ile Orta Afrika’nın kesiştiği noktada yer alıyor Gabon. Geniş bir yüzölçümüne sahip olmasına karşın Afrika’nın az nüfuslu ülkelerinden biri. Ülke 1471 yılında Portekizli denizciler tarafından keşfedilmesinin ardından, 18. ve 19. yy’ları köle ve fildişi ticaretinin önemli merkezlerinden biri olarak geçirmiş. 1886’da Fransız himayesi altına giren Gabon, bağımsızlığını kazandığı 1960 yılına kadar bu ülkenin sömürgesi olmuş. 1960  yılında kurulan cumhuriyet ve çok partili sisteme geçişle  birlikte Afrika’nın modern ülkelerinden biri olan Gabon, ekonomik koşullar bakımından da kıtanın en iyi koşullara sahip olan ülkelerinden biri…

Afrika’da  futboluyla pek gündeme gelmeyen Gabon’un bugüne kadar milli takım forması altında en çok gol atan oyuncusu şu sıralar Hull City’de oynayan  yarı-Fransız Daniel Cousin olmuş. Lens ve Rangers gibi takımların formasını da giyen Daniel Cousin’ın milli formayla 37 maçta 28 golü var. Ülke futbolu FIFA Dünya sıralamasında  en yüksek derecesini 1996 Ocak ayında 45. lik ile elde etmiş. Şu an ise 48. sıradalar ve son dönemde ülke futbolunda yaşanan gelişmeler, çok yakın bir zamanda bu derecenin üstüne çıkacaklarının habercisi…

Gabon  şu an Dünya Kupası Afrika elemeleri 3. turunda yer alıyor ve bu bile ülke futbolu için tarihi bir başarıyken, onlar grupta 2 maçta topladıkları 6 puanla grupta liderler. Daha da ilginç olan Gabon’un grupta geride bıraktığı rakipleri. Gabon, geçen Dünya Kupasına katılan Togo, Fas ve Kamerun‘u geride bırakmış durumda;

Grup A
Takım MP W D L GF GA Pts
Gabon 2 2 0 0 5 1 6
Togo 2 1 0 1 1 3 3
Fas 2 0 1 1 1 2 1
Kamerun 2 0 1 1 0 1 1

Dünya Kupası Afrika elemeleri 3 tur üzerinden oynanıyor. En çok takımın katıldığı 2. turda 12 grupta 48 takım mücadele ediyor. 2010 Dünya kupası öncesi bu turda 12 grubun 2 tanesi  3’er takımdan oluştu. Yani 46 ülke takımı mücadele etti.Bunun sebebi Eritre ve Etiopya’nın diskalifiye edilmesiydi. Bu turda 12. grubun birincileri ve en iyi 8 grup ikincisi bir üst tura yükseliyor. Bu turda 5. Grupta yer alan Gabon, Gana ve Libya 12’şer puan topladılar. Grup sonuncusu Lesotho ise 6 maçta 0 puan toplayarak grubu sonuncu bitirdi. Grupta averajla 1. olan Gana’nın ardından, Gabon’da en iyi 8 grup ikincisinden biri olarak 3. tura çıkmaya hak kazanmıştı.

Stade Omnisport, Gabon

3. turdaki grupta kağıt üzerinde en zayıf takım görüntüsünde olan Gabon, henüz yolun başında tepeye oturdu. Daha oynanacak çok maç var ve grupta sıralamalar birçok kez değişecektir. Ancak Gabon şu ana kadarki performansıyla, 2010 Dünya Kupası’na katılan sürpriz takımlardan biri olabileceğini hissettiriyor. Gabon gruptaki ilk maçında, deplasmanda Fas’ı 2-1 yenmiş ve 2. maçında da Togo karşısında 3-0’lık farka gitmişti. Grupta Gabon’un kırılma noktası yaratabileceği maç 20 Haziran’da Gabon’un başkenti Libreville’de oynanacak. Rakip Afrika’nın en güçlü takımlarından Kamerun. Gabon bu maçı da kazanırsa 3’te 3 yaparak tepeye oturmuş olacak. Dünya Kupası Afrika elemelerinin son turunda 5 grubun birincileri Güney Afrika’daki kupaya katılmaya hak kazanacak. Ev sahibi kontenjanından da Güney Afrika’nın kupada boy göstereceğini düşünürsek, kupada 6 Afrika ulusal takımı olacak.

Roguy Meye, Ankaraspor

Gabon’un şu ana kadar elemelerdeki en iyi oyuncusunu da çok yakından tanıyoruz. Ankaraspor’da oynayan Roguy Meye, Gabon’un oynadığı son 7 maçta rakip takımların kalelerine 4 gol atmış. Ankaraspor‘a geçtiğimiz Ocak ayında Macaristan 1. Lig takımlarından Zalaegerszegi TE‘den transfer olmuştu.Gabon kadrosunda dikkat çeken diğer iki oyuncu da Catilina, Pierre-Emerick ve Willy Aubameyang kardeşler. Milan altyapısından yetişen üç kardeş, gereken seviyelere gelemedikleri için sürekli diğer takımlara kiralanmışlarve ardından da Milan’dan ayrılmışlardı. Milan’da olma sebebleri de, Milan gözlemcisi olan babaları Pierre Aubameyang‘di. Babalarının kontenjanı sayesinde Milan kadrosunda yer alan Aubameyang kardeşlerin en büyüğü Catilina şu an 25 yaşında ve Fransa’nın AC Ajaccio takımında oynuyor. Ortanca kardeş Willy ise, bu sezon Milan’dan Avellino takımına kiralanmıştı. Artık 22 yaşına glen Willy’nin Milan’dan bu yaz ayrılması muhtemel zira, ilerleyen yıllarda Milan’da oynayacak kapasiteye sahip değil. En küçük kardeş Pierre-Emerick ise 1989 doğumlu ve sezon başında Milan’dan Fransa 2. lig takımı Dijon’a kiralanmıştı. Dijon formasını giydiği 33 maçta 8 gol atan Pierre-Emerick Lille‘in dikkatini çekmiş olacak ki, sezon tamamlanır tamamlanmaz, gelecek yıl için Milan’dan satın alma opsiyonuyla kiralandı. Lille’in geçmiş yıllarda oyuncuların basamak atladığı bir takım olduğunu düşünürsek, Pierre-Emerick’in doğru yerde olduğunu söyleyebiliriz.

Gabon milli takım kadrosunda yer alan oyuncuların bir çoğu ya Ligue 1 takımlarının yedek oyuncuları ya da Ligue 2’de forma giyen oyunculardan oluşuyor. Kadroda 12 takımlı Gabon liginde forma giyen oyuncular da var. Gabon’da geçen yıl şampiyon olan Stade Mandji takımından sadece bir oyuncu Gabon kadrosunda bulunuyor. Bunun dışında diğer takımlardan da birkaç oyuncu kadroya dahil edilmiş. Teknik direktörlüğünü 2006’dan bu yana, uzun yıllar Bordeaux’da oynayan Alain Giresse‘nin yaptığı Gabon’un bu yükselişi sona kadar gider mi bilinmez? Ancak 2010 Dünya kupasında bu kadar zor bir gruptan sıyrılarak, katılmayı başarırlarsa onları uzaklardan destekleyen birçok kişi olacaktır.