Bordeaux’nun şampiyonluk fotoromanı…

Yoann Gouffran’ın Bourdeaux’yu şampiyonluğa ulaştıran gol vuruşu… Goufrann bu golle yetiştiği takımın ipini çekti ve onları Ligue 2’ye gönderdi.

Golün ardından, Bordeaux’nun şampiyonluğunda çok önemli bir rol oynayan Mauroune Chamakh, yıllar önce teknik direktörleri Blanc’ın Barthez’in kafasını öptüğü gibi, Goufrann’ın kafasını öpüyor… Okumaya devam et

Şampiyon Bordeaux!

Bordeaux 10 yıldan sonra, 7 yıllık Lyon hegemonyasını yıkarak şampiyonluğa ulaştı. Ligue 1’de heyecan son haftaya kadar kalmıştı ve Bordeaux’un şampiyon olabilmesi için düşmeme mücadelesi veren Caen’i yenmesi onları şampiyonluğa ulaştıracaktı. 1-0 kazanarak şampiyonluğa ulaşan taraf oldu Bordeaux. Maç bir yandan şampiyonu belirlerken, bir diğer yandan da düşen takımlardan birini daha belirledi. Sahadan yenik ayrılan Caen, Bordeaux’un şampiyonluk kutlamalarının gölgesinde Ligue 1’e veda etmiş oldu.

Bordeaux’un golünü atan Yoan Gouffran Caen altyapısından yetişip, sezon başında Bordeaux’ya transfer olmuştu. Goufrann geçen sezon Caen’in en önemli oyuncusuydu. Bu sezon onun takımdan ayrılması Caen’i zaten olumsuz etkilemişti. Birde son maçta Goufrann eski takımının biletini kesmiş oldu.

Sahada oynanan futbolu konuşmanın pek bir anlamı yok. Ama söylenmesi gereken birşey var ki; Bordeaux yine sahayı domine eden taraf değildi. Maçı rahat kazandıklarını söylemek mümkün değil. Son 3 haftadır olduğu gibi, yine tek farkla kazandılar. Ama bu üstüste kazandıkları 11. maç oldu. Ligin sonuna doğru müthiş bir form tuturdular ve bu da onlara şampiyonluğu getirdi.  Bu son periyotta, Aralık ve Ocak ayındaki müthiş futboldan uzak bir görüntü sergileseler de, maçları kazanabilmeleri önemliydi ve bunu başardılar.

Bordeaux’un yükseliş trendine girdiği her iki dönemde de Yoann Gourcuff’un müthiş futbolu rastlantı değildi elbette. Takımın performans yükseltmesinde de, düşürmesinde de anahtar rol oynayan o oldu. Son 11 maçlık periyotta da takımı şampiyonluğa ulaştıracak sorumluluğu aldı. Bordeaux, Zidane’dan beri takımı bu kadar taşıyan bir oyuncu daha bulamamıştı ve Gourcuff’un bonservisinin de alınmış olması onları gelecek sezon için  bir adım öne çıkarıyor.

Bordeaux’un şampiyonluk hikayesine daha sonra gireceğimden; keskin bir dönüşle gol pozisyonuna geri dönelim. Goldeki Gourcuff’un akıl dolu pası ve Tremoulinas ‘ın şahane ortası en az gol kadar güzeldi. Özellikle Tremoulinas’ın bu sene takıma entegre olmayı başarması ve performansı çok etkleyiciydi. Tremoulinas örneğinin Türk futbolu için çok önemli mesajlar verdiğini düşünüyorum. Tabi görebilmek önemli olan!

Son şampiyonluktan bu yana 10 yıl geçmişti aradan ve Bordeaux son 10 yıla 1 şampiyonluk sığdırabildi. Ama bu şampiyonluğun, Lyon’u devirerek gelmesi ayrı bir değer taşıyor. Lyon giderayak Fransız futbolunun lokomotif takımı olmuştu ve onların şampiyonluk koltuğundan uzun süre daha indirilmeleri mümkün görünmüyordu. Sezon boyunca çok değişken bir puan sıralaması içinde tüm takımların yeri değişirken, Lyon hep zirvedeydi. Ligin son haftalarına doğru Lyon’u alta çeken Marsilya olmuştu. Marsilya’nın o dönemki formu da onların şampiyon oacaklarının habercisiydi adeta. Ancak Lyon, Marsilya’dan aldığı darbenin acısını fena halde çıkardı. Marsilya Velodrome’da oynanan Lyon maçı dışında şampiyonluk için herşeyi yapmış gibi görünse de, Bordeaux sessiz ve derinden gelip, ligin bitimine 2 hafta kala liderliği aldı ve şampiyonluğu kazandı.

Şahane bir sezondu!

Ligue 1: Hafta 38

Hahta 38 – Sezon 2008/2009
30 Mayıs Cumartesi, 2009
SM Caen 0 – 1 Bordeaux
Grenoble Foot 38 0 – 1 FC Sochaux
Lille 3 – 2 AS Nancy Lorraine
FC Lorient 1 – 1 Le Mans UC 72
Marsilya 4 – 0 Stade Rennais FC
FC Nantes 2 – 1 AJ Auxerre
OGC Nice 0 – 0 Havre AC
Paris Saint-Germain 0 – 0 AS Monaco FC
AS Saint-Etienne 4 – 0 Valenciennes FC
Toulouse FC 0 – 0 Olympique Lyon

Ligue 1’in “yenileri” belli oldu.

Ligue 2’de dün gece oynanan son maçların ardından terfi eden takımlar belli oldu. Birkaç hafta önce Ligue 1’e terfi etmesi kesinleşen ilk takım Lens olmuştu. Lens’in ardından Ligue 1’in çaylakları son maçlar sonucunda belli oldu. Gelecek yıl Ligue 1’de mücadele edecek olan diğer takımlar Montpeiller ve US Boulougne oldu. Ligue 2’de uzun bir süre tepede olan Strasbourg ve Metz takımları da ligin sonuna doğru girdikleri düşüş trendinin bedelini ağır ödediler. Onların düşüşte oldukları haftalarda kazanan Montpeiller ve US Boulougne takımları mutlu sona ulaşmış oldular.

Son hafta maçlarında Montpeiller kendi sahasında Strasbourg’u 2-1 yenerek onları iyice yaklaştıkları Ligue 1’in dışına ittiler. Strasbourg son maçta Montpeiller ile berabere bile kalsa, Ligue 1’e terfi edecekti. Neredeyse bütün sezonu ilk 3 takım içerisinde sürdüren Metz ise, son 8 haftada aldığı 5 beraberlik ve 2 mağlubiyetle işin sonunu getirememiş oldu. Son hafta Guingamp karşısında kazanmış olmaları da hiç birşeyi değiştirmedi.

Strasbourg ise son 8 maçında 4 mağlubiyet 1 beraberlik almıştı. Bundan 8 hafta önce ligden çıkma ihtimali bu kadar yüksek olan bir takımın, böyle bir düşüş yaşayarak bu hakkı son haftada kaybetmesi onlarda şok etkisi yaratmıştır. Strasbourg kaybederken, son 11 maçını 9 tanesini kazanan US Boulogne’de Ligue 1’e koştu adeta…

Ligue 1’in yenilerinden olacak olan Montpeiller ise, Ligue 1’de en çok görmek istediğim takımlardan biriydi. Montpeiller 90’lı yılların sonlarına doğru Ligue ‘in en dişli takımlarından biriydi. O dönemde takımı sırtlayan Ibrahim Bakayoko‘da o dönemlerde en çok sevdiğim futbolculardandı. Bakayoko’nun Marsilya’ya gitmesinin ardından kadrosu zayıflayan Montpeiller 2003 yılında bir alt lige düşmüştü. Şimdi ise geri dönüyorlar ve yine iyi bir golcüyle… Bakalım Ligue 1’de Victor Montano onları sırtlayabilecek mi?

Final Countdown

Avrupa’nın bütün büyük liglerinde şampiyon takım belli olmuşken, Fransa’da heyecan son haftaya taşınmış durumda! Bugün oynanacak maçlar sadece şampiyonu belirlemekle kalmayacak elbette. Avrupa kupalarına gidecekler ve ligden düşenler de son maçlarla, son halini alacak. İngiltere, İspanya, İtalya ve Almanya’da şampiyon takımların belli olmasının ardından, geriye tek kalan büyük ülke ligi olan Fransa’da en çok merak edilen de şampiyonun kim olacağı olacak. Çünkü be sezonki şampiyonluk sıradan bir şampiyonluk olmayacak. İşte sorular ve olası cevapları…

Şampiyon kim olacak?

Tepede Bordeaux oturuyor ve kulüp tarihinde daha önce kazanılmış 5 şampiyonluk var. Son maçları düşmemek için çabalayan Caen ile olacak. Beraberlik dahi Bordeaux’u şampiyonluğa ulaştırıyor. Marsilya’nın şampiyon olabilmesi için ise herşeyden önce Rennes karşısında mutlaka kazanması gerekiyor. Marsilya, Bordeaux ile aralarında olan3 puan farkı kapatması da yetmiyor. Marsilya’nın, Bordeaux’dan daha farklı  kazanması da gerekiyor.

Şampiyonlar Ligine kimler gidecek?

Bordeaux ve Marsilya halihazırda Şampiyonlar Ligine direkt olarak katılma hakkını kazandılar. Ligi 3. sırada bitireceği kesinleşen Lyon ise Şampiyonlar Ligine katılmak için ön eleme maçı oynamak zorunda. Lyon’un son maçtaki rakibi de 7 puan arkasında 4. sırada yer alan Toulouse.

UEFA Avrupa Ligine kimler gidecek?

Fransa kupasını kazanan Ligue 2 takımı EA Guingamp gelecek yıl tarihinde ilk kez Avrupa Liginde mücadele edecek. EA Guingamp geçen ay Fransa Kupası finalinde Rennes’i 2-1 yenerek kupayı kazanmıştı.

UEFA Avrupa Ligine ligdeki pozisyonları itibariyle gitmesi muhtemel takımlar ise; Toulouse, PSG, Rennes ve Lille. 4. ve 5. sırada yer alan Toulouse ve PSG’nin 63’er puanları var. O yüzden Avrupa Ligi bileti almaları, iki puan altlarında yer alan Rennes ve Lille’e göre daha yüksek. Toulouse ve PSG haftayı 3 puanla kapatırlarsa, diğer maçlara bakılmaksızın Avrupa Ligine katılım hakkını kazanmış olacaklar.

Rennes ve Lille ise hem kazanmak zorundalar, hem de Toulouse ile PSG’nin kaybetmeleri gerekiyor. Toulouse ve PSG’nin olası beraberlikleri ve Rennes ile Llle’in kazanması halinde ise 64 puana sahip 4 takım olmuş olacak Böyle bir durumda ise averaja bakılacak. Averaj bakımından Toulouse’nin(+18) diğer takımlara bariz bir üstünlüğü var. TFC’nin ardından Rennes(+12), PSG(+11) ve Lille(+11) geliyor.

Ligden kimler düşecek?

Ligin altında kalan 3 takımın düşeceği Ligue 1’de ilk düşen takım haftalar önce belli olmuştu. Matematiksel olarakta düşmeyi garantileyen ilk takım Havre AC olmuştu. Geriye ligden düşmesi gereken 2 takım kalıyor ve düşme olasılığı olan 5 takım arasından belli olacak diğer düşecek takımlar. Son haftada çözülecek düğümün avantajlı takımları 39 puanlı Sochaux ve Le Mans. Onların arkasında 37 puanlı Caen ve Saint-Etienne bulunuyor. 34 puanlı Nantes ise düşmesi en muhtemel takımlardan biri olarak son haftaya giriyor.

Son haftada düşme hattındaki takımlar için averajlarda çok önemli olacak. Bu bağlamda en avantajlı takım -6 gol averajına sahip Caen, ancak Caen’in de fikstür(Bordeaux ile oynuyorlar.) ve puan dezavantajı var. İkinci en iyi gol averajına sahip takım ise -9 ile Sochaux. Onlar son hafta da ligde herhangi bir iddiası olmayan Grenoble ile oynayacaklar. Çok kötü bir sezon geçiren Saint Etienne’ in ise gol averajı -20. Bu averajları sadece düşme hattındaki Nantes’dan(-22) iyi. Saint Etienne 75. yılını kutladığı(nasıl kutlamaysa?) sezonda son maçını Valenciennes ile kendi sahasında oynayacak ve düşmemek için son mücadelesini verecek.

Gourcuff Bordeaux’da kaldı.

Uzun zamandır konuşulan transfer gerçekleşti ve Yoann Gourcuff Bordeaux ile 4 yıllık sözleşme imzaladı. Son dönemde Gourcuff’un yaptığı açıklamalar da bu işin habercisiydi. Bordeaux’da şampiyonluğa koşmanın  heyecanı içinde, haftasonu gelmeden taraftarlarına ilk sevindirici haberi vermiş oldu. Bordeaux, Yoann Gourcuff için Milan’a sezon başında kiralama bedeli için ödediği 1.6 milyon euro’ya ek olarak 13.6 milyon euro daha ödeyerek 23 yaşındaki oyuncunun bonservisini aldı.

Ligue 1’de Yılın Oyuncusu olan Gourcuff’un transferi Bordeaux resmi sitesinden duyuruldu. Gourcuff defalarca tekrarladığı gibi Bordeaux’da mutlu olduğunu söylemiş. Gourcuff’un Bordeaux’da yola devam etmesinde anahtar rolü teknik direktör Laurent Blanc oynamıştır muhtemelen. Revizyonun eşiğindeki Milan, Gourcuff’u takıma katarak, revizyondaki ilk hamlesini yapabilirdi. Ancak onun yerine Gourcuff’un satışından gelen 15 milyon euro ile revizyon için gerekli olan bütçeye katkıda bulunmuş oldular. Ancak Gourcuff ayarında bir oyuncu bulmanın da zor olduğunu belirtmek gerekiyor.

Bir başka açıdan da Gourcuff’un Milan’a dönmeme sebeplerinden başlıcası olduğunu düşündüğüm Carlo Ancelotti takımdan gönderilmenin eşiğinde. Gourcuff’u birkaç yıl sonra Bordeaux’dan transfer etmek isteyenler içinde Milan’da olursa kimse şaşırmasın!

SPL İstatistikleri 2008-2009

Lig de artık sona erdiğine göre, istatistiksel bilgi (yazması bile zor ha) verme zamanı gelmiştir diye düşünüyorum. Birçok istatistiki veriye internet üzerinden ulaştım, umarım sizler için aydınlatıcı ve hoş bir yazı olur.

Gol Krallığı: Rangers’ın forveti Kris Boyd, takımına şampiyonluk yolunda 27 gollük bir katkıda bulunarak, gol kralı olma başarısına erişti. Çok değil, daha geçen sezon, hatta bu sezonun başında bile yedek oyuncu olarak maçlara başlayan Boyd, bu performansı ile EPL’ye de göz kırptı diyebiliriz. Gelecek sezon Premier Lig’de oynayacak olan Birmingham kendisinin ilk taliplerinden. İkinci ve üçüncü sırada sırasıyla 16 ve 15 gol ile Celtic forvetleri Scott McDonald ile Georgio Samaras var. Celtic’te u sezon pek varlık gösteremeyen Vennegor of Hesselink ikinci planda kalmış artık. Gol Krallığında dördüncü sırayı 13 gol ile Motherwell’in genç oyuncusu David Clarkson elde etti.

Asist Krallığı: Bu ödülü 2006-2007 sezonunda da kazanan Nakamura, büyük ihtimal giderayak yaptığı 10 asist ile ödülün sahibi oldu. Yalnız geçen sezon asist kralı olan Aiden McGeady’nin 16 asist yapmış olması, bu sezon bireysel yeteneğin ön plana çıktığını gösteriyor bizlere. Son üç sezonda üst üste 3 Celtic’li ödülün sahibi oldu. Bu sezon ikinci sırayı eski bir Celtic’li, şimdi Rangers’da forma giyen Kenny Miller 9 asist ile aldı. Kenny Miller tam bir yardımcı forvet tipinde oynadı bu sene. Daha çok Boyd ve Velicka’ya çalıştı anlaycağınız. Özellikle Celtic derbisinde Velicka’ya ve sezonun son maçında Lafferty’ye yaptığı asistler ile şampiyonluğun önemli taşlarından biri oldu.

Toplam Seyirci: Bu konuyu kısa geçelim. Son 10 sezondur olduğu gibi yine sezon boyunca en fazla seyirciyi Celtic topladı. İskoçya’daki en büyük stadın Parkhead olmasınında avantajı var tabii. Celtic tribünlerini sezon boyunca 1,095,740 seyirci ziyaret ederken, Rangers için bu rakam 941,137 oldu.

Sezonluk Seyirci Averajı: Tahmin edildiği üzere yine birincilik Celtic’in. Maç başına ortalama 57,671 seyirci ile ikinci sıradaki Rangers’a yaklaşık 8000 fark attılar. Rangers’ın averajı 49,534.

En Fazla Şut Çeken Takım: Giderek değişik verilere başlıyoruz ama güzel bilgiler var. Ligin en çok şut çeken takımı 535 şut ile Rangers. Bunların 283’ü isabetli olmuş. İkinci Celtic 503 şut çekmiş, isabetli olanların sayısı 276. Celtic %54.87’lik bir isabet oranı kaydederken, Rangers’da bu oran %52.89 olarak yer almış. Üçüncü sırayı ise 376 şut denemesi ve 175 isabet ile Hibernian almış.

En Fazla Şut Çeken Oyuncu: Bu istatistikte Celtic ve Rangers dışında başka bir takım ön plana çıkıyor. Tabii ki ligin gol kralı Kris Boyd en fazla şut çeken oyuncu. Attığı 119 şutun 66’sı isabetli olmuş. En Fazla Şut Çeken Takım sıralamasında üçüncü sırada yer alan Hibernian’ın forveti Derek Riordan, sezon boyunca denediği 91 şut’da 51 isabet bularak ikinci sırada kendisine yer buldu. Kris Boyd’un isabet oranı %55 olurken, Riordan onu kıl payı ile geçerek %56’lık bir isabet oranı yakalamış.

En Fazla Gol Yemeyen Takım: İngilizce’de ‘Clean Sheet’, Türkçe mealini tam bulamadım. Celtic ve Rangers, lig boyunca 17’şer maçta gol yemeyerek bu ödülü paylaştılar. İkinci sırayı da 14 ile Aberdeen aldı.

En Fazla Gol Yemeyen Kaleci: Tabii ki Celtic kalecisi Boruc, takımının gol yemediği 17 maçın 15’inde kalesinde olduğundan bu ödüle layık görüldü. Rangers kalecisi Allen McGregor’un İskoçya milli takımı hadisesi ile kaleyi kaybetmesinden ötürü son maçlarda forma giyemedi ve ikincilik 14 maç ile Aberdeen kalecisi Jamie Langfield’in oldu.

En Fazla Sarı Kart (Takım): Bu ünvan sezon boyunca 92 sarı kart ile Kilmarnock’un oldu. Celtic ile Motherwell, 49’ar sarı kart ile en centilmen takımlar olurken, Rangers 65 sarı kart ile orta sıralarda yer aldı.

En Fazla Sarı Kart (Oyuncu): Bu ünvan 13 sarı kart ile Kilmarnock’un İtalyan orta saha oyuncusu Manuel Pascali’nin oldu. İkinci sırayı Inverness’in defans oyuncusu Ross Tokely ile Hibernian’ın defans oyuncusu Souleymane Bamba 12’şer sarı kart ile paylaştılar.

En Fazla Kırmızı Kart (Takım): En fazla kırmızı kart gören takım, 9 kırmızı kart ile Hearts olurken, ikinciliği 7’şer kırmızı kart ile Hamilton ve Falkirk paylaştı. Celtic sezon boyunca gördüğü 2 kırmızı kart ile yine centilmen bir ekip olduğunu gösterirkeni, Rangers’da bu sayı 5’e çıktı.

En Fazla Kırmızı Kart (Oyuncu): Son istatistik olarak, ödülümüzü (!) birçok oyuncunun paylaştığını belirtmek isteriz. Bu isimler Hibernian’dan Souleymane Bamba, Rangers’dan Sasa Papac, Aberdeen’den Charlie Mulgrew, Motherwell’den Paul Quinn, Hearts’dan Marius Zaliukas ve Hamilton’dan Martin Canning oldular.

Son olarak en golcü takımın attığı 80 gol ile Celtic olduğunu belirtirken, kalesinde en az gol gören takımından 28 gol ile Rangers olduğunu vurgulamak isterim. İskoç Premier Liginden, Birinci Lig’e düşen takım Inverness CT olurken, Premier Lig’e merhaba diyen ekip de St. Johnstone oldu.

by deNNis

Charlie Mulgrew

Finalin en güzel karesi…

Bilmiyorum diğer bloglarda yer aldı mı bu fotoğraf. Ancak bana göre Şampiyonlar Ligi finalinin en güzel karesi… Fotoğrafın güzelliği, Barcelona’nın 2. golünü resmetmesi değil, Van der Sar’ın yüz ifadesi kanımca! 38 yaşındaki adamın düştüğü hallere bakın! ((:

Neyse bu fotoğraf çok şey düşündürür, söylettirir! Fotoğrafı büyütmek için üzerine tıklayın, aklınızdan geçenler için ise yorum yazın ;)

Şampiyonlar ligi finaline Ligue1 damgası…

Şampiyonlar Ligi 2008/09 müthiş bir finalle son buldu. Barcelona’nın oynadığı şeyin adı neyse onun hastası oldum,  sadece bu kadarını söyleyip başlıktaki mevzuya gelelim. Şampiyonlar ligi finalinden Fransa’ya birşeyler çıkarmamak olmazdı. -Benden de zaten bu beklenirdi.- Finalde oynayan oyuncuların 4 tanesi Ligue 1’den gelip geçmiş oyunculardı. Bunların  3 tanesi Barcelona formasıyla sahadaydılar dün gece. Bir numara kuşkusuz; Thierry Henry idi. 1994-99 yılları arasında Monaco forması giyen Henry, Monaco forması altında parlamış ve buradan Juventus’a yelken açmıştı. Juventus serüveninin tatsızlığı, Arsenal’de yerini nefis bir performansa bırakmıştı. Ardından Katalunya’nın yolunu tutan Henry dün gece sahadaki iki Fransızdan biri ve Ligue 1’den geçmiş oyuncuların en önemlisiydi.

Barcelona formasını terleten -gerçekten terletmemekten sırılsıklam olan- diğer Ligue 1 damgalı oyuncular ise Fildişi Sahilli Yaya Toure ve Malili Seydou Keita idi. Yaya Toure dün gece her zamanki mevkisi orta saha yerine defansta oynadı. Onu Monaco’dan Barcelona’ya taşıyan ortasahadaki olağanüstü futbolu olmuştu. Ancak görüldüğü üzere Yaya Toure defansta da çok iyi oynuyor, bunu da yazdık bir kenara!

Oyuna Henry’nin yerine sonradan giren Seydou Keita ise bir zamanlar Marsilya, Lorient ve Lens’te oynamıştı. Lens’ten sonra Sevilla’da başarılı bir dönem geçiren Seydou Keita  sezon başında Barcelona’ya transfer olmuştu. Dün gece Barcelona adına sahada olmayan ve bir zamanlar Ligue 1’de oynayan diğer oyunculara değinmezsek olmaz. Barcelona’nın finaldeki en önemli eksiklerinden Eric Abidal’de Monaco, Lille ve Lyon’da oynadıktan sonra Barcelona’ya transfer olmştu. Rafael Marquez’i de unutamak gerek tabi! Meksikalı oyuncu 1999-2003 yılları arasında Monaco’nın kırmızı-beyazlı formasını terletmişti. Dikkatinizi çekmek istiyorum! Seydou Keita dışında adı geçen diğer oyuncuların tamamı Monaco formasını giymiş oyuncular. Fenerbahçe’deki Sakaryalılar gibi bu Barcelonadaki Monacolular…

Manchester United forması giyen Patrice Evra’nın da 2002-06 yılları arasında Monaco formasıyla parlayıp Manchester United’a transfer olduğunu yazdığımda, “Yuh artık!” diyeceğinizi biliyorum. Bu ayrıca Evra’nın sahadan başı eğik ayrıldığı ikinci Şampiyonlar ligi finaliydi. Hatırlarsınız, 2004’te de Monaco formasıyla finalde Porto’ya kaybetmişlerdi. Ha bu arada yazının başlığına bir müdahalede bulunmam gerek: “Şampiyonlar ligi finaline Monaco damgası… ” Böyle daha iyi oldu sanki ;)

Sertic Fransa’yı seçti… Şimdilik!


Bordeaux altyapısından yetişen ve ligin en kritik haftalarında Bordeaux’da bir anda forma giymeye başlayan Grégory Sertic, Toulon Gençler Turnuvası için Fransa U-21 kadrosuna çağrıldı. Hırvat kökenleri olan Grégory Sertic’de Fransa milli takım formasını giymeyi kabul etti. Ancak 19 yaşındaki oyuncu gelecekte Hırvatistan milli takımı için açık kapı bıraktı.

Grégory Sertic’in büyükbaba tarafından kökenleri Hırvatistan’a dayanıyor ve ligin 36. haftasındaki Le Mans maçında onu Hırvatistan teknik direktörü Slaven Bilic de izlemişti. Grégory Sertic, Bordeaux’da ilk kez 33. haftadaki rennes maçında forma giymişti. Genç ortasaha oyuncusunu daha kimse tanımazken, bir hafta sonra Lauren Blanc ona Sochaux karşısında yine şans vermişti. Sertic o maçın hemen başında Bordeaux’u öne geçiren golü atarak dikkatleri üzerine çekmişti. Grégory Sertic takıma Brezilyalı Wendel’in sakatlanmasıyla dahil olmuştu. Ancak 33. haftada kaptığı formayı o günden bu yana kaybetmedi. Geçen haftaki Monaco maçı dışında, Sertic hep ilk onbirdeydi bu dönemde. Gayet iyi de oynadı. Bu sezon Blanc Bordeaux altyapısından Benoît Tremoulinas takıma tam olarak entegre etti. Benoît Tremoulinas çok çok iyi bir sezon geçirdi. Blanc gelecek sezon için de Grégory Sertic ve Abdou Traore’yi takıma dahil etmek için hazırladı. Hem Sertic, hem de Traore için gelecek yıl daha da iyi geçecektir…

Bir dönemin sonu…

Lyon’un 7 yıllık şampiyonluk serisinin son bulduğu bu sezonda, 7 şampiyonlukta da takımda olan Juninho’nun da takımdan ayrılacak olmasıyla tam anlamıyla bir dönem sonlanıyor. Lyon’un son 7 yıldaki en önemli oyuncusuydu Juninho ve “Kaptan” Lyon’daki değişimin ilk adımını atarak, takımının yine önü açtı. Dün itibariyle Juninho’nun Lyon’dan ayrılcağı resmiyet kazandı. Juninho arkasında müthiş bir Lyon kariyeri bırakıyor. Domestik anlamda tüm şampiyonlukları tattı bu forma altında, ancak Şampiyonlar liginde arzuladığı başarıyı elde edemeden gidiyor Juninho…

Geçen cumartesi Juninho’nun Stade Gerland’taki son maçı oldu. Bu maçta Lyon forması altındaki 100. golünü atması film gibi bir kapanış oldu. Lyon gelecek yıldan itibaren yola Juninho’suz devam edecek. Ya onun yerine birilerini koymayı deneyecek, (ki onun gibisini bulmak zor) ya da yeni bir oyun dizilişi adapte edilmeye çalışılacak. Her kisi de son 7 yıldır Juninho ile müthiş işlerlik sağlaış bir sistemi oturtan Lyon için zor gözüküyor.

Juninho 2001’in Haziran ayında Lyon’a, Brezilya kulübü Vasco da Gama’dan bedelsiz transfer edilmişti. Onu VHS video kasetlerden izleyerek keşfeden kulubün efsanevi oyuncusu Bernard Lacombe olmuştu. O günden bu yana Juninho 344 maçta Lyon formasını giydi ve 100 gol attı. 100. gol geçen Cumartesi Caen’e attığı goldü. Attığı 100 golle Lyon tarihinin en çok gol atan 4. oyuncusu oldu Juninho. Onun önünde Lyon’da tüm zamanların en çok gol atan sembol oyuncuları var. Fleury Di Nallo, Bernard Lacombe ve Serge Chiesa ile birlikte Juninho’da Lyon kulübünün efsanelerinden biri artık.

Juninho attığı gollerin 75’ini Ligue 1’de, 18’ini Şampiyonlar liginde ve 7 tanesini de Fransa Kupasında atmış. Attığı gollerin 64 tanesini Stade Gerland’ta atmış. Deplasmanda ise 36 golü var. Bir diğer ilginçistatistik, attığı 100 golün 91 tanesini sağ ayağıyla, 5 tanesini sol ayağıyla ve 4 tanesini de kafayla atmış.

Merak edilen istatistik ise Juninho’nun frikikten attığı gol sayısı olmalı’ Juni attığı gollerin 44 tanesini şahane frikileriyle atmış. Şampiyonlar Liginde 10 frikik golü var. Juninho’nun 14 tane de penaltıdan golü var.

Juninho Lyon  kariyerinde oynadığı 344 maçta 117 asist yapmış ki, attığı gollerle bunu topladığımızda Juninho’nun atılan 217 golde aktif rol oynadığını söyleyebiliriz. Juninho’nun sahada olduğu 344 maçta Lyon takımı 534 gol atmış. Juninho bu gollerin 217’sinde var. Yani takımın gollerinin % 41’i Juninho sayesinde atılmış. Daha fazla söze gerek yok sanırım!

WonderKid: Aiden McGeady

İskoçya’nın bu aralar en çok konuştuğu isimlerden Aiden McGeady. Enteresan bir şekilde, futbolda çok da tercih edilmeyen 46 numaralı formayı giyiyor Celtic’in genç yıldızı. Tamam 1986 doğumlu adama genç denmez ama, o adam 17 yaşında Celtic A takımında düzenli forma bulmaya başlamışsa, iş değişir.

İrlandalı bir anne babanın çocuğu, kendisi İskoçya doğumlu. Gelen tüm tekliflere rağmen, İrlanda milli takımını seçmiş olması, onu hem Celtic’lilerin hem de vatandaşlarının gözünde kahraman yapmış adeta. Kahraman olmasının tek sebebi bu değil. Galatasaray için Arda Turan şu anda ne ifade ediyorsa, Celtic için de Aiden McGeady odur. Pozisyon olarak sol açık veya ileri solda oynayabiliyor.

17 yaşını henüz bitirmişken, 2003-2004 sezonu sonlarında oynanan ve ilk forma giydiği maç olan Hearts maçında oyuna girdikten 17 dakika sonra ilk golünü kaydederken, Celtic taraftarları bir yıldızın doğuşuna şahit oluyorlardı adeta.  Ayrıca 2007-2008 sezonunda hem Futbolcuların seçtiği Yılın Oyuncusu, hem de Federasyonun seçtiği Yılın Genç Oyuncusu ödüllerini beraber kazanarak, İskoç Premier Ligi’nde bunu başaran ikinci oyuncu olduğunuda, artık Celtic taraftarları, satın aldıkları formaların arkasına onun da ismini yazdırmaya başlamıştı. Yeteneklerini buradan izleyebilirsiniz.

İskoç medyasının üstüsündeki baskıyı artarak hisseden McGeady, Türkiye’de Arda Turan’a yapılanların aynısına burada maruz kalıyor, sonunda teknik direktör Gordon Strachan ile arası açılıyordu. Bu sezonun ilk devresinin sonlarına doğru, Aralık ayının içinde teknik direktör tarafından 2 haftalık men cezası alan McGeady, aynı dönem içerisinde aylık maaşından da oluyor, fakat herşeye silbaştan başlayarak, teknik direktörü ile barışıp, formayı tekrar sırtına geçiriyordu.

Rangers’a karşı oynanan Co-op Insurance Cup Final’da, uzatmaların sonunda attığı 50 metrelik depar ile topa kendisinde daha yakın olan Kirk Broadfoot’a fark atarak topu kazanması ve daha sonra Broadfoot’un kendisini çaresizce yere düşürerek kazandığı penaltıyı gole çevirmesi, Strachan’a gönderilen bir özür mesajıydı adeta.

Ligin sona erdiği şu dönemlerde her ne kadar kendisi Celtic’te kalmayı çok istediği yönünde açıklamalarda bulunsa da, Martin O’Neill’ın kendisinin peşinde olduğu ve deyim yerindeyse ‘rüyalarını süslediği’ haberleri ortalıkta dolaşmaya başladı. McGeady gitmesine kesin gözüyle bakılan Nakamura ile birlikte bu yaz Glasgow’u terk ederse, ne yeşil-beyaz’ın bir anlamı kalır, ne de 46 numaralı formaların…

by deNNis