Ters açıdan Lens…

Dün Lens takımının Ligue 2 mücadelesine pilot kameranın açısından bakmıştık. Bugün ters açıdan bakıyoruz. Hemen başta belirteyim Lens dün oynanan maçta Tours ile 0-0 berabere kaldı. Çok önemli değil gibi görünüyor. Ancak başka birşey var! Bu basit bir kayıp değil. Lens mart ayında oynadığı maçların hiçbirini kazanamadı. 23 Şubat’ta oynanan Metz maçını 2-1 kazanan Lens, 24. hafta sonunda 50 puana ulaşmıştı ve en yakın rakibi Metz’in 8 puan önünde bulunuyordu. Geçen 5 haftada Lens 4 kez berabere kalıp, bir kez de kaybetti. Yani potansiyel 15 puanın sadece 4’ünü alabildiler. Gelinen noktada Lens 54 puanla, Strasbourg ve Metz’in 2 puan önünde. Üçüncü Montpellier’in ise 47 puanı var. Ligue 2’yi ilk üç sırada bitiren takımların, direkt bir üst lige terfi edeceklerini düşünürsek, henüz karamsar bir tablo çizmeye gerek yok. Ancak artık bu gidişe dur demek zorundalar.

Dünki yazımda, Lens’in geçen yılki kadrosunu koruduğunu yazmıştım. Lens kadrosunda Ligue 2’nin üzerinde oyuncular bulunuyor. İlk akla gelen isim; Kevin Monnet-Paquet. 20 yaşındaki oyuncu büyük kulüplerin dikkatini çekmiş durumda. Fransa’nın en önemli genç yeteneklerinden biri olduğu konuşuluyor. Ligue 2’de oynadığı 26 maçta 7 golü var. Lens altyapısından yetişen Kevin Monnet-Paquet, bugün İngiltere U-21 takımı ile maç yapan Fransa U-21 kadrosunda bulunuyordu. İtalyan kulüplerinin onunla ilgilendiği defalarca medyaya yansımıştı. Okumaya devam et

Cheikh M’Bengue

Toulouse çok ilginç bir takım gerçekten… Arkaplanda altyapı anlamında müthiş işler başarıyorlar. Yetiştirdikleri oyuncular bakımından Fransa’nın en başarılı takımlarından biri Toulouse. Flying Dutchman onların bir çekicilikleri olduğunu söylüyor. Açıkcası Palermo gibi alışık olmadığıız renkleri sayesinde bir çekicilikleri olduğu doğru… Ancak Ligue 1’deki bu yılki gidişleri, ligin en çok gol atan oyuncusunu kadrolarında barındırmaları ve en önemlisi sahadaki genç ve yetenekli oyuncularının fazlalığı gözleri onlara çeviriyor.

Toulouse’da bulunan birçok genç yetenek arasından sadece bir tanesini konu alacak bu yazı… Yazının kahramanı; Cheikh M’Bengue… Sol bekte oynayan M’Bengue, 4-1 kazanılan PSG maçında benim gibi tüm izleyenleri etkilemiştir muhtemelen. Zaten o maçta güzel oyununu birde asistle süslemişti. Son dönemlerdeki müthiş performansı onu Fransa U-21 milli takımına da taşıdı. Toulouse’un “wonderkid” seviyesindeki gençleri Etienne Capoue ve Moussa Sissoko ile birlikte, Fransa ümit millilerinin Estonya’yı 3-0 yendiği maçta forma giydi.

Cheikh M’Bengue, 1988 doğumlu yani 20 yaşında ve Toulouse altyapısından yetişti. Geçen yıl sadece 3 maçta forma giyen M’Bengue, bu sezon ciddi bir atılım gerçekleştirerek 20 maça forma giydi ve bu maçların 15 tanesine ilkonbirde başladı. M’Bengue, Jérémy Mathieu’nun yaşadığı sakatlık yüzünden eksik olduğu PSG maçında onu hiç aratmadı. Bu aslında Toulouse için sezon sonu sözleşmesi bitecek olan Jérémy Mathieu’nun gelecek yıl yerini doldurabileceğinin sinyallerini verdi. Jérémy Mathieu gibi önemli bir oyuncunun takımdan ayrılması halinde çok önemli bir kayıp olacağı bir gerçek ancak yerini altyapıdan gelen bir oyuncuyla neredeyse eksiksiz kapatabilmek de ayrı bir kazanç ve başarı…

Toulouse Cheikh M’Bengue, Etienne Capoue ve Moussa Sissoko gibi genç oyuncular ile Andre Gignac, Albin Ebonbo, Jérémy Mathieu, Daniel Brathen, Etienne Didot ve Daniel Congre gibi kaliteli oyuncularla şu anki Ligue 1 konumunu fazlasıyla hak ediyor. Bu takımın sezon sonu ilk üç takım arasında olması onları Şampiyonlar ligine taşıyabilir. Toulouse bu hakkı geçen defa elde ettiğinde 3. ön eleme turunda Liverpool ile eşleşmişti ve Şampiyonlar Ligine katılamamıştı. Bu kez Fransa’nın güneyinde senaryo farklı olabilir…

Nostaljik Futbol #3

Sylvain Wiltord’un Arsenal’e transfer olmadan önce; Fransa’daki son sezonu olan 1998/1999’dan bir kare. Wiltord o sezon Bordeaux formasıyla 22 gol atmış ve gol krallığına ulaşmıştı. Bordeaux ise, en son şampiyonluğunu o sezonun sonunda elde etmişti. Fotoğraf Bordeaux-PSG maçından… Unutmadan PSG’nin yerde yatan kalecisi, o dönemin şöhretli kalecilerinden Bernard Lama…

Nostaljik Futbol Serisi

Lens geri dönebilecek mi?

Yıllarca Ligue 1’in güçlü takımlarından biri oldu Lens. “Güçlü takım” tanımlamasının altı boş kalmasın! 1997/98 sezonunda Ligue 1’in şampiyonu olmuştu kuzey takımı. Abur cubur bir takım değil anlayacağınız.1956, 1957, 1977 ve 2002 sezonlarında şampiyonluğu kovalamışlardı. 2000 yılında UEFA kupasında yarıfinal oynamışlardı. Inter-toto Kupasını 2005 ve 2007 yıllarında kazanmışlardı.

Geçen sezon Ligue 1’in yine iddialı takımlarından biriydiler. Ancak sezonun seyri beklendiği gibi olmadı. Sezon başında Lens teknik direktörlüğüne Fransızların efsanevi golcüsü Jean-Pierre Papin getirilmişti. papin yönetimindeki Lens’de işler yolunda gitmedi. Sezon sonuna gelindiğinde Lens, Toulouse’un 2 puan gerisinde 18. sırada yer alıyordu. Bu da onların gelecek yıl Ligue 2’de mücadele edecekleri anlamına geliyordu. Lens geçen sezon Ligue 1’de 38 maçta 9 kez kazanarak, sadece 40 puan toplayabilmişti. Geçen sezon Ligue 1’den düşen takımlar Lens, Strasbourg ve Metz olmuştu. Bu sezon aynı üçlü Ligue 2’nin zirvesinde bulunuyor. Okumaya devam et

Nostaljik Futbol #2

Fotoğraf dünün ve bugünün anlam ve önemine uygun… 1985 yılındayız. Fotoğraftaki zat, o dönemde FC Mulhouse’un hem antrenörü hem futbolcusu. 1988’e kadar bu görevi sürdürmüştü. Ardından Jean-Michel Aulas onu Lyon teknik direktörlüğüne getirmişti. O şimdilerde Fransa milli takım antrenörlüğünü yapan Raymond Domenech…

Nostaljik Futbol Serisi

Fred ilk maçında iki gol attı.

Fred, Lyon ile yaşadığı problemli günlerin ardından eski takımı Fluminense’ye transfer olmuştu. Sao Paulo kentinin takımı Fluminense’de oynadığı ilk maçta da Brezilya’da eski günlerine geri döneceğinin sinyallerini verdi. Chaves Guedes Fred, efsane stadyum Maracana’da, Fluminense taraftarları önüne ilk kez çıktığı maçta Macae ağlarına 2 gol birden gönderdi. Maç 3-1 sona erdi…

Sao Paulo şehrindeki 3 önemli şey… Güneş, deniz ve futbol Fred’i eski günlerine döndürebilir. Fred daha önce Brezilya’da Belo Horizonte, América ve Cruzeiro takımlarında forma giymişti. 2002-2004 yılları arasında Brezilya liginde forma giydiği 57 maçta 34 gol atmıştı. Cruzeiro’da tavan yaptığı 2004-2005 sezonunda ise 43 maçta 40 gol atmıştı. Fluminense’de kendine olan güvenini yeniden kazanması uzun zaman almayacaktır.

Zidane’den sonra, Fransa…

Fransa, 2010 Dünya Kupası elemelerinde, dün gece oynanan maçta Litvanya’yı zar zor yenebildi. Maçın golü 67. dakikada Franck Ribery’den geldi. Hafta boyunca forvet hattındaki oyuncuları sakatlık sebebiyle birer birer kaybeden Domenech, maça da sürpriz bir forvet hattıyla çıktı. Fransız hoca forvet hattınının en önünde Henry, arkada ise Gourcuff, Ribery ve Luyindula’ya yer verdi. Kadronun sürpriz adamı Luyindula, yaşanan sakatlıkların ardından yaklaşık 4 yıldan sonra Mavilerin kadrosuna çağrılmıştı. Luyindula, 64. dakikada yerini Karim Benzema’ya bıraktı.

Dünya Kupası elemelerinde Grup 7’de yer alan Fransa’da, Litvanya galibiyetine rağmen işler açıkcası yolunda gitmiyor. Fransa grupta şu anda Sırbistan ve Litvanya’dan bir maç eksikle, 3. sırada yer alıyor. Zidane’dan sonraki milli takım bir türlü düze basamadı. 2010 Dünya Kupasına katılamayan bir Fransa, ülkede tam anlamıyla bir yıkım yaratabilir. Okumaya devam et