Ortasahan kadar konuşursun !

Günümüz futbolunda takımların limitlerini belirleyen, onlara maç kazandıran, maç kaybettiren bölgeleri kuşkusuz ortasahaları… 1998’de Fransa’da düzenlenen Dünya Kupasının ardından Avrupa futbolunda ortasaha futbolcuların önemi giderek arttı. Bugünlerde ise takımların orta saha profilleri sürekli güncelleniyor. Modern ortasaha futbolcularından artık oyunun hem ofansif, hem defansif yönünde yetenek sahibi olmaları bekleniyor. Bununla birlikte iyi bir orta saha oyuncusu güçlü, teknik, pas ve oyun zekası gelişmiş, mücadeleci ve tempolu olmalı. Anlayacağınız 10 parmağında 10 marifet olmalı!

1998 Dünya Kupasını Fransa’nın kazanması onların oyun şablonuna olan ilgiyi artırıp, Avrupa futbolunun da o yönde ilerlemesini sağlamıştı. Artık tüm takımlar Patrick Viera gibi orta sahalar arıyordu. Kuşkusuz 15 yıldır Arsenal menejeri olan Arsene Wenger ‘in başarısı da Avrupa futbolunu etkilemiştir. Çünkü Wenger’in oyun şablonundaki ortasahalar, her dönem tam da yukarda söz ettiğim gibi oldu. Bu orta saha kurgusu sebebiyle Arsenal her zaman tempolu ve diri futbol oynadı.

Madem bu şablonu Avrupa futbolunda Fransa yaratmıştı. İhtiyaca yönelik, gereken özelliklere sahip orta sahaları da yaratmalıydı. Altyapı konusunda Avrupa’nın en iyi sistemlerinden birine sahip olan Fransa, tempolu, güçlü, mücadeleci oyuncuları da Avrupalılardan çok, zaten istenen özelliklere genetik olarak sahip olan Afrika kökenli futbolculardan elde edebilirdi. Afrika asıllı futbolcuların Fransız altyapılarına küçük yaşlarda katılıp, iyi eğitim almaları sonucunda, Fransız takımları komple orta saha oyuncuları üretmeye başladı. Üretim o kadar başarılıydı ki, neredeyse tüm üst düzey Avrupa takımlarının ihtiyacı fazlasıyla karşılanıyordu.

Bugün Fransız takımları pazarın neredeyse üçte ikisini ele geçirmiş durumda. Orta sahası aksayan her takım gözünü Ligue 1’e çeviriyor. Olmadı Ligue ‘2… Fransız takımlarının orta saha elemanlarını sürekli pazarlamaları-elden çıkarmaları-, onları bozmuyor. Çünkü, neredeyse her takım orta saha oyuncularını yedekliyor. Bu konuda en üst nokta kuşkusuz Olympique Lyon… Michael Essien’i 3 yıl önce Chelsea tam 38 milyon euro’ya sattıktan sonra, sadece 1 yıl sonra Mahamadou Diarra’yı 26 milyon euro’ya Real Madrid’e satmışlardı. Lyon yönetimi bu bölgeyi yedeklemede gecikmemişti. Ligin sivrilen orta sahalarını problem yaşamamak için kadrolarına kattılar. Essien’in satışının ardından takıma Benoît Pedretti takviyesi yapılmıştı. Ancak Pedretti 1 yıl sonra Auxerre’e verildi. Diarra’nın satışının ardından(2006) ise şu an hala takımda olan ve adı büyük takımlarla anılan Jérémy Toulalan Nantes’tan alındı.  Son iki yılda ise birkaç yıl önce Şampiyonlar Liginde oynama başarısı gösteren Lille talan edildi. Geçen yıl başında Mathieu Bodmer 6 milyon sterlin karşılığında transfer edildi. Bu sezon başında ise benimde çok beğendiğim Kamerunlu orta saha oyuncusu Jean II Makoun 14 milyon euro karşılığında transfer edildi. Yukarda yazdığım transfer örgüsü işin sadece Lyon’la ilgili olan kısmı. Diğer Fransız takımları da bu kadar yüksek bedellerle olmasada orta saha pazarında söz sahibi konumundalar.

Fransız takımları önümüzdeki transfer sezonuna neredeyse hazır. Fransa da önümüzdeki yılların büyük takım yolcuları da birer birer belirmeye başladı. Yazımı burada sonlandırıyorum ancak ligin en gelecek vadeden ortasaha oyuncularını “Orta Saha:” başlığı altında sizlere aktarmaya devam edeceğim.

Kalın sağlıcakla…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s